• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Trabzon 9 °C

'İstihbarat'ı paylaşıyoruz

'İstihbarat'ı paylaşıyoruz
Trabzon Vergi Dairesi Başkanı Necmi Keskinsoy, vergi açısından Türkiye geneline bakıldığında her yerin bir birine benzediğini belirterek, Trabzon’un bu konuda çok iyi durumda olduğunu söyledi. Keskinsoy, Trabzon’un çok hızlı gelişme gösteren b

Vergi sisteminde gidilen yapısal değişikliklerden bahseder misiniz?

 

2004 yılında Trabzon Vergi Dairesi Başkanlığı görevine başladım. Geçmişle bugünü karşılaştıracak olursak, bir takım konuların kararlı bir şekilde ele alındığını söyleyebiliriz. Sistemde yapısal bir reforma gidildi ve Gelirler Genel Müdürlüğü Gelir İdaresi Başkanlığı kuruldu. 29 ilde Vergi Dairesi Başkanlıkları açıldı. Bu yapılan değişikliklerin sonuçları henüz tam olarak test edilemedi. Burada yapılmak istenen şey taşrada 29 ilde ve sadece o ili değil çevre illeri de kapsayacak şekilde örgütlenmek amaçlanmıştı. Bunu denetim boyutuyla fiilen yaşıyoruz. Trabzon Vergi Dairesi Başkanlığı olarak Trabzon dışında Rize, Artvin ve Gümüşhane illerinin denetimini de vergi denetmenler ile yapıyoruz. Yapısal olarak hayata geçirilen bu reform henüz test edilme aşamasında olduğu için sonuçları zaman içerisinde ortaya çıkacaktır. Eksik kalan yönleri tamamlanmaya çalışılacaktır. Bu yapısal değişiklik özellikle taşrada parçalı yapının sonlandırılması anlamında iyi olmuştur.

 

Sizce vergi konusunda yapılan en önemli operasyon nedir?

 

Bence siyasi iradenin en zorlanacağı şey olan vergi indirimi yapıldı. Bizim yapısal olarak savunduğumuz şey vergide oransal indirimlerdi. Gıdadan başlanarak KDV oranlarında çok ciddi anlamda oran indirimleri yapıldı. Tekstil alanında da önemli oranlarda vergi indirimlerine gidildi. Tekstilde vergi oranı yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi. Burada yüzde 10’luk bir indirime gidilmiş olması çok ciddi bir hamledir. En önemlisi de yıllardır yüksek vergi oranlarından dolayı şikayet edilen Gelir Vergisi oranı yüzde 15’e çekildi. Gelir vergisinde oranlar yüzde 40-45’lere varıyordu. Kurumlar vergisi yüzde 30’larda idi, daha sonra bu yüzde 20 ile sabitleştirildi. Vergi oranı indirimleri çok önemlidir. Çünkü bu tür indirimler risk teşkil eder. Ben işin bu boyutunu savunuyorum çünkü bu mükelleflerimizin yüksek oran dolayısıyla sistemin dışına kaçıyor tezini çürütür nitelikte oldu. Bana göre yapısal anlamda elle tutulur önemli bir operasyon bu oran indirimleri olmuştur.

 

Vergi oranlarında yapılan bu indirime mükellefin yaklaşımı nasıl?

 

Bu konuda şu ana kadarki tabloda gördüğümüz bir vergi kaybı yok. Dolayısıyla bu mükellefin sisteme olumlu yaklaştığını gösteriyor. Bu bir anda yerleşmiyor ama olumlu bir yaklaşım var. Bunu kendi il ölçeğimizde görebiliyoruz. Gelir vergisinde, Kurumlar vergisinde, KDV’de oran indirimleri nedeniyle tahakkuk ve tahsilatlarda bir azalış söz konusu değil. Yapısal olarak bizi de rahatsız eden, gelir dağılımı, vergi adaletini ve ülkede pek çok dengeyi bozan dolaylı vergilerin nispetinin sistem içerisinde fazla olmasıdır. Özel tüketim vergisi, KDV gibi dolaylı vergilerin vergi sistemi içindeki oranı yüzde 70’lere varmıştı. 2008 bütçesinde bu vergilerde öngörülen oran yüzde 68’lere çekildi. Bizim de her kes gibi merak ettiğimiz 2-3 yıllık seyirde bu ne olacaktır. Biz bu tablodan mesafe alabilecek miyiz, alamayacak mıyız? Eğer olumlu yönde mesafe alıyorsak iyi yönde gidiyoruz demektir. Yapılan bu değişiklik ve oran indirimlerini olumlu ve risk içerdiği için de gözü pek uygulamalar olarak görüyorum. Yakın zamanda ÖTV oranına (sigara ve petrol)’de bir müdahale edilerek biraz artırıldı bunun sonucunun ne olacağını zaman içerisinde göreceğiz.

