• BIST 98.415
  • Altın 277,297
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Trabzon 21 °C

İYİ SEYİRLER

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

 Bugünlerde daha fazla dikkat vermek gerekiyor elde ki göreve. Dünden daha fazla önemsemek ve korumak gerek. İşsizlik had safhada; bugünlerde daha ucuza çalışanlar ve haksızlık olsa dahi sesi çıkmayanlar makbul.
İşini bilen değil, işi sorgusuz, sualsiz yapabilenler işi kapanlardır. Ve tabii bizdensin olanlar.  
Gerçeğe ulaşmak için emek değil, birilerinin iki dudağı arasından çıkanlar kabul ettiriliyor.
Bizler ve bizden öncekiler hep yarına daha iyi bir dün bırakmak için mücadele verdik. Bugün çalışanlar ise günü kurtarmak için çalışıyorlar.
1992 yılında ilk televizyon programını hatırladım bugün.

 Atay Aktuğ Trabzon Belediye Başkanı. Kendisine program teklifi verdik. Belki yoğunluğundan belki istemediği için programı ileri bir tarihe atmıştı. Bizde her zaman çok kibar ve zarif olan Sayın Orhan Karakullukçu’ya teklif getirdik. Kabul etti. Evinde tek kamera ve el mikrofonu ile çok kıt şartlarda program gerçekleştirdik. Sonrasında ki montaj kısmı ise başka bir maceraydı. Hafızaya kaydedilen görüntüler değil de VHS kasete kaydedilen görüntüler ve görüntü kalitesi düşük olan programlı dönemlerde çalıştık bizler. Benim başlangıcımdır o program.
Unutmadığım unutamadığım rahmetli İsmail Cem Dış İşleri Bakanıyken kendisiyle gerçekleştirdiğimiz programdı. Görüntüsü olan ama sesi sadece kameranın mikrofonundan alan nerdeyse ses yok denecek kadar cılız olan programda elimiz kolumuz bağlanmıştı. Ama zarif, tevazu sahibi, güvenilir bakanımız TRT gibi bir kurumda genel müdürlük yapınca bizi en iyi anlayan olmuştu. Tekrarını çekip bize derin bir nefes aldırmıştı. Bizim şansımız alçakgönüllü, ulaşılabilir, sade bakanlar ve yöneticiler döneminde bu işi yapmış olmaktı. 
O günden sonra ilgili, ilgisiz bir sürü insana temas ettim. Dinledikçe anlatmaktan bıkmayan, öğretmekten sıkılmayan bir sürü insan. Kimi bildiklerine sustu, kimi bildiklerini söyledi. 
 Kimi kimliğinden muaf, samimi, içten tevazu sahibi;  kimi suskun, sıkıcı, soğuk ve tepeden bakan. 
Kimlik arayışı değildi ki bizim yaptığımız, sadece herkesin istediği meselelerin açıklama bulmasıydı.
Ama yine de dostluklar kurduk o samimi ya da soğuk insanlarla. Bilgi alış-verişi yaptık. Ne olacak dedik. Cevap aldık. Seçim sonuçları hakkında ikili dostluklarla herkesten önce cevaba ulaştık.
Bugün ulaşılmaz, dinlemeyen, kendi bildiğini yapan hatta umursamayan bir dizi insanla mücadele veren sunucu, program yapımcısı ve gazeteciler var. İşleri zor. Ama teknolojik olarak, işleri bizim döneme göre müthiş. Montaj desen birbirinden ayrı çekilen görüntüler doğal hale getirilebilirken, Ses konusunda da çok kaliteli sonuçlar alınıyor.
Eğer dönemin adamıysan no problem. Ama aksiysen her şeyden mahrum olansın.
Bizim dönemde anlayışı derin, gerçeğe ışık olmak isteyen konuklar olurdu.
Bugünler bir acayip.

Bizler sahnemiz geldiğinde heyecanlanan sanatçı, zamanı geldiğinde açan çiçekler gibiydik. İşimizi çok önemser ve saygı duyardık. Programa saatler önceden hazırlık yapardık. Özen gösterirdik. Bugün ise son dakika gelen sunucu, gazeteciler ve yapımcılar. Adına teknoloji denilen denetleme ile her şey bir tık ile tamamlanıyor. 
Bizim engelimiz teknolojiydi; bugünün engeli insan.
Bugün her istenilene sahip olunuyor gibi gözükse de aslında insan denilen varlık umudu hep geri çekiyor maalesef.
Bizim engellerimiz çok olsa da, hedefe ulaşmak için adım atardık. İnternet, Whatsap, twitter vs gibi oturduğumuz yerden insana ulaşmazdık.
Bulmak için arardık. Hafıza, akıl, yetenek, bilgi her neyse tüm enstrümanları yaratıcılığımızın üzerinden konuştururduk.
Bugün medya patronu ile arası iyi olanlar hareket etmeden tek tuşla ekranda ya da gazetede arz-ı endam içerisindeler.
Mantık yok mekanik var.
Ruh yok madde var.
Gaf bile yok eğer bizdensen tek tuşla doğru söz oluveriyor.
Heyecanda yok çünkü duygularımızda yok oldu.
Hesap kitap ile insana ne fayda sağlayabilirsin ki?
Unuttuğu ya da söylemediği tek söz için arayıp ekleme yapabilir miyiz diyen, bildiklerini gizlemeyen susmayan konuklar nerede?
Koşullar iyileşti evet de ya bilgilere ne oldu?

Gidip almazsan getirip bırakacak kimse yok. Çünkü her şey maddiyatla ölçülür olunca bilgilendirmek de görev sayılmaz oldu.
Taze kan ihtiyacı gibi aceleyle bilgiye hatta doğru bilgiye ihtiyaç var. 
İnsanların anlatacakları cebindeki para ile ölçülünce, ortaya sadece zenginlikler ve yoksulluklar çıkıyor.  İnsanlara cebindeki paradan değil de içinde ki yaradan ne haber diye sorulmayınca ortalık güllük gülistanlık oluyor.  
İşini sevmedikçe, saymadıkça, beslemedikçe söyleyeceğin kelimeler de biter gider. 
Sözün bittiği yerdeyiz. Ama susuşlarımızın bize hiçbir katkısı yok maalesef. 
Kendi çıkarları için akıl oyunları oynayanlar bugün ekranlarda insanları manipüle ediyor. Ve birbirine benzeyen insanlar yaratılıyor.   
Tıpkı içinde bulunduğumuz bayramların tadının tuzunun olmayışı gibi.  O yüzden kalp ve aklınızla uyuyup uyanın. Hayat sizin. Ekranlardan yansıyanlar sizleri kandırmacadan başka bir şey değil. Uyuşturulmayın, uyutulmayın, kandırılmayın…
Bu arada hafta sonu Pazar günü (18 Ağustos) KRT Televizyonunda Feminen Adalet’in konuğuyum. İzlerseniz sevinirim. Kendim gibi, içimden geldiği gibi, kıvrımsız cevaplar verdim. Çünkü sunucuda samimi, içten, araştıran ve doğru soru soran olunca her şey çok güzel oldu. İyi seyirler. 

  

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.