• BIST 91.630
  • Altın 189,750
  • Dolar 4,7897
  • Euro 5,5819
  • Trabzon 22 °C

İLHAM VEREREK KARİYER YAPTIRAN ADAM

İLHAM VEREREK KARİYER YAPTIRAN ADAM
ilham Süheyl Aygül, 6 kitabı ile hayatlara yön veriyor

Röportaj:Bahar KURBAY 

İlk kitabı Beyaz Yakalının Seyir Defteri”  ardından beyaz yakalı üçlemesi, 4.kitabı “İlham Veren” 5. Kitabı ''Harika Kariyer'' ve son kitabı ''Kariyer Şovalyesi'' ile güzel bir çıkış yakalayan eğitimci, yazar, iş insanı İlham Süheyl Aygül, kariyer planı olan herkesin merak edeceği sorulara cevap verirken profesyonel bir göz olarak Trabzonspor’u değerlendirdi.

 

Beyaz yakalıların, kariyer dünyası olanların ve spor severlerin keyifle okuyacağı o röportajımız;

Kendinizi anlatır mısınız?

Trabzon doğumluyum. Yaklaşık 17 yaşından sonra Ankara, İstanbul, İngiltere farklı yerlerde yaşadım. Bankacılık sektöründe 18 yıl üst düzey yöneticilik yaptım. Yaklaşık 10 yılda Turkkariyer Yönetim Kurulu başkanıyım. Kitap, köşe yazıyorum. Yönetici mentorluğu ve kariyer koçluğu yapıyorum. Üniversitelerde Yüksek Lisans ve MBA programlarında  hocalık yapıyorum. Bazı STK’larda kurucu veya icracı yönetim kurulu üyesi ya da başkan yardımcısı olarak çalışıyorum. Bir çok oluşumda aktif görevlerim var.

Trabzon’dan çıkışınız nasıl oldu?

 Her Trabzonlu gibi iş imkanlarının ve eğitim alanlarının dar alana hapis olmuş olması nedeniyle Ankara’da işletme okudum. Daha sonra yurt dışına gittim. Önce bankacılık sektöründe müfettiş olarak başladım. Sonra bölge müdürlüğü, iş birimi başkanlığı şeklinde devam etti. Kapitalist sistemin, kazan-kaybet sisteminden çıkarak, kazan-kazan süreclerinin içinde olabileceğimiz bir oluşum nasıl olur noktasında arayışım oldu. Çalıştığınız işi severseniz mutlu olursunuz, sevdiğiniz işi yaparsanız özgür olursunuz. Çalıştığım işi seviyordum ama sevdiğim işi yapmıyordum. Güçlü yönlerimi, tutkularımı ve değerlerimi hayata taşıyabileceğim bir iş olmalıydı. Seveceğim, insanı ham madde olarak alabileceğim ve onlara yaratacağım bir iş olmalıydı. O dönemde finans sektöründe head-hunter (yetenek-avcısı)  firmaları hep yabancıydı.  Turkkariyer'i kurduk ve on senede binlerce yöneticinin transferine aracı olduk. Herkesin kazandığı bir iş modeli vardı.  Türk Kariyer, finans sektöründe önemli işler yaptı hala yapmaya devam ediyor. Bir çok kurum , CEO'su, 'C'  düzey yöneticileri bizim tarafımızdan konumlandırılmıştır. Tabi bu işin profesyonel kısmı.  Kurumsal istemci doğrultusunda yaptığımız. Bir de net-workumuz aracılığıyla herhangi bir ücret almadan yardımcı olduğumuz insanlar var. Bu da işimizin en besleyici ve keyifli kısmı.

 

Kaç tane kitabınız var ve isimleri?

6 tane kitabım var. ilk kitabım 2010 yılında “Beyaz Yakanın Seyir Defteri” finans sektörünün en çok okunanı seçildi. Beyaz Yakanın Seyir Defteri üçleme haline getirildi. Beyaz Yakanın Akıl ve Keyif defteriyle beraber. Daha sonra “İlham Veren”, Harika Kariyer ve en son Kariyer Şövalyesi... Ortak özellikleri ilk baskıda ilk haftada tamamı tükeniyor.

