• BIST 92.977
  • Altın 195,654
  • Dolar 4,7430
  • Euro 5,4932
  • Trabzon 25 °C

İşte beklenen kan bankası

İlham Süheyl AYGÜL

Balık pazarları hep ilgimi çekmiştir. Balık pazarında iki yüz mumluk ışıkların aydınlattığı kırmızı yuvarlak balıkçı tablalarının arasında hayata dair ne varsa içine çekiyor olmak, ıslak taşların üzerinde kokular arasında dolaşmak, mevsim balıkları, yeşil sebzelerin arasında tualde göz alıcı bir renk gibi dikkat çeken kırmızı turplara bakıp farklılığın güzelliğini ve gizemini hissetmek, ‟canlı balık‟ diye bağıran satıcıların seslerini duymak beni her daim mutlu kılar.
Balık pazarları zengin marketlerdir. Her tür balık vardır. Pazara giderseniz taze balıklar kadar bayat balıklar, genç balıklar kadar yaşlı balıklar da girebilir sepetinize. Stajyer ve körpe çinekoplar, dinamik çingene palamutları, genç sarı kanatlar, tecrübeli lüferler ve hızlı uskumrular ayrıca kıdemli kofanalar ve muhteşem torikler vardır yüksek sezonlarda. Kofanalar ve torikler tezgah üstlerine çok az geldikleri için çok daha değerlidirler ve büyük bir ihtişamla karşılanırlar pazarda. Çeşitlilik, farklılık bizi büyük resme bütüne ulaştırır.
Balık pazarlarında bilinen, takdir edilen tecrübe ve kıdem pek tercih olunmaz kariyer pazarlarında. Bunun ülkemizde en büyük nedeni ageizm (yaş ayrımcılığı) dır. Ageizm, insanların yaşlarına dayanarak onlara karşı bir önyargı oluşması ile ilgili ayrımcılık türüdür. Irkçılık ve seksizm’e benzemektedir. Farklı yaştan insanlar hakkında olumsuz ve kalıplaşmış yorumlar içerir. Bu terim genellikle yaşa dayalı ayrımcılığın her tür için uygulanır; İster çocuk, genç, yetişkin veya yaşlı olsun. Ageizm (Yaş ayrımcılığı) maalesef ülkemizde özellikle 40-45 yaş üstünde çok yaygın. Özellikle de finans sektöründe.
***
İnsanların çalışma sürelerinin kurumların faaliyet sürelerinin önüne geçtiği bir dünyada, çalışan ve kurumlar arasındaki psikolojik sözleşmelerin bozulduğu aidiyet ve ve vefanın adeta Adem'le Havva'dan kalan diye tanımlandığı bir ülke pazarında 40-45 yaşından sonra kurumlarından bir şekilde ayrılan (kriz, küçülme, birleşme, ülkeden çıkış (exit), doğum, mobbing gibi) beyaz yakalı finansçılar üretmek konusunda enerjileri ve tecrübeleri tam olmasına rağmen çok arzu ettikleri halde markete yaşlı veya erken emeklilik önyargısıyla pek sokulmak istenmezler. Neden sorusunun cevabı pek bulunmaz. Gümüş tanımlı işleri yaptırmak isteyen kurumlar nedense altın tecrübeleri göz ardı etmekte sakınca görmez. Dışlanırlar. Evde oturmaları, emekli hobileri icra etmeleri beklenir. İş bulamadıkları süre iki seneyi bulursa sisteme girmeleri neredeyse imkansızlaşır. Aslında her birinin özel tarihi ve tecrübe hazineleri oldukça geniştir. Tecrübeleri dışında, aranan yetkinliklerden çok daha fazlasını karşılamalarına rağmen, istemci kurumlara sorulduğunda ülke de genç nüfusun yoğun olduğu ve gençlerin altında kendilerinden yaşça büyük olanlarla çalışmayı pek tercih etmedikleri söylenegelir. Bu satırlar ülke gerçeğini tanımlasa da, tanımlanan ihtiyacı pek karşılamaz. Pozisyonlar için doğru insanlar evde beklerken işler bir şekilde kör topal götürülmeye çalışılır şirketlerde. Enerjiler, birikimler yanlış yerlere hapsolunur.
Yurt dışındaki uygulamalar ise hiç de böyle değildir. Yurt dışında kariyer pazarları seksen yaşına kadar aranan yetkinliklere uygun insanların önüne hiçbir şekilde görünen, görünmeyen engeller ve önyargılar koyulmaz. Örneklere geçer tarihte bir sörf yaparsak isek; 75 yaşını geçen Larry King'le CNN 15 yıl daha sözleşme yapmasının ardındaki motif yaşlı olması değil aynı zamanda son derece güven verici, yaratıcı, üretken olması gerçeği gibi bilinen yetkinlikleri yatmaktadır. Financial Times tarafından yapılan bir araştırmaya göre 85 yaşındaki Charles Handy tüm zamanların en etkili ikinci yönetim düşünürü seçilmiştir. İlk sırada ise 95 yıl üretim yapan efsanevi Peter Drucker yer almaktadır. Amerika'nın para trafiğini Alan Greenspan 90 yaşında yönetmiştir. Önemli olan yaş değil üretmektir ve diğer genç çalışanlarınıza örnek yaşam görgüleri ve başarı öyküleri ortaya koyabilmektir. Akıllı insanlar başkalarının aklından yararlanmasını bilen insanlardır.
