• BIST 115.147
  • Altın 163,214
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 8 °C

İKİNCİ ÜNİVERSİTE VE KTÜ

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

İçerisi iyiden iyiye boşaltılmakta olan üniversite kavramının ve kurumunun vardığı noktada söylenebilecek sözleri bulmakta da zorlanmaya başladık. En hafifinden üniversite; sözü artık dinlenir olmaktan çıkmış, sıradan bir bürokratik kuruma dönüşmüştür. Beklenti sadece zekâ kullanımı gerektiren meslek öğretmekle sınırlanmış, bunun ötesine geçebilecek bütün yetenekleri uzunca bir süreç içerisinde ustaca köreltilmiştir.

Oysaki 20.yy’da tüm dünyada olduğu gibi bu ülkede de iddialı bir üniversiteleşme çıkışı yaşanmıştır. Toplumsal değişim ve dönüşümde öncü olmak gibi ulvi bir görevi uzunca bir süre başarıyla yerine getirmiştir. Ünlü İspanyol düşünür Jose Ortega Y Gasset’in de dile getirdiği gibi: Mademki eğitim bir gerçek durumu, kafamızdaki üstün bir tasarıma göre değiştirmektir ve eğitim ancak toplumsal olabilir, öyleyse eğitim toplumları değiştirme bilimidir. Buna eskiden politika derdik: şimdi politika bizim gözümüzde toplumsal eğitime dönüşmüş bulunuyor.”     

Bu tanımı referans alarak baktığımızda, günümüzde bırakın politikayı eğitmeyi ya da toplumsal eğitimi, artık üniversitenin bizatihi kendisi “eğitime muhtaç” hale getirilmiştir. İşin acı veren tarafı bu yumuşak geçişin; merkezi politikanın sihirli gücünü arkasına almış olan “ucuz” akademik kadrolar eliyle yaptırılmış olmasıdır. Kentimizin gündemine giren ikinci üniversite konusuna da keşke heyecan duyarak, akademik paradigma esaslı olarak bakabilseydik. Ama kazın ayağı öyle değil.

  •  

Trabzon için dile getirilmekte olan ikinci üniversite; büyük olasılıkla KTÜ’nün bünyesinde yer almakta olan bazı sosyal ve eğitim bilim içerikli fakültelerin yeni bir çatı altında toplanması şeklinde planlanmaktadır. Yani gerçekte yapılacak olan yeni bilim dalları ya da araştırma alanlarına yer verecek yeni bir üniversite değil; birbirine yakın alanların yeniden bir araya getirildiği ikiye bölmeden çıkan yarım bir üniversite…

Siyasetin ucuzluğu ölçülerinde alınmış böyle bir kararın kesin olarak uygulanacak olmasından bahisle bu konuda çok fazla yorum yapmanın abesle iştigal olduğu herkesçe malumdur. Benim esas olarak temas etmek istediğim konu KTÜ’den doğacak olan bu yeni yarım üniversite vesilesi ile KTÜ’de yeni bir yapılanma fırsatının elde edilebileceğidir.

KTÜ özü ve ruhu itibarıyla teknik bir üniversite olup, bu içeriğe uygun bir yapılanma hedefi ile kurulmuştur. Bölgenin mühendislik sorunlarının çözümüne ve uzman ihtiyacının giderilmesine yönelik olarak kurumsal bir kimlik kazanmış ve bu şekilde de uzun yıllar ülkenin önemli bir mühendislik merkezi olarak görev yapmıştır. Ancak özellikle 2000’li yıllardan itibaren KTÜ’nün mühendislik ayağı zayıflayarak, bu alanda iyiden iyiye içe kapanmaya başlamıştır. Buna karşın kadro, mekân ve donanım olarak hızla büyüyen, ancak hatalı sağlık politikaları sonucunda günümüzde “stop” aşamasına gelmiş olan bir tıp fakültesini de kucağında beslemiştir.  