HERKESİN 3.ZARA İHTİYACI VAR

Kariyer Şovalyesi kitabınızda neler anlatıyorsunuz?

Kariyer Şovalyesi’nde şu mesajı veriyoruz. Romalılar der ki; Hayatta zarınız iki kez atılır. Birincisi siz dünyaya gelirken sizin dışınızda atılan, diğeri de sizin tarafınızdan atılan.  Yani kariyerde başarı faktörleri şans, hangi ülkede doğduğunuz, ailenizin kim olduğu, eğitim olanakları, yaşadığınız coğrafya ve iklim. İbni Haldün der ki; ''coğrafya kaderinizdir''Bugün Karadeniz’de doğan biriyle Ege’de veya Güneydoğu'da doğan birinin farklı olduğunu görebiliyoruz. Doğduğumuz yeri kaderimiz belirlese de yaşayacağımız yeri kariyerimiz belirliyor. Onun için iyi bir kariyere sahip olmak önemli. Bu konuda en kritik hazırlık ''kendinizi en iyi şekilde  tanımanızdan'' geçiyor. İkinci zarı her ne kadar biz attığımız söylense de Türkiye’de hele hele Trabzon’da bunu bizler irademiz altında atamıyoruz. Hayat rastlantı ve gereklilerden ibaret. Arkadaşınız sınava giderken sana da haber veriyor.  Bakıyorsunuz ki kariyeriniz bir yerlerde şekillenmeye başlamış. Bunun için insanların 3. Zara ihtiyacı var gerçekten. Artık başkalarının ipiyle tırmanacağı değil de kendi ipini doğru insanlara uzatacağı kendi güçlü yönleriyle turku ve değerleriyle varoluşçu bir kariyere ulaşacağı bir dönem olmalı diye düşünüyorum.  Ve 3. zarı kullanıp kendi ipini eline alanlara  KARİYER ŞOVALYESİ diyorum. Herkesin ama herkesin bir 3. zara ihtiyacı var.

HARİKA KARİYER...!

Bizim kitaplarımızı okuduktan sonra kariyer planlamalarını değiştiren çok insan oldu. Güçlü yönleri, değerleri, tutkuları konusunda yollarına ışık olabiliyorsak ne mutlu bize, herkes harika kariyerin kendi ayaklarına geleceğini veya birileri tarafından kendisine verileceğini umut ediyor. Ama böyle bir dünya yok maalesef. Harika kariyer bizim güçlü yönlerimiz, tutkularımız ve değerlerimizin karmasından oluşur. Bunların hepsinin bir arada bütünsel olması önemlidir. Sadece güçlü yönlerimizin peşinden gidersek makine oluruz. Sadece tutkularımız peşinden gidersek insanlıktan çıkarız. Sadece değerlerimizin peşinden gidersek vahşi ormanda ceylan masumiyetinde kalırız. Buraya kadar anlattığımız kısım işin sizle ilgili olan kısmı. Bir de başkalarına kattığımız değer, yarattığımız fark da çok önemlidir. Şöyle geriye doğru yöneticilerinize baktığımızda hangisi hayatınıza değer katmıştır. Koltukları gidince geriye ne kalmıştır? Apoletler sökülünce, koltuk gidince, yaldızları dökülüp, yıldızları sönüp kaybolup gittiler mi?  Yoksa sizle ağ değil bağ kurup iz bıraktılar mı? Hayatınıza dokundukları zaman onları hiç unutmuyor, peşlerinden gidiyorsunuz.  Bu anlamda kariyerin güçlü olup olmadığı konusunda  sizin ne düşündüğünüzle veya makamınız değil, siz gidince arkanızdan ne konuştukları belirleyicidir.  Liderlik yetkisiz etkiniz kadardır.

TRABZON DEĞERLERİNDEN FAYDALANSIN

Trabzon iş dünyasını değerlendirir misiniz?

