• BIST 92.709
  • Altın 211,956
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

İmamların maaşı ve Cami katkı parası!

Yer KULAK

Türkiye’de; Din, Diyanet üzerine övgü düzmek serbest, eleştiri getirmek yasak değil ama getirdiğinde ötekileştirilme bir yana ‘dinsiz’ damgası yiyorsun.
Dünya’da Birleşmiş Milletler’e üye 196 ülke var. Bu 196 ülke arasında, nüfusa orantılı olarak en fazla din görevlisi ve hizmetlisi istihdam eden ülke Türkiye’dir. Diyanet İşleri Başkanı geçenlerde, kurumda tam 144 bin 250 personelin görev yaptığını söyledi. Başkan Ali Işık; personelin 100 bininin imam-müezzin, 20 bininin kadrolu kuran kursu öğreticisi, 20 bininin geçici kuran kursu öğreticisi, 3 bininin vaiz ve bin 250’sinin de müftü olduğunu söyledi. Ortaokul, lise ve üniversitelerdeki öğretmen ve öğretim üyelerini de sayarsak imam hatip ve ilahiyatçıların sayısı rahatlıkla 200 bini geçer. Ayrıca, devlet dairelerinde ve belediyelerde de mesleği imam ve hatip olan onbinlerce insan çalışıyor. Diğer okulları bitirenler nasıl belediye ve devlet kurumlarında çalışıyorsa, öğretmenlik yapıyorsa ilahiyat ve imam-hatip mezunları da çalışabilir. Buna itiraz yok… 
Türkiye’de 100 bin civarında namaz kıldırma memuru olduğuna göre o kadar da cami var. Kuran Kursları ve kurslardaki mescit ve de camileri sayarsak rakam çok daha yukarı çıkar. Devlet kaba bir hesapla Diyanet işleri teşkilatına yılda en az 2 milyar dolar ödenek ayırıyor. Türk lirası olarak 11-12 milyar lira(eski para ile 11-12 katrilyon)… Ayrıca, Diyanet işlerinin hac, bağış, kira vs. gibi gelirleri var.
Diyanet İşleri Başkanlığı, artık denetleme görevi üstlenmeli. Bu işi müftüler ve personeli yapmalı… 
Camilerin ve kuran kurslarının giderlerini de, camiye giden veya gitmeyen vatandaş karşılamalı. 
Bu nasıl olacak derseniz?


Elektrik faturalarında TRT katkı payı var. Elektrik kullanan herkes TRT’ye haraç ödüyor. TRT; mesela İngiliz yayın kuruluşu BBC gibi siyaset üstü yayın yapsa, kesintileri normal karşılayabiliriz. Ama, TRT her gelen iktidarın maalesef borazanı oluyor.
TRT’ye nasıl katkı payı ödeniyorsa, camilerin din görevlileri için de elektrik ve su faturalarına mesela birer lirası zorunlu olmak üzere üç- beş liralık katkı payı eklenebilir. Kimi vatandaş ‘benden bir lira değil her ay on lira kesilsin’ diyebilir.
Toplanan parayı da, müftülüklerle birlikte mahalle muhtarları cami imamlarına, müezzinlerine dağıtabilir. Cami ve kuran kursu görevlileri de sigortalı ve sözleşmeli olarak işe alınmalı. Sözleşmeler kısa süreli olmalı.
Bu iş uygulamaya konulsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kesinlikle yılda en az 2 milyar dolar tasarruf eder. Bu yolla, dine yatırım yapma, dinden nemalanma işi de son bulur. Bu yazdıklarım inanıyorum ki toplumun yüzde 80’i hatta yüzde 90’ı tarafından olumlu karşılanacaktır. Karşı çıkan kesim ise yüzde 10-15’lik dilim olacaktır. Ve bu yüzde 15’lik dilim de ülkede etkin olduğu için bu tarihi önerim, kabul edilmeyecektir.

