• BIST 123.443
  • Altın 297,449
  • Dolar 5,9309
  • Euro 6,5759
  • Trabzon 9 °C

İSTANBUL TÜRKİYE MİDİR?

Rasim EFENDİOĞLU

İSTANBUL’UN DEĞERİ ELBETTE TARTIŞILMAZ DA...

Osmanlı Bursa, Edirne’den sonra İstanbul dedi. İstanbul gerçekten olağanüstü bir yer. Taşı toprağı altın denmiş ya, işte öyle bir şey. Uzun süre Osmanlı’ya başkent olmuş. Güzelliği ile özellikleri ile eşsiz bir yer. Başkent olunca devletin birçok olanağı da buraya akmış.  En büyük en güzel camiler burada, hanlar, hamamlar, çarşılar, burada. Osmanlı da bu… Fabrika, sanayi, endüstri… Bunlar çok sonra. İstanbul’dan Anadolu’ya, Rumeli’ye bakmış. Onlar bağlı,  onlar egemenlik altında. İstanbul Payitaht... Padişah orada, devlet orada. Orada karar alınır, oradan sefere çıkılır ve İmparatorluk yönetilir.

Bakın Osmanlı tarihine… Genelde İstanbul’da geçer. Önceki başkentler de anılır anılmasına da… İstanbul... Vergiler toplanır İstanbul’a gider, ganimet toplanır İstanbul’a gider. Devlet İstanbul. Taaa Yemen’den Viyana'ya halk ne yer ne içer nasıl yaşar. Tarımını kendi yapar kendi eker kendi biçer, eğitimi kendi elinde, hocasını tutar, aşını verir, okutur, yetiştirir ve geçinir. Devlet ona karışmaz. Asayiş sağlansın, devlet egemenliği korunsun yeter.

Bu feodal düzenin gereği. Dünyanın diğer bölgeleri de farksız. Yine Selçuklu ve Osmanlı onlardan daha iyi. Hiç değilse yollarda hanlar, hamamlar yapar. Şehzadeler vali olarak görevlendirilir, onlar bulundukları yerlere cami yapar, çarşı yapar, işte bu. Yoksa halkı geçindirecek bir şey yok.

Eh Avrupa sanayi devrimine geçince biz de yavaş yavaş uyandık. Yüzyıllar sonra matbaaya kavuştuk. Dokuma tezgahları fabrika altı olarak kuruldu. Otomobil geldi, demiryolu geldi, İstanbul biraz taştı. Kısacası İstanbul hep önemli oldu.

DÜNDEN BUGÜNE İSTANBUL

Artık dünya değişti. Devlet başkent değil, devlet büyük kentler değil. Devletin her karış toprağı önemlidir. Sanayisi, tarımı, eğitimi, kültürü turizmi her karış toprağı değerlenecek her yurttaşı sağlıklı ve mutlu olacak. Buna ‘Sosyal Devlet’ demiş toplumbilim.

İstanbul güzel, İstanbul önemli de devletin diğer bölümleri de önemlidir. Nüfusu topla İstanbul’a, yollar köprüler, kanallar, fabrikalar, tüneller oraya… Gerçi bunları oraya toplayınca ticaret ve sanayi ile gelirler de burada. Vergiler de burada.  Buradan al, buraya yatır. Elbette İstanbul salt İstanbullunun değil, İstanbul Türkiye’nin de… Türkiye’nin her karış toprağı hizmet bekliyor. Sonra İstanbul sadece bir avuç azınlığın değil tüm Türkiye’nindir.  Gitmesek de varmasak da İstanbul bizim. Onu severiz, onu romanlardan şiirlerden öğreniriz, korunmasını isteriz. İsteyen kanal kazsın, isteyen gökdelenlere boğsun demeyiz. İstanbul Trabzon'dur, Rize'dir. Van'dır, Aydın’dır, Türkiye’dir... O gözle bakar, o ruhla korunmasını isteriz.

O nedenle Kanal İstanbul tüm Türkiye’de konuşuluyor. Elbette konuşulacak, konuşulmalı da…  Türkiye’nin gündemi salt Kanal İstanbul olmamalı. İşte bunun nedeni de ülkede tam demokrasinin olmamasıdır. Tam demokraside yasamanın üyeleri tüm ulustur, yürütme oradan çıkar, ülkeyi yönetir, yargı da yasaları denetler uygular. Biz yüzyıllarca monarşi ile yönetildik. Tek adam yönetimi vardı. Devlet babasından dedesinden kalkmıştı padişaha. O da istediği gibi yönetirdi. Gerçi tam da böyle değildi yine, vezirleri var, beyleri, valileri vardı. Ancak adına mutlakıyet ya da monarşi deniyor toplumbilimde. Ancak demokraside bu yok, olmamalı. Halk kendi kendini yönetmeli. Egemenlik ulusun olmalı, halkın olmalı. Salt seçim de bu sorunu çözmez. Çünkü çoğunluk dersiniz de geride kalan azınlık mı o ne olacak, onun söz hakkı yok mu?  İşte bu nedenle sistemde sorunlar doğuyor. Bu sorunlar tam demokrasi ile çözülür. Düşünün sonrasını.