Trabzon, çok değerli insan kaynağı, entelektüel sermayesi olan bir kent. Bu sermaye sürekli göç ediyor. Avrupa, Amerika’da çok farklı yerlerde güçlü ve etkin  konumlara  gelebiliyorlar. O yüzden gurur duyabileceğimiz donanımlı bir insan kaynağımız var. Ancak iletişim ve teknoloji çağında olduğumuz göz önünde tutarak bir şekilde kente katkı vermeleri mümkün kılınabilir. Amerika’daki nano-teknoloji laboratuvarında bir akademisyen ile  Karadeniz Üniversitesindeki bölümün öğrencileri ile  iletişim kurabilir. Sanat, spor, müzik, edebiyat, akademik alanda çok değerli yetişen insan kaynağımız var. Bu yapının Trabzon’a döndürülmesi için bir sempozyum mu olur, bu alanda başarılı çalışmaları olan BNU gibi bir dernek mi  olur, kamu veya üniversite mi olur bilemiyorum ama bu insanlar tespit edilmeli ve onlardan yararlanılmalı. Burada kimin yaptığımdan ziyade ne amaçla yola çıkıldığı kritik. Küstüren değil birleştiren ve kucaklayan bir yapı ve kurgu çok önemli.

Profesyonel olmayan kısmından bahseder misiniz?

Başta Trabzon olmak üzere  İstanbul’daki hemşerilerimizin bu tip talepleri olması halinde onlarla farklı platformlarda bir araya geliyor ve desteklemeye çalışıyoruz.  Amaç özellikle gençlerimize değer katmak.  Kariyerleri ilgi gelecek planlamalarına işaret levhası sunmak. Staj, burs, iş olanağı sağlamak.

“DEĞERLİ FİKİRLER TRABZONSPOR’DAN İÇERİ...”

Trabzon deyince Trabzonspor’u sormasak olmaz?

Kentimizin en önemli markası TS şüphesiz. Diğer markalarımızı, güçlü taraflarımız  ve değerlerimizi bastırsa da bizler efsane takımın güneşinde büyümüş bir kuşağız. En çok da geçmişin parlak günlerini biz biliriz yaş dönümü itibariyle. Bizim için her daim gurur kaynağı olmuştur.  Bu kentin bu coğrafyanın toprağından aldığımızı günün birinde bu toprağa geri vermek için tek yol TS olmasa da bu kentin en büyük markasına katkı sunmak da hepimizin boyun borcu. Trabzonspor’un son zamanlarda enteresan bir yapısı var. Genellikle siyasi enjeksiyonun yoğun olduğu bir kurum haine geldi. Bu bağlamda değerli fikirler kulübün kapısından içeri çokta süzülüp giremiyor. İstişareye çok açık değiller diye gözlemliyorum. Güzel bir önerimiz olmuştu. Çoklu katılımlı modeliyle gayrimenkul yatırım firması kurulması yönünde. Birçok İspanyol kulübü bu alanla ciddi finansal girdiler sağlamış durumda. Bu  başarılı örneği “Trabzonspor neden uygulamıyor?” gibi bir takım girişimlerimiz oldu. Ancak kulübün kapısından bu düşünceler  pek giremedi. Oysa inşaat sektörünün en önemli firmaları Trabzonlu, onlar yüksek katılım gösterebilir ve yurt dışında önemli bir Trabzonlu popülasyonu var bu yatırımı satın alabilir. İstek olursa kaynağımızı, bilgilerimizi kulübümüz ile paylaşmaktan onur duyarız. Trabzonspor bu konuda ortak aklı çok kullanan bir kulüp değil maalesef.

