• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • Trabzon 10 °C

KABAK TADI!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Nüfus çoğunluğu çevre kirliliği ile birlikte, ekonomik gücümüzü de azaltıyor.

İnsanlar her sabah, hatta gün aydınlanmadan evinden çıkıp, ekmek parası için koşturuyor.

Otobüs, Metro ya da her hangi bir toplu taşıma sırasında güne gergin başlıyor. Belki birisi sırasını kapıyor ya da otobüsü kaçırıyor. O zaman hırçınlaşıyor ve zaten eksik giden yaşamı için kavgaya başlıyor, birilerine sataşıyor.

Hayata pozitif bakacak hiçbir tarafı yok vatandaşın.

Zamanda bir gün, eğer 24 saat ise, her vatandaşın zamanı neden aynı değerde değil? Türkiye’de zaman neden verimli geçmiyor?

Türkiye’de neden zaman bazılarına güllük gülistanlık iken bazılarına karabasan?

Türkiye’de zaman neden bu kadar anlamsız? Bazı insanlar dünya beni neden görmez diye sızlanırken bazıları da dünyaya görmek için dağlara çıkar.

İnsanlar birbirini selamlamaktan bile uzaklaştı; Hep bir ekmek mücadelesi.

Sosyal güvenlik kaygısı, ulaşım sıkıntısı, sağlık problemleri, çocukların karabasana dönen eğitim sistemleri, nizam eksikliği, kaliteli yaşam arzusu ve hayali, güvenlik sorunu, kadın erkek ayırımı hepsi insanları hayatlarından bezdirdi. Düzgün yaşamak, sağlıklı yaşam, hatta yaşama saygı sadece batıya biçilmiş kaftan mıdır? Biz de insanız.

Ben bugünlerde evimde, işimde tasarruf tedbirleri almaya başladım. Elimden geldiğince daha az alış-veriş yapar oldum. Oğlumuzun geleceğini daha yaşanılabilir hale getirmek, isteklerine cevap verebilmek adına kendimize ait isteklerini erteler olduk. Bu konuda özen ve itina göstermeye başladık. Çünkü yarınları göremiyoruz. Dahası yarınlar için endişeliyim.

Sanayici, tüccar, esnaf, işçi, memur, emekli, çiftçi toplumun tüm kesiminden herkes benim gibi endişeli; Çünkü üretim, tüketim ve hizmet çok pahalı.

İnsanların hiçbir isteği, bilgisi, tercihi ya da önerisi hiçbir kurumun tek bir taşını yerinden oynatmıyor. Hal böyle olunca çaba olmuyor ve her şeyin yerini endişe alıyor.

Kanuni Sultan Süleyman aşırı yağmur bastırınca beraberindekilerle bir eve sığınır. Ev sahibinin yaktığı ateş karşısında elbiselerini kurutan ve ısınan padişah “şu ateş bin altın eder” der. Padişahı tanımayan ev sahibi kılık ve kıyafetlerinden zengin olduğunu anlar. Geceyi ateşin karşısında geçiren padişah sabah köylüye borcunu sorar. Köylü de “bin bir altın” cevabını verir. Padişah şaşırır. Köylüde bin altın değerini padişahın verdiğini oysa geceliğin bir altın olduğunu söyler. “Ateş Pahası” sözü de buradan gelir.

Bizler ederinden çok pahalı şeylere bugün ateş pahası deriz sebebi işte bu hikâyedir. 

Her geçen gün değerini kaybeden paramızla beraber alım gücümüz de düşüyor, hayat zorlaşıyor. Bundan dolayı da geçim sıkıntısı baş gösteriyor.

Doların ateşini yükseltenler öyle bir artışa sebep oluyor ki hiç çekinmeden de üstelik sürekli her konuda bağımsızlığına inandığımız Merkez Bankasını eleştiriyor.

Eleştirdikçe, sesini yükselttikçe de döviz alıyor başını gidiyor.

Bizim artık uzunca bir süre sessizliğe ihtiyacımız var. Tıp.

Biz neden zengin değiliz?

Bizde renk olarak dünya milletleriyle hemen hemen aynı renge sahibiz. Bizim de yeraltı kaynaklarımız var. Biz de dindarız. Nedir bizim gelişmemizi engelleyen?

Bizde Allah’tan istiyoruz. Yaratan benden isteyin diyor. Bu iş istemeyle olmuyor mu? Şartlarımız mı uygun değil de yaratan kabul etmiyor acaba? Hadisteki gibi, “Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.”

Allah’ım izin ver filizlensin ülkem…

Genellikle zengin insanlarla yapılan röportajlarda, kazanmanın şartları şöyle sıralanır.

Sorumluluk duygusu, çalışkan olmak, ahlak kurallarını bilmek, kanun ve kurallara saygılı olmak, dakik olmak hatta burası çok önemli dürüst olmak zengin olmanın sıfatları arasında; Ve daha da ilginci başkalarının hakkına saygı göstermek. Bunlarla nasıl zengin olunur bilmiyorum ama yıllardır edep denen olguyla yaşayanlar, hak hukuk gözetenler, toplum ve ülkesinin yararına çalışanlar zengin olmayanlardır. O zaman sormazlar mı bu ne yaman çelişki diye?

ABD Kendi parasıyla dünyaya yön veriyor. Diğer ülkelerin siyasetini ve ekonomisini hep ABD yönlendiriyor. Önümüzde yakalaşan bir seçim var. Evet seçim kapıda bizler tasarruf tedbirlerinden bahsederken seçimde yapılacak israfı bile ABD yönlendiriyor?

Birileri seçimle zengin olurken partiler gereksiz harcamaları, savurganlıkları ile halkın gözünü boyamaya çalışacak. Hani biz fakir bir ülkeydik? Ne oldu gömümü bulduk?

Belediyelerin ve tüm kamu kuruluşlarının hatta siyasetçilerin bu tarz savurganlık yapacak lüksü yoktur… Ey insanlık giden bizim paramız.

Bizlerin parasını israf etmeye yetkiniz ve hakkınız yok; Saltanat sürmeye ise hiç hakkınız yoktur. Her şey ateş pahası iken sayenizde her şey kabak tadı vermeye başladı. Hele bir de 16 bin liralık milletvekili maaşının yetmediğini söyleyenler ise sanırım asgari ücretle geçinenlerin ülkesinde halkına hiç değer vermeyenlerdir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
  • Trabzon futbolu bitmiş!
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.