• BIST 103.912
  • Altın 161,822
  • Dolar 3,9206
  • Euro 4,6064
  • Trabzon 19 °C

İNANCIN ZAFERİ

Gürsel ÖZGÜR

Bu ay tarihimiz ve varoluşumuz açısından müstesna bir ay.30 Ağustos Zaferi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde emperyalizme vurulan büyük darbelerin en önemlisidir.

Yok edilmeye veya esarete düşürülmeye çalışılan ulusu yeniden diriltmiş dünyanın çağdaş ülkeleri arasında çok kısa sürede saygın yerini aldırmıştır.

Kısaca anımsayalım. 26 Ağustos 1922 günü saat: 04:30’da Yunan mevzileri top atışları ile dövülmeye başlanmış ve kritik yer olan Tınaztepe ele geçirilmiş ve harekat başarı ile sürmektedir. Piyadeler ve topçuların planı tam anlamı ile uygulamasına karşın Çiğiltepe’de Yunan birliği Türk taarruzuna karşı direniyor ve tepe alınamıyordu. Durumu öğrenmek için Albay Reşat beyi telefonla arayan Gazi Paşa yarım saat içerisinde tepenin alınacağı cevabı üzerine rahatlıyordu. Verilen süre geçmesine rağmen bir türlü tepe ele geçirilemiyordu. Gazi Paşa tekrar sürenin sonunda aradığında telefona çıkan şahıs Albay Reşat Beyin verdiği sözü yerine getiremeyince intihar ettiğini söylüyordu. Çok geçmeden tepede ele geçiriliyordu. Albay Reşat’ın bu onurlu hareketi Türk askerinin yurt sevgisinin ne kadar yüksek olduğunu göstererek, diğer nesillere de örnek teşkil edecektir.

Bugünün siyasetçilerine pek örnek olamamış ki verilen onlarca sözün yerine getirilmemesine rağmen bırakın intihar etmeyi koltuğu bile bırakacak kadar onuru ve cesareti olamayan azımsanamayacak kadar çok siyasetçinin olduğu bilinen bir gerçektir. 30 Ağustos'ta kazanmaya inanan Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ni birçok ulus örnek almış ve özgürlüklerini kazanmıştır. Yoktan var edilen ve sayısız kahramanlıklarla kurulan çağdaş ve laik Türkiye üzerindeki hayâsız saldırıları anlamak aslında zor olmamalıdır. Amaç Türkiye Cumhuriyeti’nin, çağdaş olmanın kazandırdığı güç ile dünya siyasetinde önemli yer tutmasını engellemektir.   

ABD ve emperyalist güçler yani Batı Dünyası dünyadaki egemenliklerini sürdürmek ve güçlü ülkeleri zayıflatmak maksadı ile dünyanın şekillendirilmesi işini son yıllarda hızlandırmıştır. Kendine karşı olanları rejim değiştirmek ve kukla yöneticiler vasıtası ile tasfiye etmişlerdir. Irak ve Afganistan’da rejimi silahlı, Gürcistan ve Ukrayna’da silahsız kuvvetlerle yıkmışlardır.

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da ise muhaliflerin silahlı ayaklanmasını başlatıp desteklemekle yapmaktadır. Türkiye’de ise destekledikleri bir partiyi (AKP) iktidara getirip istenilen rejim değişikliği olan ‘’ılımlı İslam’ı’’ kurarak Sünni cephe yaratılması ile Şii kuşağın çevrelenerek etkisizleştirilmesi ile yapmaya çalışmaktadır. Bu amaçla laiklik ve ulus devlet zayıflatılarak demokrasinin de güçsüzleştirilmesi ile otoriter dini bir rejim kurulması ile tamamen ABD’nin uydusu, mandası bir Türkiye yaratılmak oyunu sürmektedir. Dinin iktidar olduğu bütün Müslüman ülkelerde otoriter rejimlerin batı dünyasının şamar oğlanı olduğu ve kişiliklerini bulamadığı gerçeği artık görülmelidir.