Vakıf üniversiteleri Vergi vermeli
Dünyadaki uygulamayı net bilmiyorum. Türkiye’de vakıflar, yasal olarak kar amacı güdemez, doğan karı ortaklara dağıtamaz. 
Peki uygulama böyle mi?
Türkiye’de 100’e yakın Vakıf Üniversitesi var. Öğrenci sayısı bir milyonun çok üzerinde, yıllık toplam ciroları en az 8-10 milyar dolar… Peki, vakıf üniversitelerinin topladığı bu paralar nereye gidiyor? Bu ülkeyi yönetenler neden bunun araştırmasını yapmazlar? Vakıf üniversiteleri kesinlikle, vergiye tabi olmalıdır. Vakıf Üniversitelerinde vergi işi, hem de peşin olmalı. Öğrencinin yatırdığı paranın en az yüzde 5’i direk Maliye’ye gitmeli. 

Yatak başı Vergi alınmalı
Devlet; otel ve motellerden vergiyi, akaryakıtta olduğu gibi peşin almalı. Otelin bir yatağının bir gecelik ücreti 100 lira ise devlet, müşteri parayı ödediğinde beş lira direk maliyeye gitmeli. Yatak ücreti 200 lira ise 10 lirası vergi olmalı. Bu kesinti KDV gibi mahsup vs. edilmemeli. Kesilen faturalardaki yüzde 18’lik veya 8’lik KDV’ler mahsup olabilir ama yatak vergisi direk Maliye’nin kasasına girmelidir.
Hükümet; bu üç önerimi bir iki yıl içerisinde yürürlüğe koysun kesinlikle yılda en az 6-7 milyar dolar, belki de daha fazla gelir elde eder.  
Şimdi bu satırları okuyanlar, bana tepki gösterebilirler. Ülkesini seven biri olarak görüşlerimi aktardım, öneri getirdim. Uygulama, ülkeyi yönetenlerin elinde.

Hasan KURT

********************

Bekçiler huzur getirdi!

bekciler.jpg

Gazetemiz spor müdürü Hamza Mısır, aynı zamanda Evin sitesi yönetim kurulu başkanıdır. Sitenin alanı geniş olunca ve de konut sayısı fazla olunca Hamza’nın işi de artıyor. Sitenin bir de parkı var. Bu park düne kadar gececilerin mekanı imiş. Hamza, mekana dadananları devamlı emniyete şikayet ediyordu. Ancak, son günlerde bu şikayet işi askıya alınmış. Nedeni de, bekçilik sisteminin gelmesi idi. Gece bekçiler, saat başı site ve çevrede dolaşınca, gececilerin de keyfi kaçtı ve parka uğramaz olmuşlar. Hamza, ‘Bu gece bekçilik işini kim düşünmüşse onlara teşekkür ediyoruz. Tabi park polisleri de görevlerini yerine getiriyor’ dedi. 
Trabzon Emniyet Müdürlüğüne Orhan Çevik atandıktan sonra, Trabzon’a gerçekten huzur geldi. 

*********

İğrenmek asil bir duygudur. Ve bir insanın alenen yapılan bir ahlaksızlığa karşı kesin tavrıyla alâkalıdır. 
Meselâ, Çamburnu’nun tepesine dökülen vahşi çöplerden ve etrafa saldıkları iğrenç kokudan oldum olası iğrenirim. Bilhassa Çanakkale’de hafif bir meltem estiğinde şehrin kokan altyapısından iğrenirim. Karadeniz’in enfes bir köyünde yapılmış beş katlı betonarme bir ev gördüğümde de iğrenirim. Bir tepeye çıkıp Uzungöl’deki mantar gibi türeyen betonlaşmayı gördüğümde kusacak gibi olurum. HES yüzünden Solaklı Deresinin çekildiğini ve suyunun lağım gibi akmaya başladığını, bunu fırsat bilen insanların balık tutmaya başladığını gördüğümde ise midem kaldırmaz, resmen kusarım. Moryayla’da öteye beriye saçılmış mermi kovanlarını, hayvanlar yemiş gibi etrafa saçılmış karpuz kabuklarını gördüğümde tiksinirim. İşkembesi geniş bir politikacı gördüğümde de durum hiç değişmez. Parası var diye alışveriş sepetini tıkabasa doldurup kasayı kilitleyen insanları gördüğümde ise gıda mühendisliği üzerinden iğrenirim. Yani benim iğrenme duygum hiç değişmez. Sadece şahit olduğum aşırılıklar karşısında ölçüsü ve formu değişir.
(Metin Kondel)

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.