 

Çok kazanandan çok az kazanandan az vergi almak konusundaki yorumunuz…  

 

Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi almak, vergi sitemini anlamlı kılacak ve bizim vergiciler olarak memnun olacağımız, toplumun ve mükelleflerin de memnun olacağı tablodur. Yani gelir diliminden daha küçük pay alan kesimler üzerindeki vergi yükünü azaltmak. Sosyal devlet ve modern çağın devlet anlayışı ezilmiş kesimleri ya da zayıf kesimleri kollamaktır. Dolayısıyla çok kazanandan çok vergi alınması bütün devletlerin benimsediği bir sistemdir. Bu sistemin uygulayıcısı olarak bizler, karar alıcılar olarak siyasi otorite, herkes bunun farkındadır. Bu sistemin tam olarak uygulanması konusunda mücadele verilmektedir.

 

Devlet tahsil edemediği vergileri birtakım uygulamalarla tahsil etmeye çalışıyor. Bu uygulamalardan biri de vergi barışı adı altında yapıldı…

 

Uygulanan vergi barışı ile aslında kangren haline gelen sorun halledilmeye çalışıldı. Uygulayıcılar olarak, af tabirinin geçtiği hiçbir uygulamadan yana değilim. Ama orada yeni gelmiş bir hükümet ve 2001 krizi vardı. Ve o zaman buradan toplanan bütün vergiler sadece bütçedeki faiz giderlerini karşılamaya yetmiyordu. Ortada böyle bir tablo olduğu için uygulanan vergi barışı, kısa vadede hazineye soluk aldırmak ve tıkanan sistemi açma operasyonuydu. Yani gerçekten bir şeyler yapmak isteyen mükellefin işleri tıkanmış, bir şekilde belli ödemeler kangren olmuş, yargı sürecinde davalar tıkanma noktasına gelmişti. Samimi olarak bu anlamda sıkışmış olan mükellefin önü açılmak istendi. Bu da belli bir ölçüde başarıldı. Oradan gelen para da hazineye önemli bir girdi sağladı.

 

Sizce vergi barışı ya da vergi affı gibi uygulamalar ilerisi için mükelleflerde bir beklenti yaratmıyor mu?

 

Bu tür uygulamaların sisteme güven anlamında ileride mükelleflerin beklentileri üzerinde olumsuz yanları var. Mükelleflerde yerleşmiş bir kültür oluyor. Mükellefler, ticari anlamda bankalarla olan ilişkilerini ve diğer borçlarını öncelikleri arasına alıyor, hazineye olan vergi borcunu erteliyor. Bu borcu en sona bırakıyor ve nasılsa bu bir şekilde halledilir diye düşünüyor. Ama bu durum ileride mükellef ve hazine için kangren olabilir. Bu erteleme nedeni şundan oluyor, mükellef belki bir kolaylık gelir, yine vergi barışı gelir, af gelir ya da taksitlendirme ve özel imkanlar gelir diye bir beklenti içine girip bu vergi borçlarını öylece bırakıyorlar. Bu beklentiyi kredilendirme anlamında sistem sıkıntılı ama biz uygulayıcılar olarak, yarın ne olurun garantisini veremeyiz. Çünkü biz karar alıcı değiliz. Öneride bulunuruz, görüşümüz sorulursa görüşlerimiz üst makamlarımıza dile getiririz. Burada son kararı siyasiler verir. Ama mükellefler bu tür beklentiler içine girdiği de doğrudur. Bu tür şeylerin gerek vergisel alanda veya başka alanlarda sisteme büyük tahribatlar getirmektedir. Bir şeyleri yapısal olarak değiştiriyorsanız bundan sapmamalısınız. Sapmalar yaptığınız zaman inandırıcılığınız kayboluyor. Bunların olmasına izin vermemek gerekiyor.

 

Ülke olarak vergi konusunda en büyük sorun kayıt dışılık…

 

Aslında bütün problemlerin ana nedeni kayıt dışılıktır. Maçka’da yaptığımız toplantının ana gündemi kayıt dışılıktı. Bununla ilgili olarak raporlarımızı sunduk. Bu maliyenin ele aldığı öncelikli konulardan birisidir. Bu bir devlet politikasıdır. Çünkü çok geniş bir konudur. Türkiye’nin şuana kadar mesafe almakta sorun yaşadığı konu budur. Belli alanlarda mesafe alındı alınmaya da devam ediyor. Gelişen teknoloji ile kartlı ve elektronik ortamda yapılan alış verişler ve nakit ödemelerde 8 bin YTL’nin üzerinde banka sistemine aktarılma zorunluluğu, bankalardaki hareketlerin maliye elemanları tarafından takip edilebilmesi bütün bunlar sistemin kayda oturması anlamında alınmış önemli mesafelerdir.

