• BIST 91.069
  • Altın 219,079
  • Dolar 5,7671
  • Euro 6,5586
  • Trabzon 26 °C

İSTANBUL MİMARLIK REHBERİ VE TRABZON’U KORUMA

Gürol Ustaömeroğlu

Geçen hafta başında kargo ile bir paket aldım. Üzerinde gönderilen yer olarak Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yazıyordu. Paket içinden ise harika bir hazine ile şahsıma yazılmış bir mektup çıktı sevgili okurlar. Hazinenin adı İstanbul Mimarlık Rehberi idi.

Konuyu bendenizin açıklaması yerine mektubu sizlere aynen aktarmayı uygun buldum.

 

İstanbul’a dair söz söylemek…

Uluslararası Mimarlar Birliği’nin (UIA) Temmuz 2005’te gerçekleştirdiği ve bugüne kadar ki en büyük kongrelerinden biri olarak hatırlanan 22. Dünya Mimarlık Kongresine katılmak üzere İstanbul’a gelecek olan meslektaşlarımıza kentimizin mimari değerlerini tanıtmak amacıyla hazırladığımız Architectural Guide to İstanbul adı ile yayınladığımız mimarlık rehberini, on yıl sonra güncelleyerek bu sefer Türkçe olarak basımını gerçekleştirdik.

Yenikapı Kazılarında ortaya çıktığı gibi geçmişi MÖ 6500 yıllarına dayanan İstanbul’un bilinen tarihi ile Byzantion, Doğu Roma, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemleri’nin mimarlık kimliğini, bu kez Türkçe olarak  mimarlık ve sanat ortamının yanı sıra, araştırmacıların ve İstanbul Sevdalılarının bilgisine sunmak için hazırladık bu rehberi. İstanbul’un sadece Boğaziçi yalıları, saraylar, camiler, kiliselerden ibaret olmadığını, binlerce yıl geriye giden eşsiz gelişim süreci içerisinde yaratılan tarihi ve modern mimarlık eserleri ve kentsel değerleri ile bir bütün olduğunu anlatmamız gerekiyordu. Korumaya bakışın bu yönde değiştirilmesi ve bütünsel bir koruma bilincinin gelişmesini sağlamayı hedefledik.

Çünkü yıllardır uygulanan kent ve imar politikalarının sonucu olarak tarihi, kültürel, doğal ve mimari değerlerimiz hızla yok olmaya devam etmekte; böylesi koşullarda koruma mücadelesini verdiğimiz mimarlık değerlerimizin belgelenmesi, geniş kitlelere tanıtılarak farkındalık oluşturulması daha da önem kazanmaktadır.

İstanbul’a dair sözümüz olan İstanbul Mimarlık Rehberi’nin, uluslararası boyutları da olan ağır inşaat ve imar baskısı altındaki İstanbul’un tarihi ve kültürel kimliğinin en önemli öğelerinden birisi olan mimarlık değerlerinin yok edilmesinin önlenmesi ve korunarak gelecek kuşaklara aktarılması için bir umut ışığı oluşturması dileği ile bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla,

 

C. Sami YILMAZTÜRK

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

Yönetim Kurulu Başkanı

***

Sevgili okurlar her hafta aynı kader eşliğinde sizlerle düşüncelerimi paylaşmaktan çekiniyorum. Hatta utanıyorum. En çok nefret ettiğim bir duruma düştükçe isyan ediyorum; Hani bazı yazarlar şöyle başlarlar yazılarına, “Ben demiştim, daha önce de defalarca yazmıştım, bakan bana dedi ki, cumhurbaşkanı beni arayıp dedi ki, başbakan bana hak verdi, beni takdir etti, falanca konu aynen dediğim gibi oldu….vs.vs.vs.

Evet sevgili okurlar doğrusunu isterseniz birkaç haftadır yazılarımda artık ben de aynı lisanı kullanmaya başladım. Yani “daha önce yazmıştım…vs gibi bir cümleyi tekrarlar hale geldim. Hiç sevmediğim halde geldim çünkü haklıyım. Yabancı hayranlığı ön planda olan ülkemizde ve kentimizde güzel ve ilgi çekici konuların çok daha önceleri birileri tarafından gündeme getirildiğini ama her ne hikmetse buna itibar edilmediğini bir şekilde vurgulamak istemekteyim.

Şöyle ki,

Yıllar önce birkaç ayrı zamanlı yazımda Trabzon’un eski bir kent olarak Laboratuvar titizliği ile ele alınması, bu titizlik eşliğinde bir mimari ve kültür envanterinin çıkartılması gerektiğini yazmıştım. Ancak ve ancak bu envanterin projeksiyonu eşliğinde gelecek planlaması yapılabileceğini söylemiştim.

Bakın yukarıdaki mektupta şu cümleler var; Binlerce yıl geriye giden eşsiz gelişim süreci içerisinde yaratılan tarihi ve modern mimarlık eserleri ve kentsel değerleri ile bir bütün olduğunu anlatmamız gerekiyordu. Korumaya bakışın bu yönde değiştirilmesi ve bütünsel bir koruma bilincinin gelişmesini sağlamayı hedefledik.

Çünkü yıllardır uygulanan kent ve imar politikalarının sonucu olarak tarihi, kültürel, doğal ve mimari değerlerimiz hızla yok olmaya devam etmekte; böylesi koşullarda koruma mücadelesini verdiğimiz mimarlık değerlerimizin belgelenmesi, geniş kitlelere tanıtılarak farkındalık oluşturulması daha da önem kazanmaktadır.”

Şimdi sevgili okurlar bu mektubun içeriğindeki kent adını ve geldiği yeri yazmasaydım en altta en son olarak verdiğim birkaç cümleyi Trabzon Kentimize de uyarlayamaz mıydık? Elbette rahatlıkla uyarlayabilirdik. Çünkü mimari ve kültürel miras dediğimiz hadise evrensel bir hadisedir ve koruma ile eşgüdüm içinde olmalıdır. Bunun yolu belgelemekten geçer. Bu belge de bir mektup gibi kuşaktan kuşağa teslim edilir.

Koruma dediğimiz hadise bir bütün olduğu için de bu bütünü bozabilecek imar tadilatı ve düzenlemeleri kesinlikle bu hadisenin dışında gerçekleştirilmelidir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.