• BIST 103.118
  • Altın 270,235
  • Dolar 5,7755
  • Euro 6,3762
  • Trabzon 21 °C

KADIN!

Gürsel ÖZGÜR

Bir arkadaşım sosyal medyada; ‘’Bitiyorum şu hiçbir şey yapmayıp, yapmış gibi gösteren kendini bilmezlere… Çok komiksiniz, yoğun iş gününden sonra eve gel, koşarak yemek yap, çocukların derslerine yardımcı ol, çamaşır-bulaşık derken saat: 23.00’de hala iş bitmesin, ama uyumalısın ki, sabah çocuk servise beslenmesi yanında yetişmeli. Ve hep gülmeli, hep hayat dolu olmalı veya görünmelisin, suratsız, uykusuz, yorgun olamazsın. Çünkü sana o gömlek giydirilmiş.   Hey; hayattan hep şikâyet edenler ne yaparsınız ki?’’ demişti.

Ben de o kardeşime; ‘’Onun için ağlarken anne deriz, onun için ilk ve en büyük aşkımızdır anne, onun için hep kokusunu özleriz annenin, onun için babalar kendilerine seslenildiğinde bir an sevinir ama ‘’baba, annemi gördün mü?’’ sorusuyla sevinci kursağında kalır. Ben de çok özledim annem Sebahat Eyüboğlu Özgür’ü’’ diye yazmıştım.

Anneliğin kutsiyetini bilen ve onu layık-ı veçhile yapanlar şikâyet etmez zaten, Aysen Çakıroğlu kardeşim. Ne mutlu sana ve senin gibilere… Ancak, anne olamayanlar veya tercih etmeyenlerinde yarım kadın olmadığını özellikle vurgulamalıyım.

‘’Cennet annelerin ayakları altındadır’’ diye buyrulmuştur. Yük ağırdır, meşakkatlidir ama kordon madden kesilse de aslında ömür boyu manen bağlıdır. Anne için çocuğu büyümediği gibi, çocuk için de anne her zaman sığınılacak limandır.

İşte kutsal varlıklarımız olan anne, abla, eş, teyze, kardeş olan kadının, Cumhuriyet ile sağlanan kazanımları ve layık olduğu değer, zaman içinde azalsa da Namık Kemal’in dediği gibi ’’yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten.’’(cevher yere düşmekle değerini yitirmez)

Özellikle son yıllarda; artan kadın tacizleri, ölümleri, aşağılanmalar ile beraber, zor şartlar altında kazanılan haklarının kaybettirilmesi yanında, sosyal hayattan uzaklaştırmak için de projeler üretilmektedir.

Neyse ki; adeta cellâdına âşık olmasını istemek gibi olan ve kadının tecavüzcüsüyle evlenmesi yasa teklifi yoğun baskı sonucunda geri çekilmiştir.

‘’Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin; saçı uzun aklı kısa; eksik etek’’ gibi aşağılayıcı sözlerle ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören kadınlarımız, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun sayesinde olması gereken haklarını almışlar ve Mecelle hukukunun izleri silinmeye başlamıştır.

Mecelle hukukuna göre; evlilik için dinsel tören yeterliydi, evlenme yaşı küçüktü ve boşanma erkeğe tanınmış bir haktı ve kadın’’boş ol’’ sözüyle kapı dışarı edilebiliyordu.

Bütün bu olumsuzlukları gören Mustafa Kemal; fıtrattan(yaradılıştan) gelen bir eşitliği değil, hukuk karşısındaki eşitliği savunmuş ve bunu da sağlamak için gerekeni yapmıştır.

Seçme seçilme haklarını kazanmanın hemen ardından 1935’de Erzurum’dan meclise giren ilk kadın MV. öğretmen Nakiye Elgün Meclisteki bir konuşmasında ‘’Bir bakanın gelip de MV. önünde hesap verişi bilseniz ne dokunan sahnedir’’ der. Ancak bu kadar önemli olan, Bakanların millete hesap verme sorumluluğu yeni Anayasada teklif edilen 106.madde ile ortadan kaldırılmaktadır.

Kadınlarla birlikte kurulan Cumhuriyet, kadınların sosyal, kültürel, sanat, spor ve ekonomik alanda yar alması için gerekli teşvikleri sağlayacak düzenlemeleri yapmış ve uygulamaya koymuştur. Kadınların; gemi kaptanı ve çarkçılık, ağır ve tehlikeli işler ve maden ocakları hariç olmak üzere çalışmasını özendiren 788 sayılı kanun çıkarılmış ve Osmanlıda kamuda görülmeyen kadınlar yasa ile korunarak çalışma hayatına katılmışlardır.

Eğitim, öğretim ve iş hayatı da kadınlara ardına kadar açılmış ve siyasi haklarda unutulmayarak birçok ülkeden önce kazanımlar edinmiştir. Seçme ve seçilme hakkı 1934’te verilirken İtalya 1946, İsviçre 1971 yılında bu hakkı kazanabilmiştir. Aynı yıl TBMM’ne 18 kadın vekil(%4,6) (Şimdi bu oran 14,9) girmiştir. (Trabzon’dan Ayşe Seniha Hızal)

Kâh Halide Edip olup halkı heyecanlandırarak coşturan, kâh bebeğinin battaniyesine sardığı top mermisini kağnısıyla taşıyan Elif, kâh Ayşe Afet, kâh Sabiha Gökçen, kâh Zübeyde hanım, kâh Gül Esin olan Türk Kadını toplumda layık olduğu yeri almalı ve yaptıkları ile ayakta alkışlanmalıdır.

İzmir Valisi Kazım Dirik Türk Kadının vatanseverliğini şöyle ifade eder; ’’Cephede nasıl beyaz sakallı dedelerin yanında ergenlik çağındaki torunları savaşıyorsa, cephe gerisinde de her hizmette ninelerin yanında torunları çalışıyordu.’’

Anadolu devriminin ilk müjdelerinden olarak, Türk Kadını dünyaya şöyle haykırıyordu: ’’Çanakkale savunmasını yapan şehitlerin aziz ruhları önünde dünyaya sesleniyoruz. Ulusal hukukumuzu ve namusumuzu koruyacak hükümet ve erkek yoksa biz varız.’’

Kadınları toplum hayatına kazandıran Zübeyde hanımın oğlu Kemal Atatürk’ü minnetle anıyorum.

Gericiliği reddederek çağdaş dünyada yaşama azim ve kararlılığını gösteren kadınların       ‘’Dünya Kadınlar Günü’’ hayırlı olsun.

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.