Trabzonpor’u yönetim ve teknik anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Balık baştan kokar. Bizim siyasi, sportif, kamusal oluşumlarımızda maalesef hep lider odaklı, ortak aklı pek kullanmak istemiyoruz. Biz yaptık, oldu mantığı çok geçerli, bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. İşin doğası gereği ''hiç birimiz hepimiz kadar akıllı olamayız'' Maalesef hepimiz, özellikle bazı başkanlar dünyanın esenliği için kendilerini gezegenin merkezi olarak konumlandırılmış durumdalar. Bu narsizmi aşmak lazım. Unutulmamalı ki; ''süperman ben süperim dediği için süperman değidir. Başkaları ona süperman diye çağırdıkları için süpermandir.''

KENDİNİ TANI”

Gençlere önerileriniz?

Apollon tapınağının kapısında da “Kendini Tanı” yazıyor. Mutluluğun kapısında da ‘Kendisi Olmayan Giremez’ yazıyor. Bu anlamda kendilerini tanımaları çok önemli. Yaşam perspektifleri kendilerinden daha geniş insanlara güçlü yönleri hakkında sorular sorabilirler. Koç veya Mentora gidebilirler. Kişilik envanterleri doldurabilirler. Hayatta cevaplandırılması gereken iki tane soru var. Birinci “ben kimim?” ikincisi “ben ne istiyorum?”. Bu iki sorunun cevabını doğru verirseniz kendi özgün romanını yazarsınız, doğru cevap veremezseniz başkalarının romanını yazarsınız. Ben kimim sorusunun cevabı real kimlik, ne istiyorum sorusunun  cevabı ideal kimliğinizi belirler. Gerçek ve düş arasındaki boşluğu doldurmak için bir aksiyon planı gerekli. Tabi üniversiteler öğretilebileni öğretirler. Üniversitede ders çalışır sınav olursunuz, hayatta sınav olur ders alırsınız. Bu anlamda duygusal zekalarını geliştirmeleri fevkalade önemli. Kendilerini aklıyla başkalarını kalbiyle yönetmek çok önemli. Yani duygu ve davranış arasına muhakkak aklını koymayı becerebilmeleri gerekiyor. Karadeniz insanının gerek aday bazında gerekse iş dünyasında ki yönetici örneklerinde öz yönetim yani bir anlamda ''öfke yönetimi'' denebilecek sorunu var. Duygu yönetimi konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Öfke yönetimini beceremiyorlar. O anlamda duygusal zekalarını geliştirmeleri çok önemli. Duygusal zeka analitik zekadan farklı olarak genetik değil, geliştirilebiliyor, öğretilebiliyor, öğrenilebiliyor. Analitik zeka sizi bir işyerine  girmenizi sağlar, ama duygusal zeka noksanlığı sizi o işte başarılı olmanızı engeller. Bir çok CEO’ya baktığımız zaman uzmanlığıyla işe alındığını duygusal zeka eksikliğinden işinden olduğunu görüyoruz.

Muhteşem bir sohbet oldu. Teşekkür ederiz.

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • “TRABZONSPOR NEYSE TÜRKİYE DE ODUR”19 Mayıs 2018 Cumartesi 12:48
  • ÜLKE UÇURUMUN KENARINDA HEDEF YENİ BİR ROTA18 Mayıs 2018 Cuma 12:09
  • Tenis öyle bir spor ki!17 Mayıs 2018 Perşembe 18:24
  • ‘BURADAN GERİ DÖNÜŞ YOK’11 Mayıs 2018 Cuma 17:33
  • Öztürk, "Güçlü AK kadrolarla durmak yok yola devam"05 Mayıs 2018 Cumartesi 12:47
  • TRABZON’U ÇOK SEVEN ELİF ADEM SIRLARINI PAYLAŞTI03 Mayıs 2018 Perşembe 16:50
  • NET SÖZLERİYLE DERS: VOLKANCA01 Mayıs 2018 Salı 11:30
  • HEKİMOĞLU TAKIMI TOPLADI25 Nisan 2018 Çarşamba 17:46
  • Trabzon’un geleceğe mirası turizm olmalı13 Nisan 2018 Cuma 11:45
  • TÜRKİYE'NİN YARALI PARMAĞI CİZRE VE ŞIRNAK12 Nisan 2018 Perşembe 12:49
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.