ÇIKALIM İSTANBUL’DAN

Anadolu’ya yol, Anadolu’ya sanayi, Anadolu’da eğitim... Devlet İstanbul değil, devletin her karış toprağı hizmet bekliyor. Bir bakın son 30 yıla…  Gelin biraz daha geriye 50 yıla, Anadolu, elbette Trakya, yeterince kalkınmış mı? Halk yoksulluktan kurtulmuş mu? Neden koşuyor İstanbul'a? Hani biraz daha açalım da İzmir’e, Bursa’ya Marmara’ya… Çünkü orası kalkınmış. Gerçi giden bir, gitmeyen bin pişman da artık ülkenin her yanı kalkınmalı. Salt bir bölge değil, salt birkaç kent ve il değil tüm ülke kalkınmalı.

İstanbul nüfusun büyük bir kısmını barındırıyor. 16 milyonu bulmuş. Birçok devletten büyük. Toplanan verginin büyük bir kısmı buradan. “Vergiyi biz veriyorsak hizmet de bize olmalı” diyebilirler. Yooo diyemezler. Vergi nerden gelirse gelsin, hizmet her yöne gitmeli. Devlet bu.

Anadolu elverişsiz mi? Hayır, Anadolu gerçekten ana gibi cömert, mert. Yeter ki bak, bakarsan o da sana bakar. Dünyanın en mükemmel ülkesi. Üç yanı deniz, her bölgesi ayrı bir mevsim, topraklar bire bin verir… Yer altı zengin, yer üstü zengin.  Yok halinden anlayan.

BİRAZ DAHA YAKINDAN BAKALIM

Bölgemiz Karadeniz... İklimi çok uygun. Arap diyor ki “Herhalde burası cennet”  Biz bilmiyoruz kıymetini. Kötü yönetimle kıyısı gitti, toprakları bitti, tarım yok edildi. Fındığın kıymetini şimdi anlıyorlar.  İhracat rekoru kırılmış. Kim kazanmış, üretici mi? Hayır, eskiden olduğu gibi yine aracı tüccar.  Fındıklıklar bakımsız, gittikçe azalıyor. Çayımız dünyaca tutulmuş, çok beğenilmiş de eğer ÇAYKUR olmazsa o da birden yok olur. Evet, tütüne karşıyız. Ben de sigaraya karşıyım da dışardan tütün getirip ucuz iş gücü ile ülkemizde fabrikalaşıp yurt dışına dönüyor. Tütün tarlaları yok. Tütünle geçimini sağlayan, tütünden gelir sağlayanlar bitti.

Karadeniz Bölgesinde tarımın diğer kolları bitmiş. Koyun sürüleri yok. Sığır beslenmiyor. Bu bölge ihmal edilmiş.

Turizme çok uygun. Ancak ulaşım uygun değil. Karayoluna yüklenmiş. Oysa Karadeniz kıyısı,  İstanbul’dan Hopa’ya, hatta çık Bulgar sınırına bir bak, bu yol kullanılıyor mu? Karadeniz bomboş. Temel'in takası da artık yok. Yolcu vapuru gören var mı? Ben görmedim. Tırlarla deniz araçları karadan taşınıyor. Deniz yolu ucuz ve güvenli. Neden kullanılmıyor? Karadeniz sahil yolu, trafik yoğun. Sık sık kazalar olur.

SİNOP-SAMSUN-HOPA DEMİRYOLU

Trabzon, Giresun, Samsun il müdürlüğüm sırasında birçok kez söyledim, çok yazdım. Sahil için bu yol çok gerekli. Daha cumhuriyetin ilk  yıllarında, büyük önder, eşsiz deha, ileriyi en iyi gören önder Mustafa Kemal Atatürk, Ankara-Samsun bağlantısını Çarşamba’ya dek uzatmış ve ‘en kısa zamanda  Samsun-Hopa demiryolu bağlanmalı’ demişti. Bu buyruğa uyan olmadı. Karayoluna milyarlar harcandı. Demiryolu o denli ucuz ve kolay olduğu halde halen yok. Geçenlerde birkaç ilgili  bu konuda görüş açıklamış. Yeterli değil. Daha büyük baskı olmalı ve bu yol açılmalı.  İşte,  sözün başına dönelim. İstanbul’a birkaç köprü yaparken, yeniden boğaz kazarken Anadolu da düşünülmeli. En kısa zamanda Karadeniz deniz yolu ve Samsun-Hopa demiryolu işlerlik kazanmalı. Karadeniz bölgesinde iller, kentler adeta birbirine değiyor. Karadeniz bölgesi adeta bir uzun cadde… Bu demiryolu bu kentler arasında bir metro gibi olur. Bu illerin belediye başkanları artık kentlerin değil illerin başkanı, başkanlar bu işe el atarsa bu sorun çözülür ve bu dönemde büyük bir hizmet yapmış olurlar. Biz de kamuoyu olarak destekleriz. Haydi, başarılar dilerim...

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.