Tıp fakültelerinin kamu hastanelerinden farklı bir yapısı ve işleyişi vardır. Hasta muayene, tanı koyma ve tedavi çok daha detaylı ve titiz bir şekilde ve daha fazla materyal kullanılarak yapılır. Dolayısıyla kaliteli hizmetin bedeli de kamu hastanelerine göre daha pahalı olmaktadır. Ancak bedeli yüksek olan bu kalite; ilgili bakanlığın umurunda olmadığından diğer tıp fakültelerinde olduğu KTÜ tıp fakültesinde de işler çıkmaza girmekte; eleman, materyal, yatırım konularında sayın tıp yöneticilerimiz halkla ve medya ile baş başa bırakılmaktadır. Oysaki arka planda siyasetçilerin kurnazlığı ve çıkarcılığı yatmaktadır. Farkındaysanız bunu hiçbir yöneticimiz açıkça dile getiremez. Çünkü iş al gülüm-ver gülüm ile maluldür.

  •  

Gelelim çözüme… Bence KTÜ tıp fakültesi yeni kurulacak olan ikinci üniversiteye bağlanmalıdır. Böylece KTÜ’nün esas görevi olan mühendislik içeriğinin yeniden canlanması ve iktisadi-idari bilimler, fen fakültesi, deniz bilimleri, orman fakültesi gibi yakın disiplinler ile ar-ge ayağı güçlendirilmiş bir yapıya dönüştürülmesi yerinde olacaktır. Bu durumda KTÜ’nün yeniden teknik kimliğine geri dönerek esas işini yapması da kolaylaşacaktır.

Tıp fakültesinin mevcut mekânının; orada görev yapmakta olan büyük bir akademisyen çoğunluğunun ve diğer bütün bileşenlerin de beklentisine uygun olarak kapsamlı bir kamu hastanesi dönüşmesi en makul çözümdür. Maalesef ülkemizdeki tıp fakülteleri birer bilim kurumu olmanın çok uzağında kalmış, sadece meslek aracı haline gelmiştir. Bunu en iyi şekilde orada görev yapmakta olan sayın hocalarımız bilirler. Bizlerin kendi alanımızda günlerce titiz bir şekilde inceleyerek hazırlamakta olduğumuz doçentlik raporlarını, tıp fakültesindeki birçok akademisyen; adayın bizzat kendisinden yazılı olarak hazır alıp, Üniversitelerarası Kurula kendi raporu olarak sunmaktadır. İş bu kadar bilimselliğin ve etik değerlerin dışına taşmış vaziyettedir. İşini gerektiği gibi yapmakta olan ve yakından bildiğim sınırlı sayıdaki hocalarımızı tenzih ederim, ama maalesef bu tür sulandırmalar yaygın bir şekilde yapılmaktadır.

Konu oldukça geniş bir içeriktedir. Fazla dağıtmadan söylemeliyiz ki; kurulacak ikinci üniversitenin bünyesine orta vadede yeni bir mekânda dâhil edilecek olan tıp fakültesinin, tamamen bilimsel bir içerikte ve tıp bilimini meslek olarak değil hakikaten bilim için yapma hevesinde olanlardan mütevellit bir yapıda tesis edilmesi uzun vadede sağlıklı olacaktır.

Sorunlar yumağı haline gelmiş olan KTÜ tıp fakültesinin ilgili bakanlığın da arzu ettiği gibi bir kamu hastanesine dönüştürülmesi halinde görün bakın ortada ne ilaç, ne materyal, ne eleman ne de “otopark” sorunu kalır. Birkaç ay içerisinde ortalık süt liman olur. Sadece sağlık hizmeti alma kalitemiz düşer, ama olsun kimin umurunda? Hem rektörlük atanmasında da (seçiminde değil!) tansiyon düşer, beklentiler azalır, herkes esas işine odaklanmaya başlar.

Bu arada, KTÜ ile ilgili olarak yapmış olduğumuz kritiklerden kimsenin alınganlık göstermesine de gerek yoktur. Sözümüz kişiler üzerinden sisteme ve çarpık yapılaşmaya yöneliktir. Amacımız sadece “kral çıplak” demektir. Bunu da herkes yapmaz.  

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.