• BIST 94.896
  • Altın 278,877
  • Dolar 5,8598
  • Euro 6,5130
  • Trabzon 19 °C

İŞGAL!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Köklerimiz yeteri kadar incelendiğinde acaba biz nereye aidiz?

Benim aidiyetim kesinlikle Arap değil; Benden çok uzak ve çok aykırı bir ruh çünkü.

Eğer aidiyet “ben” demekse, yerini bilmek, huzur ve mutluluk ise, benim aidiyetim ve hissim Araplaşmaktan çok uzaklarda.

Çocukken âşık olduğum şehir Trabzon.  

Bugün bana ne kadar uzakta…

Sanki aldatılmış bir âşık gibi kızgınım bu şehre?

Artık benim için çok uzak, soğuk ve huzursuz bir şehir.

Kırgınım kültürünü yok ettiği için.

Çevreye verilen rahatsızlıktan dolayı kimsenin özür dilediği yok.

Her taraf yüzleri gözleri kapalı, kara çarşaflı, ya da uzun etekleri ile pis yerleri süpüren kadınlar ve şortlu erkeklerle hatta kıvırcık sakallı kural kaide bilmeyen elleriyle yemek yiyen ve o ellerle her yere tutan acayip kılıklı ve huylu Araplarla dolu…

Havaalanları, restoranlar, yaylalar, alış-veriş merkezi, köyler, sokaklar nereye bakarsan bak, hep onlar. Tabelalar Arapça.

Esnaf memnun halk bezgin, kızgın, kırgın; Gale alınmamanın gücenmişliğini yaşıyor.

Sanki şehir hipnoz olmuş.

Çaresizlikler çileler yaratıyor.

El yazısı, parmak izi, kan grubu ve DNA gibi kişiden kişiye değişen ve iki insanı birbirinden ayıran özellikler Trabzon için alarm veriyor. Bu ayırt edici unsurlara şimdi başka eller eklendi. Halk tedirgin, hatta  “ya bir de kız alıp verme ve değiş tokuş olursa ne oluruz!” Der oldu. Zaten genetik özelliklerini, mavi gözlü, hokka burunlu ve sarı saçlı Ruslarla birleştiren Trabzon şimdi de yeni bir genetik yapıya mı hazırlanıyor? Tembel, kara gözlü ve medeniyete çok uzak  Arap yapısıyla ya evlenirse?

Kimdir Trabzonlu?

Gönlünün muradını keşfetmemiş kişiye kitaplar ne verebilir diye sorar Doğan Cüceloğlu?

Evet kabullenmiş bir Trabzon ve halkı var. Dolayısıyla ilişkilenmiş hali ise benimsemekten öteye gidemiyor.

Doğu batı meselesini anlatan Ahmet Hamdi’nin “Saatleri ayarlama enstitüsü” durdu.

Toplumcu gerçekçiliği ve Türk toplumun özünü anlatan Yaşar Kemal’in “İnce Memed’i “öldü.

Var oluşun acısını, sevincini destansı bir biçimde anlatan Nazım’ın “Memleketten insan manzaralarının” yerini Arap manzaralarına bıraktı.

“Melali anlamayan nesle aşina değiliz” sözüne karşılık Tanpınar’in “Ben anlıyorum” ifadesini kullandığı Huzur adlı kitap bugün yazılsaydı üzüntü, dert, tasa kat be kat artarak yazılırdı.

1500 yıllık tarihimiz, fikir zenginliğimiz, dalgalanmalar, onca mücadeleye ne oldu.

Bugün pesimist ( Kötümser, karamsar) düşünceyle savaşır hale geldik.

Reaksiyon halindeki gençler tepkilerini çok yukarılarda yaşar oldu.

Kehanette bulunamam ama bunlarda geçecek mutlaka. Fakat bir şeyleri de beraberinde götürerek.

Ahmet Hamdi Tanpınar,

“Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun.

Kuşların çiçekleri diyarı olsun”

Şiirde ki tüm renklere sahip olan memleketim Arapların cazibe merkezi oldu. Şimdi tüm Yeşil dallar, kuşlar ve tarlalar yerlerini aynalı, janjanlı gök delenlere bırakmaya hazırlanıyor maalesef.

Ben de memleket istiyorum huzuru olan.

Gençleri gülen, okuyan, iyi bir geleceğe hazırlanan bir memleket istiyorum; Tasadan, endişeden uzak olan bir memleket.

 Demokratik ilkelere saygılı; Birbirine sevgiyle bakan, insanların olduğu bir ülke istiyorum. Medeniyet istiyorum. Ötekileştirmeyen taraf olmayan insanların olduğu yaşanası bir memleket istiyorum. Oyundan ve hileden uzak; Araplaştırılmayan bir memleket istiyorum. Çok mu şey istemiş oluyorum.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.