• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Trabzon 13 °C

'Irak sınırı değişmeli'

'Irak sınırı değişmeli'
Genelkurmay eski Başkanı Karadayı dağlardan geçen bir sınırın kontrol altına alınamayacağını söyledi

Kuzey Irak'a iki büyük sınır ötesi harekâtı gerçekleştiren ve 28 Şubat sürecini yaşayan emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın çok önemli bir saptaması var: Irak'la hududumuz dağların zirvesinden geçiyor ve kontrolü çok zor. Bu, İngiltere'nin yaptığı bir iş. Bence, ileriyi düşünerek yapmışlar. PKK sınırın bu özelliğinden yararlanarak sızıyor

PKK'yla geçen 24 yılın komutanları

Org. İsmail Hakkı Karadayı Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı döneminde (1994-1998) Türkiye, hem 28 Şubat sürecini yaşadı hem de PKK'yla mücadelede iki büyük sınır ötesi harekât gerçekleştirdi. 28 Şubat'ı "Türk ordusu, İran ordusunun düştüğü hataya düşmemeli" diyerek özetleyen Karadayı Paşa, PKK olayını da "isyan" olarak niteledi. Karadayı Paşa'yla, kitap çalışmam için yaptığımız değişik tarihlerdeki sohbetlerde ve açıklamalarında PKK ve PKK'yla mücadele konusundaki görüşlerini şöyle özetlemem mümkün:Karadayı Paşa PKK'yı şöyle tanımlıyordu: "PKK olayı geçmişteki Kürt hareketlerine göre organize bir isyandır. Geçmişteki kalkışmalar, örneğin Şeyh Sait olayı, PKK olayına göre şuursuz hareketlerdi. PKK ise örgütlü, organize, dış desteği yüksek, ayrı bir devlet hedefine yoğunlaşmış tam bir isyandır. Türkiye'de tehlikeli bir gidiş var."

'Kimlik ayrımı hainliktir'PKK ve siyasi alandaki temsilcileri "iki kurucu ulus" tan söz ediyorlar. Üniter yapı içinde bunun anayasaya geçirilmesini istiyorlar. "Bağımsızlıktan vazgeçtik" diyorlar. Karadayı Paşa bu yaklaşımı şöyle değerlendiriyor:"Bunlar konjonktüre göre değiştirdikleri açıklamalar. İnandırıcı değildir. İsyanın amacı ayrı bir devlet kurmak, Türkiye'yi parçalamaktır. Olayı bir kimlik sorunu gibi başlattılar. Ortaya böyle bir sorun attılar. Adına da 'Kürt kimliği sorunu' dediler. Bu çok tehlikeli ve yanlış bir ayrımdır. Türkiye'nin kimliği Türktür. Başka kimlikler ortaya çıkarırsanız bu diğerleri için de emsal olur. Başka kimlikler için de hayaller kurulur. Bu Türkiye'nin kuruluş felsefesine aykırıdır. Bu açıdan bakınca Türkiye'nin geleceğini iyi görmüyorum. Türkiye'yi kimliklere ayırmak hainliktir."Karadayı Paşa'nın çözüm konusundaki görüşlerini ise şöyle özetleyebiliriz:"Bu sorun Türkiye'nin kendisini iyi anlatmasıyla çözülebilir. Dış etkenlere karşı doğru politika izlemekle çözülür. Türkiye'nin jeopolitik, ekopolitik önemi çok iyi anlatılmalıdır. Kurucu felsefesi, kurucu ilkeleri çok iyi anlatılmalıdır. Türkiye'nin parçalanmaya çalışılmasının nelere yol açacağı iyi anlatılmalıdır."

