• BIST 100.021
  • Altın 280,399
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

İstanbul & Trabzon

Eray Altındaş

  İstanbul’da yaşayan10 milyona yakın seçmen geride kalan Pazar günü sandığa gitti ve  Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda  kimi görmek istiyorsa oyunu o yönde kullandı… Bu yazı dün kaleme alındığı için, kimin birinci çıktığını bilemiyorum… Umarım İstanbul bu sabaha çok güzel bir güne merhaba diyerek başlamıştır.
  Yine umarım birileri tekrar çıkıp da 1 Nisan sabahında yaptıkları gibi “Hiç bir şey olmasa da mutlaka bir şeyler oldu…” demezler… Türkiye özlediği huzura ve sükûnete kavuşur; herkes işine, gücüne döner. Yeri gelmişken belirteyim, gerçekleşen İstanbul seçimini bir belediye başkanı seçimin olarak görmek doğru bir tanım olmaz. Tam bir genel seçim havasında geçti.
  Tabiri caizse tüm Türkiye altı ay boyunca İstanbul ile yattı kalktı… Millet İttifakının adayı Ekrem İmamoğlu ile Cumhur İttifakının adayı Binali Yıldırım günlerce Mega kent için yaptıklarını, yapacaklarını anlattılar.
*** 

  Hiç şüphe yok ki, tekrarlanan İstanbul seçiminin tarihe büyük bir izdüşümü olacak. Bu seçim iki bölüm olarak değerlendirmek gerek… 
İlki; 31 Mart öncesinde başlayan kampanyada, Cumhur ittifakı, her platformda dilinde düşürmediği en büyük argümanlarından olan Beka…illet… Zillet…terör… Hain…Kandil  söylemlerini her alanda yüksek tonda seslendirip  kutuplaşmayı zirvelere taşıması… 
  İkincisi ise 24 Haziran’da yapılan seçim öncesinde sandığa üç gün kala HDP’li seçmenin üzerindeki baskı. Polisin ve askerin şehit olmasından büyük rolü olan ve düne  kadar “bebek katili” olarak gösterilen İmralı’daki terörist başının yazdığı mektuptan himmet umulması…  En acısı da akademisyen müsveddesi birinin televizyon ekranlarından terörist başını “milli ve yerli” olarak dile getirilmesi damgasını vurdu.  
  Tüm bunlarla birlikte yıllar sonra ülkede bir ilk tekrarlandı... Yıldırım ve İmamoğlu çok tanınan Fox tv’nin anchormanı  İsmail Küçükkaya’nın  moderatörlüğünde bir masa etrafında yan yana gelip kendilerine yöneltilen soruları cevapladılar… Ne yazık ki, buluşmanın sonrasından çok öncesi medyada tartışıldı. 
Böyle bir atmosferde geçen İstanbul seçiminde yarışan iki adayın vaatlerini duyunca “Trabzon çok ucuza gitmiş” demekten kendimi alamadım… Şu İstanbul’a yapılacak olanların yarısı, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği Trabzon’da da hayat bulsa  bırakın bölgeyi, bu kent etrafımızdaki devletlerde yaşayan insanlar  içinde çekim merkezi haline gelir.
***

 Şimdi bu adadan, Trabzonlulardan yüzde 64 gibi yüksek oy alıp Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan çiçeği burnunda Murat Zorluoğlu’na seslenmek işitiyorum… Millet ittifakının adayının yapacaklarını bir kenara bırakıp, mensubu olduğunuz  Cumhur ittifakının adayı olan Binali Yıldırım’ın vaatlerinin bir kaçını hatırlamak istiyorum ve diyorum ki…
* Trabzon’da trafik sorunu yok mu?
* Trabzon’un her mahallesinde kreş mi var?
* Trabzon’daki üniversiteli gençlerde toplu taşıma araçlarından indirim alsa fena mı olur? 
* Trabzon’daki amatör kulüpler İstanbul’da kilerinden çok mu zengin?
* İstanbul’da doğalgaz ve suda açma kapama ücretsiz. Trabzon’da da uygulansa kıyamet mi kopar?
* İstanbul’da toplu taşıma araçlarından öğretmenler ücretsiz yararlanacak… Trabzon’daki eğitimcilerde faydalansa mali denge mi bozulur?
*  İstanbul’da suda yüzde 46, doğalgazda yüzde 10 indirim… Trabzon ülkenin bir şehri değil mi? 
* İstanbul’da işsizlik maaşı alanlara toplu ulaşım ücretsiz, Trabzon’daki işsizin günahı ne? 

***
  Aslında üstte derç ettiğimden fazlası İstanbulluya vaat edildi… Ama bu kadim şehir  Trabzon’un başka illere yapılacaklarında çok da gözü yok… AKP bundan 17 sene önce Trabzon’a söz verdiği 61 projeyi gerçekleştirip Marka şehir vaadini yerine getirsin yeter.  

Bakan felaketin  suçlusunu buldu…

 Geride kalan hafta Trabzon’un Araklı ilçesini, aşırı yağışların neden olduğu sel ve heyelan vurdu… 7 vatandaş hayatını kaybetti 3 kişi de kayboldu… Felaketten sonra ilçeye iktidarından muhalefetine birçok bakanın yanında, vekil ve yetkili akın etti… En ilginç açıklama Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin ağzından döküldü “Allah’ın işi” diyerek felaketin sorumlusunu gösterdi… Kendini kenara çekti…
Oysa ortada plansız yapılaşmanın ne derece büyük olduğunu gösteren, hemen derenin yanına yapılmış çamur deryasının içindeki okulun hali, insan ihmalini çok net gözler önüne sermeye yetti, ama bakan Pakdemirli göremedi. Allah’tan ki okulda tatil zili çalmıştı…Yoksa acı daha da büyük olurdu… Araklı’nın başı sağ olsun…Rabbim başka felaket yaşatmasın.

Devlet Bahçeli…

  Hani biri size olup biteni anlatır ve sizde “kendi gözümle görmeden, kulaklarımla duymadan inanman” dersiniz… İşte geçen hafta içinde böyle bir duygu karmaşası yaşadım. Bunun sebebi de yıllardır İmralı’da cezasını çeken terörist başı ve bebek katiline her yerde öfkesini dile getiren, hatta asılması için yaptığı mitingde kalabalığa ip atan MHP Lideri Devlet Bahçeli… Ne yazık ki, bu kulaklar ve gözler seçimden daha fazla oy almak için İmralı canisinin yolladığı mektup için Bahçeli’nin yaptığı “cılız” açıklamayı duyduktan sonra bu gözler “Çözüm sürecinden” sonra şimdi de “Cezaevi sürecine” tanıklık yaptı… Nereden nereye…    

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.