 

Bu konuda daha büyük meblağların döndüğü sektörler var…

 

Bu anlamda en büyük sektör gayrimenkul sektörüdür. Ve onun uzantısı olan gayrimenkul sermaye iratları. Gayrimenkulun kayıtlı değerini realize edip olması gereken değerlerde tutmadığınız da o zincirleme olarak sektörün uzantısı olan her dalı etkiliyor ve kayıt dışında tutabiliyor. Örneğin bir mükellef dükkanının gerçek değerini kayda almadığında otomatik olarak onun kirasını da kayıt dışında tutabiliyor. Bu da böyle zincirleme olarak devam ediyor. Bana göre özellikle Türkiye’de bu konuda çok büyük mesafe almamız gerekiyor. Bu sadece bakanlığın tasarrufundan olan bir şey değildir. Tüm ilgili kurumların bu konuda el birliği ile hareket etmesi gerekiyor. Şu anda en yoğun gündem bu, çözümü konusunda mücadele veriyoruz.

 

Bütün illerdeki Vergi Dairesi Başkanlarının katılımı ile Maçka’da bir toplantı düzenlenmişti. Bu toplantıda size, şu kadar zaman içerisinde şu kadar miktar vergi toplamanız konusunda bir telkin yapıldı…

 

Gelir İdaresi Başkanlığından Vergi Dairesi Başkanlığı olarak bize vergide hedefiniz şudur diye ulaşılması gereken hedefler bildirilir. Ve bu hedefler 3’er aylık tahakkuk ve tahsil anlamında yazılı gönderilir. Maçka’daki toplantının ana noktalarından birisi tahsilattı. Türkiye genelinde birikmiş ciddi bir kamu alacağı var. Bu alacaklar kategorize edilerek en hızlı şekilde takibe alınıp sorun haline gelmeden tahsilatlarının yapılması gerekiyor. Dolayısıyla bu konuda yılsonuna kadar yoğun bir çalışma hedefi verildi. Biz bu konularda gerekli olan şeyleri yapıyorduk ama bu toplantı ile ilgili kurumlarda kendilerini bir silkeleme ve işlemlerin hızlandırılması konusunda daha yoğun bir çalışma başlatıldı. Biz kendi ölçeğimizde verilen hedefleri gerçekleştirdik. Yani hedeflerin gerisinde değiliz.

 

Oldukça stresli bir işiniz var. Bu stresi üzerinizden atmak için neler yapıyorsunuz?

 

Mahmut Koloğlu Kültür Merkezinde geliri Mehmetçik Vakfına aktarılmak üzere bir fotoğraf sergisi açtık, sergimiz 10 Kasım’a kadar açık kalacak. Fotoğraf konusuyla amatör olarak ilgileniyorum. O sergide çektiğim fotoğraflar da var. Uzun zamandır fotoğrafçılık konusunda çalışmalar yapıyorum. Trabzon’da bu konuya ilgi duyanlardan oluşan bir ekiple beraber 15 günde bir fotoğraflanmaya değer güzelliklerin olduğu yerleri tespit edip fotoğraflıyoruz. Bu konuda Ara Güler’in meşhur bir ifadesi var ‘Fotoğrafçılık bir tanıklıktır’ der. Bence fotoğrafçılık çok güzel bir uğraş, doğada fotoğraf çekerken çok büyük bir zevk alıyorum üstelik de dinleniyorum. Bütün iş stresi ve yorgunluğum gidiyor. Fotoğrafçılık konusunda bölgemizde büyük bir malzeme var. Gerek doğal güzellikler, gerekse tarihi güzellikler, insan ve kültür anlamında çok fazla malzeme var. Ben fotoğrafçılıkla uğraşırken bütün bunları keşfettim.

 

Trabzon ölçeğinde vergide kayıp ve kaçaklar ne kadar?