'Terörist başka, terör başka'Karadayı Paşa, terörle mücadele etmenin teröristle mücadele etmekten çok farklı olduğunu düşünüyor. Teröristle mücadelenin kolay olduğunu, nitekim, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bunu başardığını ama terörle mücadelenin daha kapsamlı olması gerektiği kanısında: "Ben 1980'li yıllarda Elazığ'da sıkıyönetim komutanıydım. Bölgeyi gezerdik. Bingöl'e giderdim. Sonra Kuvvet Komutanı olarak da gittim. Orduevinde bir adam yanama yaklaştı. 'Paşam' dedi, 'Siz teröristi niye burada arıyorsunuz, gidin Meclis'te arayın.' Bu çok anlamlı bir sözdü. Şu açıdan : Asker teröristle mücadele eder. Onu etkisiz hale getirir, yakalar, teslim eder. Ama terörle mücadele çok daha farklı, çok daha geniş bir kavramdır. Terörle mücadelenin ekonomik, politik boyutu vardır. Teröristle kolayca mücadele edersiniz. Terörle mücadele ise sadece askerin işi değildir."

'Harekâtta baskın esastır' Karadayı Paşa, komutanlığı döneminde 1995 ve 1997'de gerçekleştirilen sınır ötesi harekâtların başarısını "baskın" faktöründe görüyor. Teröristle mücadelede bu faktörün esas alınması gerektiğini savunuyor.Karadayı Paşa, komutanlığı sırasında yapılan harekât ve operasyonlarda bu esasa sık sıkıya bağlı kaldı. Operasyonları, PKK'nın beklemediği anlarda baskın olarak gerçekleştirdi. Karadayı Paşa'ya göre baskın faktörünün önemi şu:"Bana göre teröristle mücadelede baskın faktörü olmazsa risk artar. Siz baskın konumunda olacaksınız, savunma konumunda değil. Biz yaptığımız sınır ötesi harekâtta bu esasa uyduğumuz için başarılı olduk. Baskın gücünüz olacak ve baskını da hissettirmeden yapacaksınız. Önceden ilan edilerek baskın yapılmaz. Bunun zararını da geçmişte gördük. Biz böyle bir baskın hazırlığı yapmıştık."

  Bir yerde İngiliz parmağı varsa dikkat edeceksiniz

Irak sınırının yanı sıra Suriye sınırının da petrol bulunan alanlarla Türkiye'yi ayırdığını belirten Karadayı Paşa, 'Bir yerde İngiliz parmağı varsa dikkat edeceksin' diyor

Karadayı Paşa, PKK'ya verilen silahın yanı sıra yayın ve propaganda desteği üzerinde de duruyor. Genelkurmay Başkanı iken, dönemin İngiltere Genelkurmay Başkanı Peter Inge ile yaptığı şu konuşma buna bir örnek:"O dönemde PKK'nın televizyonu (MED-TV) İngiltere'den yayın yapıyordu. İngiltere Genelkurmay Başkanı'na bir görüşmemizde dedim ki: 'PKK yayınına niçin izin veriyorsunuz?' Hemen savunmaya geçti. 'Efendim, insan hakları, basın-yayın özgürlüğü, iletişim hakkı falan', demeye başladı. O zaman şu karşılığı verdim:'Biz de Trakya'da bir radyo veya televizyon istasyonu kursak, IRA'ya yayın olanağı sağlasak ve IRA'nın propagandasını yapsak, IRA liderlerini televizyonu çıkarıp konuştursak, ne derseniz?' Ben böyle söyleyince, 'o zaman' dedi, 'Siz bu yayınla ilgili dosyayı bana verin.' Verdim. Bir süre sonra İngiltere yayını kesti."