İşte tam bu noktada Sevgili Önder Halisdemir 2017 yılında başkanı olduğu Finans Yöneticileri Vakfı üzerinden finans sektörüne muhteşem bir dokunuş yaptı. Vizyoner, yönetim cesareti yüksek ve sıra dışı başarı öykülerini hayata geçirmesini bilen bir CEO olarak sektöre yakışır bir çatı önerisi sundu. İş hayatının anonim kitabında hep söylenen ama cesaret edilip de hayata geçirilemeyen net bir ihtiyacın altını kalın harflerle çizerek, harika bir çözüm önerisini dikkatlere sundu.
Birçok sektörde finans alanında çalışanları tek bir tanım altında birleştirmek için ‘finans profesyoneli’ kavramını gündeme getirdi ve ekibiyle hızla bu kavramın içini doldurmaya başladı. Seksen bir ilde ve dünyanın finans merkezlerinde temsilcilikler vermeyi planlayan parlak bir vizyonun ışığında; insanların tecrübe ve birikimlerini en iyi şekilde aktarmak ve doğru yerlere kanalize olması için güçlü bir alt yapı kurgulanıyor. Finans Profesyonelleri’nin paylaşımlarını, karşılıklı iş birliği ve sinerjiyi arttırmak için sosyal kulüpler ve komiteler kurmaya devam ediyor. İnternet sitelerinden herkesi bu kulüplere üye olmaya davet ederek, üyelik aidatlarını da düşürerek herkesi kucaklayan  bir politika izlemekte. Gerekli desteği bulmak için tüm banka üst düzey yöneticilerini destek olmaları adına yazışma ve görüşmelerini bizzat kendi si tarafından yürütülmekte.
Sektörü yukarı çekmek adına; Türk Finans Profesyonellerinin de ‘yeşil pasaport’a ihtiyacı, "Bilirkişilik" müessesinde süreçlerinin finans profesyonelleri adına kısaltılması konusunda,  Kayyum, Konkordato Komiseri veya belli ölçeği geçen veya yeniden yapılandırılan şirketlerde yasal olarak ehil kişi sayılarak atanmaları konusunda gerekli adımları atmaya başladı.
Finans sektöründe; geniş ürün yelpazesi, yabancı sermaye iştahı ve kurumsal zeminiyle bir çok farklı meslek grubunu içine alan çok geniş bir profesyonel şemsiye açılıyor. Finans sektörüne ''Entelektüel sermayesi en yüksek olan sektör'' demek abartılı olmayacaktır. Sektörün her sektöre  entelektüel sermaye transferi sağlayarak diğer sektörleri de ivmelendiren bir dokusu olduğu şüphesiz. Bu açıdan sistemde  yer alan insanların birikimleri ve üretkenliği kritik bir önem arz ediyor.
Mevcut konumda, birçok üniversite öğrencisi bir finans kurumunda çalışmak istiyor. Dört sene eğitimden geçen genç beyaz yakalılar işe girdikten sonra da altı ay boyunca çalıştığı kurumlar eğitim veriyor. Kulüp, hem üniversite eğitiminin dizaynında, hem de bu gençlerin çalışma hayatına daha erken adapte olmaları noktasında  üyeleri üzerinden  mentorluk hizmeti sunarak daha proaktif rol almayı planlıyor. Ayrıca, finans profesyonellerinin sosyal ve kültürel gelişimine de odaklanmak isteyen kulüp mesai saatleri bitiminde, birbirlerini  daha iyi tanımalarını sağlayacak network faaliyetlerine Kulüp çatısı altında hayat buldurmaya çalışıyor. Kulüp, herkesi oluşturulan hobi alt kulüplerinde yer almaya davet ettiği gibi, kendi kulüplerini de oluşturma olanağı sağlıyor.
***
Her eylül ayının 3. haftasını “Türkiye Finans Haftası” olarak ilan ettiklerini açıklayan Halisdemir, “Bu hafta boyunca çeşitli aktivitelerle, finans profesyonelliğine dikkat çekeceklerini, paradan çok hayatı konuşacakları, hem sektörde daha önce değinilmemiş konularda açılım yapacakları, hem de birçok atölye çalışmasıyla üyelerin mesleki ve kişisel gelişimine katkıda bulunmayı'' hedefliyor. Finans profesyonellerinin yaşamlarını ve beklentileri  odak konusu yaparak, benzeri görülmemiş, oldukça renkli bir hafta olması konusunda istekli ve samimi  bir yaklaşım sergiliyor. Kısa sürede genişlemesi beklenen kulübün çatısı altında büyük bir kapasitenin yeniden şekillenmesi ve güçlü bir sosyal ağ örme  istencine sahip olduklarını görmek memnuniyet verici. Sadece agizm den muzdarip olanlar değil sektörün tüm çalışanlarını ve her yaş gurubunu içine alacak şekilde büyümeyi planlayan bu derin  bakış açısı sektörde son zamanlarda  pek hissedilmeyen sevgi ve saygıyı da işin içine katması ilgi çekici. Kulüp özellikle agizmden etkilenen  değerli insan kaynağının enerjisini ve üretmek arzusunu işin içine katarak nitelikli konular etrafında düşündürecek ve katma değerler sunacak bir think-tank görevi görmeyi planlıyor. Finans Kulüp'ün ülkemizin ekonomik meselelerine de çözüm sağlayacak misyonuyla kurguladığı  bu yapıya yeni dönemde üstün başarılar temenni ediyor ve sektöre değerli katkılar sunmasını diliyoruz.
Bu kez aranan kan değil, yıllardır beklenen doğru kan bankası bulundu diyebiliriz.
Herkesi kan vermeye ve destek olmaya davet ediyoruz!..

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.