• BIST 108.197
  • Altın 153,753
  • Dolar 3,8399
  • Euro 4,5165
  • Trabzon 13 °C

İKLİM ADALETİ

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

20-21 Eylül tarihleri, dünya sivil toplum örgütlerince “Dünya Küresel Eylem Günleri” olarak ilan edildi.

Bu yılın teması “iklim adaleti”. Verilen bu kararda, sokağa çıkacak insan sayısının milyonları bulması bekleniyor.

Eylemde vurgulanacak olan talep; “artık laf değil, eylem istiyoruz” olacak.

Türkiye’den de eyleme imza atan birçok sivil toplum kuruluşu var. Eyleme Türkiye’den de katılımın çok olacağı söyleniyor.

Yaşantımızı ne kadar yaşarsak yaşayalım ebedi olmadığı, kısa olduğu ve bir son olduğu gerçeği bizleri hep üzer ve korkutur. Çünkü son bir şeylerin bitmesi, nihayet yani ölümdür.

Acaba insan ölümsüz olsaydı, yaptığı bu kadar zulmün yanında daha nelere imza atardı.  

İklimlerin adaleti ne kadar doğru ve yerinde bir karar. İklimlere kendileri olmayı yasaklamışız, Ozonu delmişiz, dünyayı kirletmişiz, kimyasal silah, nükleer silah, termik santral derken iklimlerin hakkı olan zamanında yağmur, kar, güneş, çiçek, yeşil, kuşların göç etme hakkını hepsini altüst ettik. Kim etti tabii ki insan.

Haksızlığa uğrayan iklim intikam ateşiyle yanıp, tutuşuyor. Bize zamansız yağmur veriyor. Bereket dediğimiz yağmurlar artık ekinlerin ya da mahsullerin, sulanması gereken zamanda yani baharda değil, yazın yağıyor. Ekinsiz kalan çiftçi isyan ediyor. Mayısta dolu yağıyor domates, fındık, çay hepsi yanıyor. Bu ve buna benzer bir sürü haksızlık ettiğimiz iklim dengesiz davranarak insanları allak bullak ediyor.

Verimsiz toprak ve dengesiz mevsimler hepsinin tek suçlusu insan.

Oysa zamanında gelen mevsimlerde çiçekler zamanında açar, zamanından önce büyümek için koşmazlar. Renklerini insanlara zamanından önce göstermezler. Kokularını ise, rüzgarla savururlar.

Dört mevsimi artık zamanında ne yaşıyor, ne de görebiliyoruz. Değişime imza atan tek yetkili insan, mevsimleri bile değişime uğrattı.

Mevsimleri parçalayan insan; kışı görmezden gelince baharın nimetlerinden, yazın güzelliğinden ve sonbaharın haberciliğinden eksik kaldı.

İçinde bulunduğumuz ay sonbahardır. Sonbahar başlangıç ve sondur. Bu ayda hep bir şeyler ya başlar, ya da biter.

Hayallerini gerçekleştirmek, güç sahibi olmak isteyen insan; Hep bir iç hesaplaşma peşindedir. Oysa unuttuğu gerçek, bir hatıra olarak kalacağıdır.

Yeşil dünyamızın rengi soluyor. Elindeki doğal kaynaklar, her gün doğan yüzlerce bebek ile beraber, insanların geleceğini güvence altına almak için maalesef yeterli değil.

Nüfus arttıkça ve nüfus duyarlı olmayınca; su rezervleri, tarım alanları, doğal kaynaklar, biyolojik çeşitlilik hepsi azalıyor ya da yok oluyor.

Her gün yoğunlaşan nüfusa karşı ev yapmak ve korunmak hatta rant için onlarca ağaç kesiliyor; Ama doğa çıplak kalıyor. Ardında doğal afetler geliyor.

Denizlerimiz kirletiliyoruz ve bu sayede de canlı kaynaklarımızın muhafazası azalıyor. Gemi atıkları, petrol atıkları hepsi denizlerimizi kirletiyor. O da zamanı geldiğinde onları bize geri kusuyor.

Bitki türlerinin ve hayvan türlerinin gelecek nesillere aktarılması için hiçbir şey yapılmıyor. Yazları ormanlara gidip, mangal yapıp tüm bitki türlerini yakıyoruz. Bunun yanında ormanları yok eden termik santralleri de yapmaktan geri kalmıyoruz.

Tüm bu hainlik ve barbarlığın yanında “ne oldu bu mevsimlere” diyebilecek kadar da fütursuz davranıyoruz. Oysa mevsimleri tüm bu yaptıklarınla sen şaşırttın. Sen dengesiz hale getirdin. Senin dünyaya geliş sebebin dünyayı yok etmek değildi, dünyaya bir şeyler katabilmekti.

Acaba insanlığın yarattığı bütün bu felaketler ve çevre katliamı uzaydan nasıl gözüküyor?

Yok olan doğada artık ürünlerde azalmaya ve yok olmaya başlamıştır. Katkılı besinler imdat sinyali veriyor. Tavukları canlı, canlı telef edersen, yumurtasına kadar katkı yüklersen, her şeyde hormon olursa hastalıkta artar, ölümlerde artar. Ama tüm bu vahşeti insan sırf daha fazla para kazanabilmek için yapmıyor mu?

Büyük, lüks, konforlu hatta rant için açılan hastaneler kanseri maalesef önleyemiyor. Doğaya müdahale edip, hastane, otel, alışveriş merkezi, lüks siteler yaparsan doğa bu! İşi hiç belli olmaz, o da böyle çığırından çıkar. Sana felaket, hastalık vs verir.

Ben iklimleri, doğayı geri istiyorum. İnsanların bu kadar zulmettiği doğaya sahip çıkalım diyorum. Cezai yaptırımların bir an önce aktif hale gelmesini istiyorum. Şile yolunda hafriyat kamyonlarından işine gidemeyen insanların bu konuda susmasını anlamıyorum. Hafriyat Şile’yi rezil ederken, kamyonları da yollar ve insanları mahvediyor. Rant için susanlar, görmezden gelenler hatta bu işin müsebbibi olanlar, siz nasıl hesap vereceksiniz bu insanlık için.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.