• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • Trabzon 15 °C

ISRARLA, HER ŞEYE RAĞMEN TRABZONLULUK

Gürol Ustaömeroğlu

1990-1992 yılları zaman aralığında Ankara’da Oyak İnşaat A.Ş bünyesinde çalışmıştım. Şirkete girdiğimde 25 yaşında, henüz 3 yıllık bir mimardım. Şirkette benden başka yönetim kadrosu dahil Trabzonlu ya da KTÜ mezunu başka çalışanlar da bulunuyordu. Yani mesai arkadaşlarımın benden önce Trabzonlular hakkında az çok bir fikirleri vardı. En başta o dönem ki Genel Müdürümüz Rahmetli Sabahattin SAĞIROĞLU malumunuz Trabzonlu idi.
Diğer mimar ve mühendislere göre yaşım küçük olduğu için galiba sempatik geliyordum insanlara. Üstüne bir de girişkenliğim eklenince tadım zirve yapmıştı.
Sevgili okurlar konumuz Ankara ve Oyak İnşaat A.Ş. değil. Dolayısı ile Oyak İnşaat anılarımı iki üç cümle daha uzatıp en azından bu haftalık sonlandırmak ve esas konumuza gelmek istiyorum. Efendim bendeniz bu şirkette iken Trabzon ve Trabzonluluğumu çok vurgulardım. Öyle ki mesai arkadaşlarım benden adeta bıkmışlardı. Ama merak etmeden de duramıyor, buralı olmadıkları halde Trabzon ile ilgili yaşanmışlıkları ve anıları onlar da sürekli anlatıyordu.
O yıllarda Ankara’da Trabzonlu olmayan insanların Trabzon’la ilgili yaşanmışlıklarından şöyle bir özete varabildiğimi bütün dürüstlük ve içtenliğimle ifade edebilirdim;
Trabzon son derece kültürlü, yerli yabancı bütün insanlara karşı sempatik, yardımsever ve en önemlisi esprili insanların kentidir.
Bu düşünceye bendeniz hala daha sahibim ve 25 yıl sonra da olsa aynı noktadayım. Hatta bu konuda birkaç ay önce sosyal medyada açılan bir tartışmaya dahil olmuş ve buna benzer cümleler kurmuştum. Bazı arkadaşlarım “Gürol acaba aynı şehirden mi bahsediyoruz” diye içinde ironi ve ima barındıran sorular sormuştu. Peki bu soruyu soran sevgili arkadaşlarım tamamen haksız mıydı?

***

Sevgili okurlar, dünyada nelerin olup bittiğini gözümüzün önüne getirip hatırlarsak 25 yılın ülkeler, kentler, kültürler, insanlar için ne kadar uzun bir süre olduğunu da kabul edebiliriz. Dolayısı ile benim 1992 yılına kadar farklı kesimlerden edindiğim olumlu anlamdaki Trabzonluluk 25 yıl sonra sosyal medyada “acaba aynı kentten mi bahsediyoruz?” sorusuna muhatap kalıyorsa burada irdelenmesi gereken bir mesele var demektir.
Ankaralı bir arkadaşımın yaklaşık 27 sene önce yani seksenlerin sonunda yaptıkları turistik seyahatteki bir anısını aktarayım;
Efendim bu arkadaşım bir grup arkadaşı eşliğinde özel otomobilleri ile Karadeniz Seyahatine çıkıyorlar. Trabzon’da otomobilini bir dükkan önüne çekmesi gerekiyor. Bir araçlık yer var. İnip kibarlık yapıyor ve dükkan sahibine soruyor; “Acaba aracımızı buraya park edebilir miyiz?”
Dükkan sahibi de cevap veriyor;
“Ne demek yenge. Buraya fil sığar.”


