• BIST 106.991
  • Altın 151,653
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Trabzon 16 °C

İsimsiz Kadınlar…

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Bir kadın hayattan ne ister? Anne olmak ister, mutlu olmak ister, huzur ister, evinin kadını olmak ister, başarı ister… Ama en önemlisi insan olmak ister. Hem evinin kadını, hem de işinin kadını olan bu çok kıymetli varlık tüm bunların yanında destek ister. Ne kendi cinsleri tarafından ne de karşı cins tarafından destek görmeyen tek varlık kadındır. Dolayısıyla da kadının en büyük düşmanı yine kadın oluyor.

Bir kadın karşısındakinin ne düşündüğünü, neler hissettiğini ve davranışlarının analizini çok iyi yapar. Kadın isterse diye başlayan cümle aslında kadını bir türlü tamamlamayan eksik kalan bir cümledir.

Kadın kelimelerin yetersiz ve kifayetsiz kaldığı o yoğun duygunun eseridir yani annedir.

Kadın yalnızlığın, hüznün, başarının ve gücün hikâyesidir.

Kadın sıradan olmaması gerekendir.

Mutluluğun anahtarı her bir kadın için farklıdır.

Kadın hiçbir zaman, tasasız, yarını düşünmeden yaşayan olmamıştır.

Kadının en vazgeçilmez özelliği “gençliktir”. Çünkü gençlik güzelliktir. Güzellik ise, kadının vazgeçilmezidir; Ve bir kadının en önemli silahıdır. Kadının bilgili, ilim sahibi olması fazla önem arz etmez maalesef.

Kadın neler kaybettim, neler yitirdim, neler kaçırdım psikolojisini sürekli elinde tutan tek varlıktır.

İslamiyet öncesinde kadının rolü erkeği tamamlayan olmasıydı. O dönemde kadın her zaman erkeğinin yanındaydı. İdari konumlarda bile kadın, fikir beyan edendi. Kadın o dönemde bir değer arz ederdi. Kadın eski Türk inancında yedinci katta yani göktedir. Kadın erkeğe ilham ve güç verendir.

Eski Türk toplumunda kadın diğer toplumlardaki gibi baskı altında tutulmazdı. Kadının yüceliği Altay dağlarının en yüksek tepesine “Kadın başı” ismi verilerek bugünler için sanki bir mesaj içerir.

Türk kadınının böyle ihtişam ve saygı görerek yaşaması bugünlerde kadının adını silmeye çalışan Türk büyüklerimizle nedense çelişiyor. Geçmişte toplumun şerefi ve itibarı olan kadın; Bugünü Arapların kız çocuğunun utanç olarak algılaması gibi bir zayıflık göstergesi olarak yaşıyor.

Haklarını ve kimliğini yaşayamayan kadın ideolojinin esiri olmuştur. Bugün Türbanlı kadının fendi başı açık kadını yenmiştir. Her yerde, her platformda adeta kadını küçük gören hem cinslerimiz cahiliye döneminin cahilliğini yaşıyor ve yaşatıyorlar.

Son günlerde kadınla ilgili yapılan ve kadını ayaklar altına alan “saçma sapan”  açıklamalarda, mesela; “Örtüsüz kadın satılıktır” “Başı açık kadın perdesiz eve benzer” “Hamile kadının sokağa çıkması terbiyesizliktir” ifadelerinde olduğu gibi sessiz kalmayı tercih eden ve sözde iffetlerini koruduklarını zannedenler, başı açık hemcinsleriyle ilgili bu korkunç açıklamalar karşısında neden tepkisizlikler acaba? Başı örtülü olan, eli kalem tutmuş ellerin, komik ifadeleri ve erkek yöneticilerini savunma mekanizmaları beni çok güldürürken çok da düşündürüyor. Mesele, aslında bazı türbanlı yazarların, kendileriyle ilgili konularda “Allah ile benim aramda” olduğu konusudur. Kalemin gücü onlar sayesinde yerle bir oluyor.

Modernizmin insanı yalnızlaştırmak olduğunu savunan bu insanlar, aslında kapitalizmin imkânlarını herkesten çok yaşayanlardır. Bugün İstanbul’da yüzdeye vurulunca cip kullanan, boğazda yalılarda oturan, marka giyen, makyajı alasıyla kullananlarının kendileri olduğu da aşikârıdır.

Dedim ya kadının düşmanı yine kadındır diye bunu da her yerde gösteriyorlar zaten. Kendilerinin yarattığı kadın maalesef adsız ve isimsizdir. Gücü temsil eden, başarılı erkeğin arkasında olan kadın bugünlerde çok acıdır ki, isimsiz kaldı.

Gazetelerde, televizyonlarda her gün karşılaştığımız, erkeğin kadına şiddet içeren baskısı ve düşmanca tavırlarının altında yatan tek sebep kadının kadına düşmanlığı ve devletin kadına yönelik baskısıdır. Kadının yalnızlığıdır. Eğer erkek fizik bakımında üstünse kendi düşüncelerine göre zayıf olan kadından niye korkup ona şiddet uygular ki? Çünkü kadının bilgeliği, yaratıcılığıdır erkeği korkutan.

Kadınların inançlarına ve örtünmelerine özgürlük diye bağıranlar, İhvana özgürlük diye meydanlarda boy gösterenler, benim başörtülü bacım diye kadınları ikiye ayrıştıranlar, televizyonlarda başörtüsü ve inanç özgürlüğü diye gözyaşı dökenlere ben bir kadın olarak ve vatandaşlık haklarıma güvenerek soruyorum… Kadına karşı suç işleyenlere verdiğiniz ceza nedir? Dayak yiyen, kocaları tarafından öldürülen, ölüm döşeğine getirilen, tecavüz edilen, hor görülen, çocuk yaşta zorla gelin olanların müsebbiplerine, taciz edilenlere, güç uygulayanlara karşı takındığınız tavır ve verdiğiniz cezayı öğrenmek istiyorum.

Can Dündar demiş ya; “Erkek adam ağlamaz denir ya, sakın inanma! Unutma ki, erkek adam ağlamayan değil, bir kadını ağlatmayandır aslında…” Sözün bittiği yer.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.