• BIST 92.322
  • Altın 189,164
  • Dolar 4,7936
  • Euro 5,5865
  • Trabzon 25 °C

“İnsan Hürriyeti’ni satar mı?”

Eray Altındaş

Türkiye’de yazılı basının “Amiral Gemisi” unvanlı Hürriyet Gazetesi yüklü dolar karşılığında el değiştirdi... Bildiğim kadarıyla bu durum Hürriyet’te ikinci kez yaşandı… Tezvirata gerek yok, Hürriyet’in, Doğan’dan ayrılıp, Demirören Gurubuna geçmesi, içimde karışık duygulara neden oldu…
Doğrusunu isterseniz gazetecilik mesleğinde “ilk göz ağrım” olan Hürriyet’in, satışla  Türkiye’nin gündemine gelmesi, bendeniz  çok eskilere götürdü… Geçmişte kalan acı ve tatlı günler yeniden hafızamda tazelendi…
Hiç şüphe yok ki, Hürriyet, insanların haber alma hakkını ve gerçekleri en doğru bir şekilde öğrenmesi için büyük özen gösterdi… Onun için Logonun hemen yanındaki  Atatürk ve Türk Bayrağı’nın  altında “Türkiye Türklerindir” yazılan gazeteye  vatandaş “Amiral rütbesini” verdi.
Bu titiz çalışmayı, şahit olduğum bir örnekle sizlere anlatmak isterim…  
Sene 1984 veya 85 Gazetenin başyazarı Oktay Ekşi’nin makalesinde unutulan virgül yüzünden 15 bine yakın basılmış gazete piyasaya sürülmedi… İadeye ayrıldı…
Ayrıca, Hürriyet Gazetesi’nin  Aydın Doğan’dan önceki patronu Erol Sımavi  ve oğlu Sedat Sımavi kaliteli bir gazeteyi okuyucularına sunmak adına  meslekte tecrübeli ve nitelikli insanları hep bünyesinde barındırdı… Suikast soncu  rahmetli olan Çetin Emeç bunlardan sadece biriydi…
***

Televizyonların ve internetin olmadığı dönemde “dördüncü güç” olarak adlandırılan basının başını Hürriyet Gazetesi çekti… Okuyucularının karşısına kılı kırk yararak çıkan, Türk basının “amiral gemisi” hükümetlerin karşısında, ilke edindiği yayın politikasından taviz vermedi…
Çok güçlü yazarlara sahip olan Hürriyet, darbeden sonra  iktidara ilk kez gelen ANAP ve onu Genel Başkanı aynı zamanda Başbakan Turgut Özal ile  ters düştü… Hürriyete baskılar yapılmaya başlandı.
Bir gün 1’inci sayfanın n en tepesinde sür manşetten Erol Sınavi, “Sayın Başbakan” başlıklı  bir yazı kaleme aldı… Hatırladığım kadarıyla Simavi basının dördüncü güç olduğunu korkmadıklarını açıkça başbakana söylüyordu… O gün Hürriyetin Erzurum Tesislerinde   gece başlayan baskı ertesi gün öğleye doğru bitti.
Aradan zaman geçti… Hatırı sayılı insanların araya girmesi sonucunda rahmetli Turgut  Özal ile Erol Sımavi’nin arası düzelir gibi oldu… Buna rağmen Hürriyet en baştaki çizgisinden hiç sapmadı… Yine okuyucularına gerçekleri duyuramaya devam etti.
***
 
Özal, ANAP’la ikinci kez sandıktan birinci parti olarak çıktı…  Daha da güçlenmişti… O yıllarda “Türkiye’nin en iyi gazetesi”  sloganıyla birde Sabah yayına başlamıştı… Hürriyet’in gerçek manada bir rakip olmuştu… Yayına başlayan Sabah Gazetesi her hafta başında gazetelerin tirajları veriyor… Hürriyeti geçtiklerini derç ediyordu…
Basında bunlar olurken, Turgut Özal Cumhurbaşkanı olmuş Çankaya’ya çıkmıştı… Ama geçmişte kalan “kırgınlık” bitmemişti… Bu kez de Sabah gazetesinde Hürriyet satılıyor veya satılacak türünden haber çıkmaya başlamıştı.
Erzurum Matbaası yazı işlerinde günlük işlerin hazırlıkları yaparken baskı dairesinden telefon geldi… “İstanbul’dan aradılar, bu gün tirajımız üç katına çıkmış… Sayfaları erken verirseniz sıkışmayız” dediler.
Meraklanmamak elde değil… İstanbul Yazı işlerinde samimi olduğum arkadaşları aradım… “Neler oluyor” diye sordum… “Burada bir hareketlilik var… Ama ne olduğunu bilmiyoruz… Nasıl olsa akşama öğreniriz…” cevabını aldım
Bizler Erzurum matbaasında o gün ki işlerimizi bitirdik… İstanbul’dan da tek tek sayfalar geliyor… Her gelen sayfayı didik didik inceliyoruz… Anormal durum yok… Makine dairesi kalıpları bağlamış son sayfayı bekliyoruz…
Yani Hürriyet’in birinci sayfasını…  Faksta çalışan arkadaşlar “son sayfa taranıyor”  diye haber verdiler… Hepimiz dört dakikalık işlemin tamamlanıp makinenin bitti düğmesini yanmasına kilitlendik…  
İstanbul’dan gelen sayfada tek çizik bile yok, tertemiz… Ancak manşette  dokuz sütuna yarım sayfa bir yazı… Kaleme alan gazetenin patronu yine Erol Sımavi, başlık aynen şöyle… “İnsan Hürriyeti’ni satar mı?”
Yazının sonunda ise rahmetli Erol Simavi, babası Sedat Simavi’nin gazetecilere verdiği bir öğüdü derç etmiş…
“Kalemini kır ama satma sakın…”
***  

Şimdilerde mesleğine sadık kalıp, güce tapmaktansa “kalemini kıran” kaç gazetecinin kaldığını söylemem mümkün değil… Onu siz sevgili okurların takdirine bırakıyorum… Ama bu satış beni yeniden eskilere getirdiğin rahatlıkla söyleyebilirim…

Hangisine inanalım?

Yerel seçime bir yıldan az zaman kaldı… Bu bağlamda partilerde de hazırlıklar başladı… Özellikle AKP yeni projelerle veya eskiden seçimlerde söz verilip de yapılmayanlarla halkın karşısına çıkıyor…
Yıllar önce Trabzon’da da yapılması gündeme gelen Şehir Hastanesi bu günlerde AKP’lilerin dilinden hiç düşmüyor… İlk önce 25 Mart’ta 6. İl Kongresinde AKP’nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan hastaneyi 900 yataklı olarak açıkladı…
Geride kalan Salı günüde AKP Trabzon Milletvekili Ayşe Sulha Köseoğlu Şehir hastanesinin YPK’dan çıktığını söyledi… Ancak Vekil Köseoğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aksine yapılacak hastaneyi 1100 yatak olarak açıkladı…
Şunu merak ediyorum…
Şimdi  Erdoğan’ın dediği mi olacak, yoksa vekil Köseoğlu’nun?..Umarım vekil Köseoğlu’nun dediği olur…

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.