• BIST 113.659
  • Altın 332,917
  • Dolar 6,1512
  • Euro 6,6588
  • Trabzon 9 °C

İmamoğlu rahatsızlığı!

Yer KULAK

  AKP’nin siyasal İslamcı kanadının en büyük sıkıntısı, derdi ve de çekindikleri, korktukları isim tartışmasız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’dur. Bunun bir değil birkaç nedeni vardır. En önemli neden de İmamoğlu’nun ilk seçimde cumhurbaşkanı seçilme ihtimalinin yüksek olmasıdır.
Dün yerel gazetelerimizden birinde İmamoğlu’nun cemevlerinin ibadethane önerisine CHP ve İYİ Parti’nin onay verdiği, AKP ve MHP’li meclis üyelerinin karşı çıktığı ve ret edildiği belirtildikten sonra, ‘Alevi vatandaşlarımız hangi din adına ibadethane istiyorlar. Böyle bir isteğin yerine getirilmesi islamın iğfal edilmesidir’ dedi ve ardından da, ‘Alevilere mesaj veriyormuş. Tıpkı HDP ile oynadığı oyun gibi. Millet bunun cevabını seçimde verir’ mealinde bir yorum getirdi.
İstanbul seçimlerinde kimin kime, kimlere mesaj verdiğini herkes biliyor. Cevap verme işine gelince, evet millet sandıkta cevabını verdi ve Ekrem İmamoğlu 800 bin farkla seçimi kazandı. Yarın yapılacak bir seçimde bu fark katlanarak artacak. 
Bu kesimin endişesinin kaynağı da Ekrem İmamoğlu’nun önlenemeyen yükselişidir.
Laik bir ülkede cemevlerinin ibadethane sayılması insanları neden rahatsız eder? Kim hangi dine, mezhebe vs. inanıyorsa inansın. Bize ne? Camiye değil de cemevine gideceklermiş. Nereye giderlerse gitsinler. Bu onların tercihi… Yok gidemezsiniz demek, din ve vicdan hürriyeti ile bağdaşmaz. Bu ülkede yaklaşık 200 bin kişi din görevlisi, namaz kıldırma memuru, din öğreticisi adı altında devletten maaş alıyor. Bu insanlar devlet memuru. Laik bir ülkede Din görevlisi devlet memuru olur mu? Türkiye’de maalesef oluyor. Birde devlet ülke vatandaşlarının büyük bir bölümüne ibadethane yapıyor. Farklı inançta olanlar kendilerine de hak tanınmasını, ibadethane yapılmasını, bu ibadethanelere maaşlı dedeler anaların atanmasını istiyor. 

  Bizde kalkıyoruz, ‘Siz hangi din adına bunları istiyorsunuz’ diye karşı çıkıyoruz.
Bu soruyu sorarken, İslam dininde, Kuran’da para ile namaz kıldırma var mı? diye sormuyoruz.
                                                      ******

Gelelim İmamoğlu’na;
Önceki gün İstanbul’dan arayan bir gazeteci dostumuz, Rus devlet ajansında Ekrem İmamoğlu hakkında çıkan yazıyı okuyup okumadığımızı sordu. Rusya Devlet Ajansı, bizdeki Anadolu Ajansının muadili… Haberi okumadığımızı söyledik. Gazeteci, ajans haberinde Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tek rakibi olduğunu ve yapılacak ilk seçimde başkanlığı kazanma ihtimalinin çok yüksek olduğunun belirtildiğini söyledi.
Ekrem İmamoğlu’nun yükselişini iktidarın kontrolündeki Türk medyası da görüyor. Bu yükselişin önüne geçmek için İmamoğlu’nu HDP ile yan yana, muhafazakar  ve milliyetçi kesime karşı gösterme eylemi hız kesmeden devam ediyor. Ancak, bu hamleler toplumda karşılık bulmuyor. Çünkü vatandaş olup biteni görüyor ve Ekrem İmamoğlu’nu da artık tanıyor. 

  Önümüzdeki süreçte, İmamoğlu çok bariz yanlışlar yapmadıktan sonra ilk seçimde Cumhurbaşkanıdır.  İmamoğlu’ndan rahatsızlığın sebebi budur. 