Şimdi 27 yıl önce dükkan sahibinin bu soruyu bir izin isteme olarak değil de bir yardım isteme olarak algılaması ve yardımcı olması bir yana bugün bir dükkan önüne otomobilinizi park etmeyi bir deneyin bakalım. Yollar kamuya ait olmasına rağmen bugün dahi böyle bir talebi kırıla döküle yapmıyor muyuz? Borç ister gibi ezilip büzülmüyor muyuz? Muhatap dükkan sahibi böyle bir talep karşısında park iznini pasaport vizesi verir gibi burnundaki hiçbir kılı aldırmadan vermiyor mu? Adeta lütfediyor, kamu malı üzerinden caka satmıyor mu?

***
Trabzon’a trafik lambaları ilk geldiğinde yani şöyle böyle en az 30-35 yıl önce diyelim, bir trafik polisi ile konuşmamı hatırlıyorum. O zamanlarda lise veya üniversitenin ilk yılındaki bir öğrenciydim. Demiştim ki;
“Memur bey, kavşaklara lambalar koyuluyor. Çok da güzel oluyor. Peki yayalar için lamba olmayacak mı? Büyük kentlerde yayalar için de lambalar var.”
Memur bey de şöyle cevap vermişti;
“Delikanlı doğru düşünüyorsun. Ancak yayalar için biz polislerin kontrolünde yaya geçitleri yapılacak. Lamba olmayacak.”
Bugün Kahramanmaraş Caddesi’nden otomobilimle veya yaya her geçtiğimde bu konuşmayı hatırlarım ve merak ederim. Acaba bu nezih caddemizdeki davranış biçimimiz Ortadoğu, Yakındoğu veya çoğunluk Afrika Ülkeleri dışında başka hangi medeni ülkenin bir kentinde vardır?
Biz hep sürücülere kabahat bulurduk, ama şunu unuturduk; O sürücü aynı zamanda yürüyor da. Yani bu işin yayası, sürücüsü yok. Çünkü anlayış aynı anlayış.
Sevgili okurlar uzatmayayım, cadde boyunca 8-10 tane olan yaya geçidine sürücü veya yaya bir tane vatandaşımız riayet etse dişimi kıracağım. Millet caddenin her an her noktasından rahatlıkla karşıdan karşıya geçiyor. Doğu Karadeniz’in o güzel yaylalarında, mezralarında ya da fındık harmanlarında yürür gibi salına salına yürünüyor. Hemen bugün bu yazıyı okuduktan sonra lütfen gidin ve test edin sevgili okurlar. Test sonunda ilginç bir davranışa daha tanık olacaksınız; İhtiyarı genci yaya geçidi olmaksızın kendisini yola atan vatandaşlarımız karşıya geçerken asla ama asla düz geçmiyorlar. Yani bir an önce kaldırıma çıkmak yerine mutlaka cadde ortasında yürüyüş kıvrılıyor ve vatandaş gideceği yöne doğru caddede yürümeye devam ediyor. Siz de otomobille arkasından sabırla tin tin gidiyor ve kaldırıma çıkmasını bekliyorsunuz. Gidip otomobilinizle bir yayaya yol verin ve sonucu test edin göreceksiniz.
Kahramanmaraş Caddesi’ndeki bu serbest salınımda ne yazık ki toplu taşım araçlarının da katkısı var sevgili okurlar. Cadde adeta bir stok meydanı olduğundan insanlar da doğal olarak bu caddeye yürüyüş meydanı muamelesi yapıyor. Kimse kimseyi umursamıyor. Tabelaları ve giyimleri yok saysanız yabancılar kendilerini Hindistan, Pakistan, Afganistan vs.’ye ait bir kentte zannedebilir.
İlginç ki kurallara uymayan kişilerin kılık kıyafetine bakıyorsunuz, sanki Oscar Töreni’nde kırmızı halıda yürüyor. Şıklık inanılmaz. Ama davranış son derece avam.
Benim Trabzonluluk üzerine düşüncelerim 1990 yılında ne ise aynen devam ediyor sevgili okurlar. Ancak günümüzdeki insanlara ne oldu da, hangi travmaya maruz kaldılar da böyle tuhaf davranışlar geliştirdiler, bunu da merak etmiyor değilim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.