• BIST 116.535
  • Altın 162,411
  • Dolar 3,7791
  • Euro 4,6395
  • Trabzon 8 °C

İŞ VE ONUR MÜCADELESİ

Ö. Faruk Altuntaş

            Bu satırlar yazıldığında OHAL KHK’sıyla görevlerine son verilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattığı açlık grevi 75’inci güne ulaşmıştı.

            Gülmen, açlık grevinin 69. gününü Filistin’de açlık grevinde olan tutuklulara adamıştı. “Zalimler aynı. Olara zulmedenlerle bize zulmedenler, bizi işimizden atanlar aynı. Onlar aynı soydan geliyorlar. Biz de aynı soydan geliyoruz. Biz dünya halklarını temsil ediyoruz. Bugün onlarla açlığımızı paylaştığımız için gurur duyuyoruz” diyerek, bütün dünyadaki mazlumları sahiplenen geniş yüreğiyle duygularını paylaştı Nuriye Gülmen.

            Artık açlık grevini sürdürdükleri Ankara İnsan Hakları Heykeli önüne gidip gelmekte zorluk çekiyor, arkadaşlarının koluna giriyor ve tekerlikli sandalye kullanıyorlar. İş ve onur mücadelesi, Ankara’dan Filistin’e aynı soydan insanların çağrısını ulaştırıyordu. Ancak bu çağrı, Ankara’da oturan hükümet soylulara, muktedirlere ve çanak yalayıcılara ulaşmıyordu.

                                                           ***

            Nuriye Gülmen, karşılaştırmalı edebiyat bölümünde araştırma görevlisiydi. Sözleşmesi yenilenmediği için açlığı davayı kazanarak tekrar göreve başladığı Selçuk Üniversitesindeki görevinden 6 Ocak 2017’de yayımlanan 679 sayılı OHAL KHK ile alınarak açlığa mahkum edilmişti.

            Semih Özakça, Mardin Mazidağ’da sınıf öğretmeniydi. 29 Ekim 2016’da yayımlanan 675 sayılı OHAL KHK’sı ile ihraç edilmiş, arkadaşı gibi açlığa mahkum edilmişti.

            Kaderleri Ankara’da kesişti. İşlerine geri dönmek istiyorlardı. Oturma eylemini başlattıkları günün üzerinden 193 gün, açlık grevinin üzerinden 75 gün geçmişti.

            OHAL KHK’ları, eski hükümet ortağı FETÖ’nun silahlı darbe girişimi üzerine çıkartılıyor. Bilineceği gibi, AKP hükümeti, 2002 yılında AKP ile Gülen Cemaatinin bir tür koalisyonu olarak Amerika’nın rehberliğinde kurulmuştu. Pazarlık yapılmış, bakanlıklar ve genel müdürlükler paylaşılmıştı. Pensilvanya ziyaretleri, siyasette ve iş dünyasında yükselmenin en popüler yoluydu. Zamanla iktidar ortaklığı, iktidar savaşına dönüşmüş, iş darbe girişimine kadar varmıştı.

            Gülmen ve Özakça’nın FETÖ ile hiçbir ilişiği olmadığı gibi, yaşamları, darbeler ve bu tür istismara dayalı dinbaz örgütlenmelerle mücadele ile geçmişti.

Ancak darbelere ve darbecilere karşı olmak yetmiyordu. Önemli olan  muhalif olmamaktı; zalimlerin istediği, biat ve itaat edip çanak yalamaktı. Gülmen ve Özakça ise farklı soydandı. Herkes için iş, herkes için özgürlük istiyor ve baş eğmiyorlardı, çanak yalamayı reddediyorlardı. Bu nedenledir ki, FETÖ’cu darbe girişimini, muhaliflerden kurtulmak için “Allahın lütfu” sayan AKP iktidarı tarafından, hukuka aykırı olarak işlerinden atıldılar ve açlığa mahkum edildiler.

                                                            ***

            Haksız ve adaletsiz biçimde KHK’lar ile işten atılan Gülmen ve Özakça, binlerce diğer KHK mağduru gibi, aylarca haksızlığın düzeltilmesini bekledi. KHK ile işten atıldıkları için, sağlık güvenceleri yoktu. Hiçbir kamu kuruluşu ya da kamu ile ortaklığı bulunan kuruluşta doğrudan ya da dolaylı olarak çalışamıyordular. Yurt dışına çıkamıyorlar; çünkü yeşil pasaportlarına el konmuş, turist pasaportu ise verilmiyordu. Yazılı başvurularını kabul eden yabancı ülkelerdeki üniversitelere ulaşamıyorlardı. Son olarak birkaç ay alabilecekleri işsizlik parasını bile alamıyorlar; çünkü, kayıtlarına konan bir kodla engelleniyorlardı.

Hukuk yolları zaten tıkalıydı. Açılan davalardan aylardır sonuç alınamıyordu. Mahkemeler davalara bakmamak için kendilerini görevli görmüyor,  görevli mahkeme bulunamıyordu.

            Gülmen ve Özakça, kendilerini açlığa mahkum edenlere açlık grevi ile karşılık verdiler. İşlerini geri istediler. Zalimlerin zulmü karşısında, boyun eğmeden yapabilecekleri başka bir şey kalmamıştı. Yüreklerini, adalet ve özgürlük isteyenlerin yüreği ile mazlumların yüreği ile birleştirirken, vücutlarını karanfil kokulu rüzgâra bıraktılar.

            Otoriterleşen ve zalimleşen bütün iktidarlar gibi AKP iktidarı ise, haksız yere işinden, aşından olanların bu onur dolu çağrısını duyup, çözüm arayacağına; işini geri isteyen sevgili Gülmen ve Özakça’yı ziyaret edip, üzüntüsünü ve mücadelesini paylaşmak isteyen demokrat, vicdanlı insanları, iki üç saatte bir coplatmayı ve basınçlı su sıkıp ıslatmayı tercih eti.

            Sevgili Gülmen, Sevgili Özakça; çığlığınız duyuldu, iş ve onur mücadeleniz anlaşıldı. Dilsiz şeytanlar ise zaten duymazlar, duyguları yoktur. Sizleri açlığa mahkum ederek “medeni ölüm”e terk edenlere yanıtınız, artık yaşamak ve yaşatmak olmalı, açlık grevine son vermelisiniz. Güneşli günleri birlikte kucaklamalıyız.

 

                          

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.