• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Trabzon 9 °C

İnleyen Nağmeler Ruhumu Sardı

Turhan EYÜBOĞLU

Bu şarkıyı anlayarak ve hissederek dinlediğimde sanki gerçekleşmeyen hayallerin şarkısıymış gibi geldi bana! Neşeli bir görüntüsü olan bu şarkı, mutlu rüyalardan korkup, uyanınca her şeyin yalan olduğunu gören birinin hayallerinin yok oluşunu andırır gibidir!
 
 Bu şarkıyı duyduğunda, her duygudan garip bir neşe duyar insan. Tek amacının neşe kattığını sanmıyorum; hüzünle neşeyi karma yapmış gibi geliyor bana. Her ne kadar müziği insanın içinde bir hüzün uyandırsa da sözleri aşkı ve mutluluğu anlatır. 
'Arzular orada, dert oradaydı!' dizesinde o dert kelimesi nasıl olmuş da şarkının içine yerleşmiş, anlamak mümkün değil! Uçan kuşlarla martılardan farklı şeyler olarak bahsedilmesine güfteci Zeynettin Maraş’a olan saygımdan dolayı laf söylemiyorum; ama böylesine mutlu bir şarkının içinde dert olmamalı, diye aklımdan geçirdim.
 
 Biliyorsunuz nağmeler değil; aslında nağmeleri notaya döken bestekar ve onu yazan şairin hayalleridir muhterem olan! Sadece bize hitap eden bir hayal değil, gerçek olmaları ihtimalinin verdiği mutluluk ve özlemdir. Şimdi size tanıtacağım bu üstadı unutmayın! Pek çok şarkıyı o size armağan etmiştir. İleride göreceksiniz.
                                                        ********

  Zeynettin Maraş, udi Muazzez hanım ile noter Memduh bey'in oğludur. 1927'de Suadiye'de iki katlı, bahçeli, ahşap bir evde dünyaya gelmiş. Haydarpaşa ve Kabataş Lisesi'nde okuduktan sonra 1952 yılında Denizcilik Bankası'nda muhasebeci olarak çalışmaya başlamış. Nazik, kibar, tam bir İstanbul beyefendisidir.
Annesinden etkilenerek öğrendiği ud sanatını yine anne ve babasının teşvikiyle ilerletmek için ortaokul sıralarında iken komşularının evlerindeki meşk meclislerine katılarak o devrin en ünlü müziki sanatçılarından eğitim almıştır. Yedek subaylık bitiminden sonra başladığı İstanbul Belediyesi Konservatuarı'ndan 1953 yılında mezun olmuştur. İlham perisinin varlığını ispat edercesine güfteyi ve besteyi bir anda yazan üstadlardandır.
Üstat yeni evlenmiştir. Eşiyle bir bahar günü deniz kenarına gider. Gittikleri yer, sanki tüm sevgililer orada buluşmuş gibi kalabalıktır. Herkes olduğu ortamdan zevk almaktadır. İnsanların bakışları ve duruşlarından öyle anlaşılıyordu. Toplulukta bulunan herkes şarkılar söyleyip eğleniyordu.
Harika bir bahar günüydü. Yeşil çimlerin üstünde oturmuş, denizde uçan martıları seyrediyorlardı. Oturdukları yeri yeni açmış çiçeklerin kokusu sarmıştı. Etrafa yeşil, tatlı bir bahar hakim olmuştu. Orada toplanan insanların nağmelerine üstat eşlik etmeye başladı.
"Bey, bey!" diye uzaktan bir ses geliyordu kulağına şarkısını söylediği anda. Bu eşinin sesiydi. Halbuki eşi yanında oturuyordu. İçinden "Allah Allah! Bu ses nereden geliyor?" diye arkasını döndü. Birden sarsıldığını hissetti; zira eşi eliyle onu hafifçe sallıyordu.
"Bey, bey!"
Gözünü açtı; eşi gülümseme ve şaşkınlık arası bir yüz ifadesiyle ona bakıyordu. Ancak onun kulağındaki nağme hala devam ediyordu. Kendini yastığa doğru çekerek yatakta oturdu.
"Bey kaç dakikadır sesli olarak bir şeyler deyip nağmeler söylüyorsun. Rüya gördüğünü anladım; ancak meraklandım bir şey oluyor diye."
"Hanım bir şeyler oldu! Bana bir kağıt ve kalem verir misin?"
"Tabii hemen getiriyorum!" deyip yataktan fırladı ve az sonra kağıt ve kalemi ona getirdi.
"Hanım şimdi bana bir şey söyleme! Şu aklımdaki güfteyi kağıda geçireyim. Ne olduğunu sana söz, anlatacağım!" deyip aklındakileri kağıda geçirmeye başladı. Mısraları yazarken besteyi de yapmıştı. İlham gece rüyasında kendisine iletilmişti. Gülerek eşinin yanına geldi.
"Keşke tüm besteler böyle gece kulağıma fısıldansa ben de sabah notaya döksem."
Az önce yazdığı mısraları eşine uzattı ve rüyasında gördüklerini ona anlattı. Eşi yazdıklarını okumaya başladı.
                                                   *********

İnleyen nağmeler ruhumu sardı
Bir rüyâ ki orda hep şarkılar vardı
Uçan kuşlar, martılar
Yeşil, tatlı bir bahâr
Gülen, şen sevdâlılar vardı

Arzular orada, zevk oradaydı
Bir deniz ki aşk dolu dalgalar vardı
Uçan kuşlar, martılar
Yeşil, tatlı bir bahâr
Gülen, şen sevdâlılar vardı

*
Salonda hazır bekleyen udunu eline aldı. Her zamanki yerine oturarak az önce yazdıklarını notasıyla beraber eşine çaldı ve okudu. İşte bu şarkı o günden sonra Zeki Müren’in okumasıyla bir klasik oldu.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.