            

Türkiye geneline baktığınızda bu konuda ortalama olarak her yer bir birine benzer. Ama Trabzon’un çok iyi durumda olduğunu söyleyebiliriz. Trabzon tarihi olarak kökleşmiş bir kenttir. Yani kent kültürü çok eskilerden geliyor. Ayrıca Trabzon çok hızlı gelişme gösteren bir yer de değil, tarihi kökeninden gelen bir ekonomik büyümesi yok. Trabzon bir sanayi şehri olamadı. O yüzden bu şehirde olan biten bir ölçüde takip edilebiliyor. Türkiye’de olan genel şeyler otomatik olarak Trabzon’a da yansıyor. Kayıt dışılıkla ilgili istatistikler neyse buraya da yansıyor. Ama büyük şehirlerde yaşanan kayıt dışılık Trabzon’da daha az yani Trabzon Türkiye ortalamasının iyisidir. Burada kurumlar insanları, insanlar birbirini tanıyor. Bir şeyin bilgisi çok gizli kalamayabiliyor. Bu anlamda Trabzon, önünü görebilen, kendi içerisinde takip edilebilen bir şehirdir.

 

Vergi sisteminde yapısal anlamda gidilen değişikliklerle Vergi Dairesi Başkanlıkları açıldı ve defterdarların vergi konusunda yetkileri alındı…

   

Vergi Dairesi Başkanlıkları açılınca vergi birimlerinde defterdarların yetkileri alındı. Defterdarlıklar gider birimlerine, gelir birimlerine ise vergi dairesi başkanlığı bakıyor. Alında yapısal reform gider ile geliri ayrıştırma konusunda yapıldı. Biz bunun uygulamasını yapıyoruz. Bu değişikliğin kaybettirdiği bir şey var mı derseniz, yok diye bilirim. Şu andaki uygulamalardan iyi sonuçlar alıyoruz. Sorunlarımızı merkeze çok daha çabuk aktarabiliyoruz.

 

Defter ve belgelerin incelemeye alınması konusunda vergi denetim elemanlarıyla mükellefler arasında süre konusunda bazı sıkıntılar yaşanıyor. Bu konuya açıklık getirir misiniz?

 

Mükelleflerimizden defter ve belgelerini istediğimizde onların yasal hakkı olan 15 günlük süre vardır. Ama çok acil olan durumlarda mükellef açısından da 15 gün beklemek bazen aleyhine olabilir. Ama bu 15 gün mükellefin her halükarda kanuni hakkıdır. Bu elinden alınamaz. Bu sürede kısaltmaya gidilmesi olayın acil olmasından kaynaklanmaktandır. Yani denetim elemanımıza şu konuda hızlı bir çalışma yapalım şeklindeki bir tekliften dolayıdır. Ama mükellef 15 günlük yasal hakkını kullanmakta özgürdür. Trabzon’da zaten bir telefon edildiği zaman belgeler gelir. Burada mükelleflerin maliye ile çok ciddi sorunları yoksa belgeleri getirmemek gibi bir şey yapmazlar. Mükelleflerimiz bu anlamda anlayışlıdır. Ve elemanlarımız mükelleften defterleri istiyorsa ve bu defterler hazırsa 15 günlük sürenin beklenmesine gerek olmaz. Ama dediğim gibi mükellefler her halükarda bu 15 günlük kanuni sürelerini kullanmakta özgürdürler. Bu konuda herhangi bir süre kısıtlamasına gidilemez.

 

Vergi yüzsüzlerinin açıklanması konusuna nasıl bakıyorsunuz?

 

Bu etkili oluyor, vergi yüzsüzlerini kamuoyun bilmesi önemli. En çok borcu olanlar zaman zaman kamuoyuna açıklanıyor. Bunlar internette de yayınlanıyor. Bunlar teşvik ve tehdit anlamı ifade eden uygulamalardır. Ama bunların açıklanması konusunda bakanlık yetkilidir.  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • ARALIK 191408 Aralık 2017 Cuma 11:37
  • Türkiye’de 10 yılda uyuşturucudan 2 bin 400 kişi ölmüş08 Aralık 2017 Cuma 11:30
  • Başkent'te toprak kayması: 2 araç göçük altında kaldı08 Aralık 2017 Cuma 09:01
  • Eyüp Sultan'da ABD'nin Kudüs kararına tepki08 Aralık 2017 Cuma 08:54
  • Sokak güvercinlerini her gün besliyor07 Aralık 2017 Perşembe 14:14
  • Trabzon'da STK'lardan 'Kudüs' Protestosu07 Aralık 2017 Perşembe 14:09
  • Başbakan Seul Büyükelçiliğini “Ayla” ile açtı06 Aralık 2017 Çarşamba 13:27
  • İstanbul’da Hintli-Pakistanlı çete dehşeti!06 Aralık 2017 Çarşamba 13:01
  • KÜSTÜK SİZE…06 Aralık 2017 Çarşamba 11:54
  • Çalınan tarihi eserler Adıyaman'da ele geçirildi06 Aralık 2017 Çarşamba 10:38
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.