• BIST 92.709
  • Altın 211,668
  • Dolar 5,4835
  • Euro 6,1905
  • Trabzon 11 °C

İMPARATOR

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Hayatın içerisinde kendimize makamlar, rütbeler, mevkiler yaratarak güçlü maskelerin arkasına saklanmaya çalışıyoruz.
Bu makamlar mevkiler hep bizlerin güvenceleri olur.
Adına güç deriz.
Varlığımızın makamından çok, varlığımıza ne kattığımız değil midir önemli olan?
Cenap Şahabettin diyor ki “yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir. Koşarak çıkanlar nefes darlığı çeker.”
Bu mevkilerde oturanların etkisi her insanda aynı mıdır sizce?
Mevkilerin şaşası insanın değerinin derecesi midir?
Yürüyerek bitmek bilmeyen makam odaları, abartılı mobilyaları, elimi nereye koysam kıvamındaki koltuklar ile makam sahipleri hangi psikoloji ile bu ortamları hazırlar; Bir dönem çok konuşulan Japon İmparatoru ve Of Kaymakamının makam odalarının ortaya çıkardığı manzara misali.
Bu tarz adamların mührü şaşa, mayası Arabik, ötesi abartı, berisi abartıdır. Önü, arkası her tarafı şaşaadır.
Onlar makam koltuk ister ama icraat yapmazlar. 
Bu bir çember gibi, dönüp duruyor ama değişmiyor. Acaba biz değişirsek bu döngüde değişir mi?
Türkiye’de son haftalarda tüm kesimler tasarruf önlemlerini tartışırken makam araçlarının şaşası, abartılı ve gösterişli düğünler vs yine almış başını gidiyor.
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasıyla beraber başlayan şaşa ve abartı sanki gelen kişilerin ulaşılmaz gökten zembille inen varlıklar olduğunu hissettiriyor.
Of Kaymakamı acaba o gösterişli odasında hangi projeleri hayata geçirdi. Nasıl bir Of hayal etti, Uzun gölü beton yığınına çevirenlerden biride şaşaayı seven kaymakamımız mıdır? Kendi odasından mı esinledi.
İnsanların kompleks ve zaaflarından faydalanmayı iyi bilen makamlar, insanları kendine kul ve köle ediverir.
 Mevki insan-ı şahaneden bir pay almanın derdindedir. Bunu da hep başarır.
Dışarıdan bir şeyler kazanmak için içeriden hep bir şeyler kaybediyor insan.
Huzurunu, bağımsızlığını ün, nam, şöhret, makam, mevki uğruna kaybedenler mutluluğu arar durur. Ararken de yine hangi rütbede olduğuna bakar durur.
Bu insanlar günde kaç kişiyle konuşur, kaç kişiyle bir sorunu halletmek için bir araya gelir, kaç kişiyle yazışır?
Çoğunlukla makam odalarında koltuklarında kaybolurlar, birileri onlar için işleri hallediverir.
Maskelerin ardındaki yüzler sizleri aldatmasın. Her şeyin kumandası kendilerinde zannederler. Kimseye gereksinim duymazlar ama içleri yapayalnızdır. O kocaman odalarda ışıksız ve yalnızdırlar.
Japon imparatoru ise oturduğu o mütevazı makam odasında ülkesinin milyarlarca dolar kar eden ekonomisine daha ne kadar katkı sağlayacağını düşünür durur.
Aradaki fark işte budur. Yani “düşünebilmek.

 


 


 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.