            Ulus devlet ve laik yapı ortadan kaldırılırsa çağdaş ülkelerin kölesi olmak kaçınılmazdır. Batının bu sinsi planını fark eden TSK en büyük düşman olarak etkisiz hale getirilmeliydi. Batı bu kirli işi, zaten TSK’ya kin güden ve bu konuda çok ta hevesli olan AKP’ye sessiz devrim yaptırarak, hedefine ulaşmayı hedeflemiştir. Nasıl yapıldığını maalesef hukukun askıya alınması ile gördük. ‘’Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’’ vasıtası ile İsrail’e müzahir(yardımcı) bir devletin kurulmasını isteyen emperyalist güçlerin hedefini gören ve karşı çıkan TSK uydurma Balyoz, Ergenekon vb. davalarla etkisizleştirilmeye çalışılmış ve halkın çoğunluğu ise izlemekle yetinerek yaklaşan tehlikeyi pek te önemsememiştir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler için yılanlı günler maalesef yakındır.

            Asker de yaşadığı bu ahlaksız ve hukuksuz davalardan ders çıkarmalıdır. Kendi içindeki gönül birlikteliği daha da sağlamlaştırılmalı, savaşta birbirinin kolunda öleceği bilinci ile daha da kenetlenmelidirler. İçlerindeki çürük yumurtalar ayıklanmaya devam edilmelidir. Göstermelik ve günü kurtarmadan ibaret olan tüm faaliyetler terk edilmelidir. Toplumun her kesimi ile bütünleşmeli ve halk ile her fırsatta kucaklaşmalıdır. Orduevleri ve sosyal tesislerden yararlanan sivillerin sayısı artırılmalıdır. Asker çocukları babaları ölse dahi sistemde tutularak kimlik kartları alınmamalıdır. Askeri yargı sorgulanmalıdır zira burnundan kıl aldırmayan askeri hâkim ve savcılar burnunun ucunu görememiştir. Askeri okuldan mezun olan rütbeliler çok iyi savaşçı olmalı, tarih konusunda yeterli olmalı, askeri bilgilere tam sahip olmalı, stres kontrolünü başarmalı, halk ile iletişimi iyi sağlayabilecek yetenekte olmalı, tercihen biri bölge olmak üzere iki lisan bilmelidir. Mühendislerin harp okulundan yetişmesine gerek yoktur, müfredat tan mühendislik konuları çıkarılmalıdır. Emekli askerler siyaseten sorumluluk almalı ve toplumla bütünleşmelidir, kendi kurdukları derneklere, orduevleri ve sosyal tesislere bağlanıp kalmamalıdırlar.

         Uluslararası ittifak ülkeleri ülkeye göre tavır almışlar ve çifte standart uygulayagelmişlerdir. Bu bilinçle hareket ederek her birey kendisini önemsemeli ve ülke sorunlarının kaynağını, sebebini ve çözümünü çok iyi bilmelidir. Milli birlik ve beraberliğe zarar veren hareketlerden kaçınılmalıdır. Etnik, mezhepsel ayrımları doğuştan gelen bir özellik olarak görmeli kimsenin kimliği sorgulanmamalıdır. Birbirine saygılı, düşmanlıktan uzak, Batının uşağı olmayan ülke olmaya devam edebiliriz, yeter ki oynanan oyunlara tepkisiz kalmayalım. Atatürk’ün "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir milletin evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.’’ sözü çok şeyi anlatmaktadır, iyi okunmalı ve özümsenmelidir. Birbirini yok sayan anlayışla sorunların çözümü olası değildir. Bu zihniyet kadar tehlikeli bir yığın daha var, onlar da tarafsız kalarak izleyenler. İtalyan yazar Dante; onlar için ‘’cehennemin en karanlık yerleri buhran zamanlarında tarafsız kalanlar içindir’’ demekle ne kadar haklıymış. Ülke sorunlarında tarafsızlık ve umursamazlık içinde bilgisizlik de affedilemez. Toplum yaşamına katılımcı yaklaşımlarla etki yapmak yani bilinçli toplum olunma hedefine ilerlenmelidir. Son yaşanan olaylara bu çerçeveden bakmalıdır. Batının tek amacı vardır, sömürgeciliğini sürdürmek, yeni sömürgeler oluşturmak ve yeni sömüren ortaklar yaratmamaktır. Çözüm bizim elimizdedir. Sömürgecilere fırsat vermemek, araştırmak, okumak, bilgili ve duyarlı olmak… Ne Amerika ne AB, tam bağımsız Türkiye!                                               

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Sağlıcakla kalın, saygılarımla… 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.