• BIST 95.151
  • Altın 254,989
  • Dolar 5,7355
  • Euro 6,4814
  • Trabzon 27 °C

İmamoğlu Partisi!

Yer KULAK

  İstanbul’un seçilmiş ve YSK kararıyla mazbatası elinden alınmış başkanı Ekrem İmamoğlu, Trabzon’a gelmeden önce, ‘Trabzon’da hemşerilerimle Atatürk Alanında bayramlaşacağım’ dedi. 
  AKP’lilerin siyasal İslamcıları fırsatı ganimet bilerek adını kağıt üzerinde değiştirdikleri ve 15 Temmuz Şehitler ve Hürriyet Meydanı dedikleri, tarihi Meydan Parkı ve Atatürk Alanı, iğne atsanız yere düşmez vaziyette. Parkın içi dışı, yollar ve bayramlaşma alanı tıka basa dolu… Alana giremeyenler yolların kenarlarında… Gencinden yaşlısına… Kalabalığın bu denli fazla olacağı tahmin edilmemiş olacak ki, İmamoğlu ve Atatürk posterleri, Türk bayrakları yeterli sayıda dağıtılamamış.
Gerçi, kim, kimler dağıtsın ki, mitinge dönüşen buluşmanın organizatörü, partisi purtusu, derneği yok. Bayramın ikinci günü, insanlar köylerinde, tatilde. Araç yok. O yok bu yok.
   Buna rağmen Trabzonlular yediden yetmişe, gönülden, isteyerek Ekrem İmamoğlu’na destek vermek için Atatürk Alanına koşmuş.  Buluşma bitiyor, İmamoğlu’nun otobüsü insan seli arasından Atatürk Alanından sahile yarım saatte ancak gidebiliyor.
  Trabzon ve çevre illerde yarım asırdır mitingleri, toplantıları takip eden biriyim. 
Ben böyle bir şey görmedim. Evet, İmamoğlu’nun dünkü buluşmasından belki daha kalabalık miting olmuştur. Ama bu mitinglerin hepsi, istisnasız hepsi bindirilmiş kitlelerden oluşmuştu.
   Dün sağcısıyla solcusuyla, dindarıyla, genciyle yaşlısıyla Atatürk Alanını hınca hınç dolduran onbinler, İmamoğlu’nun ne söyleyeceğini değil, İmamoğlu’nu görmek ve destek vermek için kendi imkanlarıyla oraya toplanmıştı. Kalabalık üstelik heyecanlı ve İmamoğlu’nu sahiplenmiş.
Bana biri, dünkü buluşmayı nasıl gördüğümü sorsa, vereceğim tek cevap, ‘Bu bir halk hareketi’...
Bu olayın başka bir izah tarzı yok.
Bu satırları yazarken, İmamoğlu Giresun’a henüz varamamıştı. Espiye, Görele ve Tirebolu’da insanlar sel olmuş sahil yoluna akın etmiş. Otobüs Tirebolu ilçesini ancak yarım saatte geçebilmiş. Giresun’da da belediyenin önündeki alanda yine büyük coşku. Muhtemelen Ordu’da da aynı görüntü…
İmamoğlu, Türkiye’nin bir başka kentine de gitse tahminim o ki heyecanlı kalabalıklar daha da artacak. Siyasette, havayı yakaladığında önünde engel kalmaz aşarsın. 
Ekrem İmamoğlu’nun, kavgadan uzak, uzlaştırıcı söylemleri, yaşadığı mağduriyet ve ‘bu olay partiler üstü bir olaydır, bu bir demokrasi mücadelesidir’ sözleri toplumda karşılık bulmuştur. İmamoğlu, farklı görüşlerin ortak sesi ve umudu olmuştur.  
  Dün Atatürk Alanının bir baştan bir başa gezdik. İnsanların tepkilerini ölçmeye çalıştık. Bugüne kadar o veya bu nedenle AKP’ye farklı nedenlerle oy verdiklerini bildiğimiz insanların alkışlarla ‘her şey güzel olacak’ demeleri aslında önümüzdeki günlerde olacakların da işareti idi.
  CHP ve İYİ Parti’nin desteği ile aday gösterilen Ekrem İmamoğlu, bugün gelinen noktada partileri aştı. Ekrem İmamoğlu, artık bir marka hatta bir parti oldu. 
Ekrem İmamoğlu Partisi…
  Demokrasiye, hak, hukuk, adalete susamış, ekonomik krizden bunalmış, eğitim sisteminin yaz- boz tahtasına dönmesine, dinin siyasetin bir aracı haline gelmesine tepki gösterenler İmamoğlu’nun etrafında buluştu. 
Ekrem İmamoğlu’nun başlattığı bu halk hareketi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlık seçimini aşmıştır. Bu hareket yakın bir gelecekte AKP iktidarının sonunu getirecektir. Gidişat onu gösteriyor. 
Hasan KURT