'Bunu bilinçli yapmışlar'Karadayı Paşa'nın çok önemli saptamalarından biri de Türkiye-Irak sınırı konusunda. Paşa, bu sınırın ileride Türkiye'yi rahatsız etmek üzere İngiltere tarafından özellikle çizildiği kanısında:"Irak'la hududumuz dağların zirvesinden geçiyor. Bu, İngiltere'nin yaptığı bir iş. Bir yerde İngiliz parmağı varsa dikkat edeceksiniz.Bence adamlar, ileriyi düşünerek, ileride sorun çıksın diye sınırı dağların zirvesinden, kontrolü çok zor bir coğrafyadan geçirmişler. Bu hudut düzeltilmeli. PKK şimdi sınırın bu özelliğinden yararlanıyor ve Türkiye'ye sızıyor. Dağların zirvesinden geçen bir sınırı nasıl kontrol altına alacaksınız? PKK bu coğrafi zorluğu kullanıyor. Bunlar ilerisi düşünülerek çizilmiş sınırlar. Türkiye'yi zor duruma sokacağı hesaplanarak çizilmiş.Sadece Irak hududu değil, Suriye hududumuz da yine ilerisi düşünülerek çizilmiş. Suriye hududu öyle bir çizilmiş ki, bizim topraklarımıza doğru bir girinti yapıyor. Ve bu girintide Suriye petrol çıkarıyor. Sınırın bizim tarafında ise petrol yok. Petrol alanı hesaplanarak çizilmiş hudut. Bunu bilinçli yapmışlar.Ben bunu şaka biçiminde de yansıtırdım, görevdeyken. Derdim ki; bu hudut nasıl çizilmişse tam petrolün bittiği yerde bizim topraklar başlıyor, petrol havzası da bizim topraklara doğru çizilen hudut girintisinde, bari alttan bir boru döşeyip biz de petrol alalım! İşte Türkiye'nin hudutları böyle çizilmiş. Şimdi bunun sıkıntılarını yaşıyoruz. Irak hududumuz terör gerekçesiyle mutlaka düzeltilmeli."

 Peşmergesiz operasyonKaradayı Paşa sık sık vurguladığı gibi teröristle mücadelede "baskın"ı esas alan bir komutandı. Bu anlayışına uygun olarak 20 Mart 1995'te Kuzey Irak'a büyük bir sınır ötesi harekât gerçekleştirdi. Başarısına inandığı "baskın" biçiminde. Bu kez Barzani-Talabani ikilisi ve peşmergeleri devre dışıydı. Harekât sadece TSK tarafından gerçekleştirilecekti.Ekim 1992'de Barzani-Talabani işbirliğinden ders alındığı gibi iki Kürt liderin birbiriyle çatışma halinde olması da PKK'yı güçlendirmişti. Karadayı Paşa, Barzani-Talabani ikilisini devre dışı bıraktı ve 35 bin kişilik bir kuvvetle, 19 Mart'ı 20 Mart'a bağlayan gece sınır boyunda 229, sınır derinliğinde 40 kilometrelik bir alanda dev bir operasyon başlattı.

 Dış destek ve Marc Grossman'ın ricası...

Karadayı Paşa, PKK'ya verilen dış desteğin önemi üzerinde duruyor. PKK'nın bu destek sayesinde ayakta kalabildiğine inanıyor. Karadayı Paşa, ABD'nin Ankara Büyükelçisi olduğu dönemde Marc Grossman'la aralarında geçen konuşmayı da bu konunun önemini vurgulamak için şöyle aktardı:"Biz Kuzey Irak'a girince ABD Büyükelçisi Marc Grossman bana geldi. 'Birliklerinizi çekin, bu uluslararası hukuka aykırıdır' dedi. Ben de dedim ki: 'Biz sıcak takip yapıyoruz. Bu bizim hakkımız, uluslararası hukuka da uygun.'Bu cevabı alınca gitti, ama bir süre sonra yeniden geldi: 'Paşam, askerlerinizi çekin.' Bu sefer şu cevabı verdim:

 Susturan belgeler...'Bakın size bir broşür göstereyim. (O zaman bir broşür hazırlatmıştım, PKK'nın kullandığı silahlarla ilgili). Şu silahlara bakın. Bu silahlar PKK'dan ele geçirdiğimiz silahlardır. Bu silahları tanıyor musunuz? Eğer dış destek olmasaydı, terör biterdi. Şu silah örneklerini görüyor musunuz; bunlar arasında ABD yapımı silahlar da var, Fransız yapımı silahlar da, İtalyan yapımı silahlar da. Bu destek olmasa o zaman biz de sıcak takip yapmak, sınır ötesi harekât yapmak zorunda kalmazdık.'Bir an durdu, düşündü. Bir şey diyemedi. Sadece 'Bu silahlar her yerde satılıyor, Amerikan silahları da satılıyor' diyebildi. Gitti. Bir daha da gelmedi."

                                                                                                                                                     Milliyet / Fikret Bila

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.