Hasan KURT

                                                 ***********

Alman seyyah Karl Koch’un Çoruh vadisi izlenimleri!

  ....jpgAraştırmacı yazar, Mehmet Nuri Sunguroğlu, sosyal medya hesabında Trabzon ve bölge tarihi ile ilgili önemli paylaşımlar yapıyor. Sunguroğlu, Avrupalı seyyahların Trabzon ve bölgedeki gezilerini Türkçe’ye çeviriyor ve altın değerinde bilgiler veriyor. O yıllarda bölge insanının yaşantısını gözler önüne seriyor.
Alman seyyah Prof. Dr. Karl Koch, 1800’lü yılların sonlarına doğru Doğu Karadeniz bölgesine yaptığı seyahatte Çoruh vadisindeki bir bölgeyi ve insanları şöyle anlatıyor;
  ‘
Nöbetçi jandarmalar açlık içinde olduğumuzu tahmin etmiş olmalılar ki hemen ateşi yakarak son ihtiyatları olan pirinci tereyağında pişirerek önümüze koydular.
Ekmeğin lüks olduğu burada nöbetçilerin de ekmeği yoktu. Sanki suçluymuşlar gibi bize ekmek sunamadıkları için neredeyse özür diler gibiydiler. Biz ise önümüze konan yemeğin her lokmasına minnettardık. Öğleden beri meyveden başka bir şey yememiştik, midemiz açlıktan kıvranır olmuştu. Son kalan pirinç ile bizi doyuran nöbetçiler ise yarın gidip bir yerden pirinç temin etmeliydiler.

  Misafirperver jandarmalar sadece bizi doyurmakla yetinmediler, yumuşak yataklarını bize bırakarak kendileri sert toprağın üzerinde sivrisineklerin hedefi olmaktan da kaçınmadılar.
 
Bu yörelerin alçak vadilerinde ama özellikle pirinç ekimi yapılan ovalarında sivrisinekler doğanın bir parçası olarak her yerde vardırlar. Bunun deneyimini daha önce kaldığımız İspir'de yapmıştık. Bu kana susamış iki kanatlılar burada çok daha fazla ve sürüler halinde kurbanlarının üstüne çullanmaktalar.
 
İspir’de termometrenin en düşük seviyesi geceleri 16 derece idi, burada aynı saatlerde 2 derece daha fazla gösteriyor. Bu gibi şartların olduğu ortamlarda sivrisineklerin acımasız saldırıları karşısında veba gibi hastalıklardan korunmak kolay değildir ama Türkler bunun da çözümünü bulmuşlar ve ortamın sunduğu şartlarda geliştirdikleri bir pervane ile sinekleri uzaklaştırırken yaşam alanlarının serin tutulmasının çözümünü sağlamışlar.
 
Bu zeki Türkler önce akan dereden bir hark alarak harkın ucunun inceldiği yere yatay olarak bir çark koymuşlar. Çarkın ortasına 4 metre kadar yüksekliğinde diktikleri direğin tepesine koydukları iki koldan dört kanat yapmışlar. Bu kanatlara boyu yere kadar uzanacak keten kumaşlardan şeritler bağlamışlar. Sürekli olarak kendi ekseninde dönen tekerleğin ucuna bağlı olan keten şeritler dönüp savruldukça ürettikleri rüzgâr hem sivrisinekleri dağıtıyor, hem de ortamı serin tutuyor. Bu harika buluşa rağmen yine de birkaç defa ısırılmaktan kurtulamadım.
 
Derenin hışıltısının ve etrafın serinliğinin oluşturduğu ortamda tam uyumaya dalacakken nöbetçilerden birisinin çağrısıyla yerimizden fırladık. Gördüğüne göre bize refakat edenler atlarımızın eyerlerini indirmeye çalışıyorlardı. Belli ki atlarımızı alıp kaçmak ihtimali de mümkündü. Sesimizi duyan hırsızlar kaçmışlardı ama Lukas ile İbrahim Efendi ve Jandarmalar takip için arkalarına takıldılar.’
  Alman seyyah Koch’un eserinin çevirisini yapan  Mehmet Nuri Sunguroğlu’na teşekkür ediyoruz. 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.