****************

Eski Türkiye'yi beğenmiyorlar ya.
Sene 99, İskenderun'da ağır bakımda askerim.
Akdeniz yazında Ramazan bayramı geldi çattı. 
Bayram namazını kıldıracak imam bulmuşlar ama ortada okunacak hutbe yok!
Bölük komutanı sormuş soruşturmuş ve koca taburdaki tek Ofluyu bulmuş.
"Oflular hep hoca olurlar, bize bir bayram hutbesi yaz, bu resmi bir emirdir!" demişler. 
Çok fazla şeriat propagandasına girmeyen, vatanperver, ahlakçı bir hutbe yazdım. 
Bayram sabahı tank bakım hangarında mescidimizi kurduk. 
Tank paletlerinden merdiven gibi bir hutbe yaptık. 
İmam Türkçesi çok bozuk bir askerdi.
Kendim yazdığım hutbeden iki üç cümleyi zor yakaladım.
Ama imam tamamen askerlerden oluşan cemaate o manevi atmosferi kısmen de olsa hissettirdi.
Sonra nizami bir şekilde bayram namazını kıldık. Astsubaylar, teğmenler, çavuşlar, onbaşılar, erler bayramlaşıp kucaklaştık.
Yarbay Hacı Ömer Türk bir baba tavrıyla tek tek elimizi sıktı, bayramımızı kutladı.
Kısa devre arkadaşlarımızla çarşıya çıktık. 
Şimdikilere bakıyorum, becerip bir bayram namazı kılamıyorlar. 
Rükûya gitmeden secdeye giden çakma imamları var. 
Cemaat arkada rükûda imamı bekliyor. 
İmam doğruldu, ikinci rekâta başladı ama cemaat ilk rekâtta rehin kaldı.
Kimisi secdede, kimisi rükûda, kimisi ilk rekâtta, kimisi ikinci rekâtta, kimisi üçüncü rekâta kalmaya çalışıyor.
Aslında sayın bakanın bu bayram namazı Türkiye'deki durumu yansıtıyor.
Amerika Irak'a yönelik II. Körfez Savaşını yapmaya karar verdiğinde Irak'ın eski başkanı Saddam Hüseyin son bir hamle olarak İslam dünyasına hoş görünmek için canlı yayında makamında namaza durmuştu.
Allah Saddam Hüseyin'i o kadar şaşırttı ki, Saddam da o imam gibi rükûya gitmeden secdeye gitmişti. 
Şimdi de bunlar, giderayak rükusuz bayram namazı kılıyorlar. 
Kimi secdede, kimi rükûda, kimi kıyamda, kimi esas duruşta.
Ama sorsan cemaatle bayram namazı kılıyorlar.
Yani AKP’liler bir bayram namazında imamın söylediği ‘’Allahuekber’’i kurma kolunu çekmeden düşman üzerine çullanmak, ‘’semi’allahu limen hamideh’’i ise geriye doğru bir buçuk burgulu iki takla olarak anlıyorlar.  
(Metin Kondel)

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.