• BIST 120.412
  • Altın 300,436
  • Dolar 5,9494
  • Euro 6,5446
  • Trabzon 13 °C

Kadınlar Pazarı’nda teftiş!

Yer KULAK

  Cumartesi öğle sonra, Kadınlar pazarı, Mumhaneönü, Pazarkapı mahallelerinde kısa bir tur attık. Bülent Deveci ve İsmail Kansız ile birlikte Çarşı mahallesinden Mumhaneönü’ne geçtik. Mumhaneönü Trabzon’un eskiden en önemli ticaret merkezi idi. Akçaabat ve merkez köylerden getirilen sebze ve meyve, yıllarca bu bölgede satıldı. Sahile yakın bölgede fındık fabrikalarında kırılan fındık, teknelerle açıktaki gemilere yüklenir ve İstanbul’a, Avrupa’ya gönderilirdi. Trabzon’a dışarıdan getirilen buğdayından, yağına, ununa kadar her şey Moloz’daki limanda veya liman açıklarında demirleyen gemilerden sahile taşınırdı.kadinlar-(2).jpg Mumhaneönü bölgesinde, sebzesini, ürününü satan köylü, yine o civardan ununu, yağını, Semerciler ve civarında basmasından pazenine, yaşmağından çemberine kadar giyim kuşamını satın alır. Köylü ürününün bir tarafta parasını alır diğer tarafta bırakır ve köyüne giderdi.  
 
Çok eskiden bölgede ne toptancı hali ne de köylü pazarı, başka bir deyimle Kadınlar pazarı yoktu… Tahminim o ki, Toptancı hali ve Kadınlar pazarı 1930’lu yıllarından sonunda veya 40’lı yıllarda yapıldı. Belki de daha eski bilmiyorum! Toptancı hali ve Kadınlar pazarı, Tabakhane deresi ile tarihi Trabzon kalesinin doğu surları arasında yapılmış. Toptancı sebze ve meyve halinin batı duvarı kale surları… Karşı tarafta ise yani batı tarafında ise tek sıra dükkanlar ve arkasında derenin üzerinde kadınlar (köylü) pazarı. 
 
Küçükken, kadınlar pazarına değilde toptancı sebze ve meyve haline çuval çuval çubuk fasulyesi getirirdik. Fasulye fazla geldiğinde fiyatı düşer, az geldiğinde iyi para ederdi. Rahmetli dayım da toptancı halinin en eskilerindendi. 
kadinlar-(1)-001.jpgBüyükşehir Belediyesinin önceki yönetimi, kadınlar pazarı, toptancı halinden sahile kadar olan bölgede bir proje hazırladı. Bu projeyi de bugünkü Büyükşehir belediyesi hayata geçiriyor. Kadınlar Pazarı ve toptancı hali yıkıldı. Bölgedeki esnafa ve pazarcılara geçici yerler yapılmış. 
 
Yapımcı firmanın yetkilisinden izin alarak, bölgede bir iki tur attık, hatıra fotoğrafı çektirdik. Çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bölgedeki yıkımlar sonrasında kale surları net bir şekilde ortaya çıktı. Dere tarafındaki koruyucu duvar da… Projeyi görmediğimiz için orada ne yapılacağını bilmiyoruz. 
 
Toptancı halinden Balık haline doğru yürüdük. Tarihi Pazarkapı mahallesinin yarısında dönüşüm yapılmış. Doğu bölgesine müdahale edilmemiş. Bu bölgenin de mutlaka dönüşüme alınması gerekir. 
 
Ortahisar Belediye ve Kaymakamlık binasının deniz tarafındaki, ilçe ve köylere tahsis edilen açık minibüs otogarındaki görüntü; Pakistan veya Hindistan’ı andırıyor. Büyükşehir veya Ortahisar Belediyelerinin, o bölgeyi kesinlikle temizlemesi gerekiyor ve durakların Moloz dolgu alanına alınması lazım… Mumhaneönü, Çarşı mahallesi belki eski haşmetinde değil ama bugün bile Ortahisar’ın, Trabzon’un ticarette can damarı…

                                                                                         Hasan KURT

                                                     ***********

Çocukluğumdaki sevgiyi saygıyı istiyorum!

  Dün sabah saatlerinde Ankara’dan Şükrü Kuleyin aradı. Şükrü; siyasette İyi Parti, sporda Trabzonspor’dan başka bir kulüp, takım tanımayan bir isimdir. İYİ Parti’nin de GİK üyesidir.  Şükrü, son yıllarda kendisini okumaya, araştırmaya verdi. Özellikle de tarih ve din eksenli kitaplar tercihidir. Şükrü, Trabzonspor konusunda da kulüpçüdür. Yönetime kim, kimler gelirse gelsin, önce Trabzonspor gelir. Son Ünal olayında da, siyaseten yakın olmasına rağmen tercihini Trabzonspor’dan yana koymuştur.
 cocukulugu.jpg
Şükrü, sohbete sitemle başladı... ‘Yazıyorum, çiziyorum. Yazılarımı görmezden geliyorsun. Ara sıra bazı yazılarımdan bölümleri köşene alıyorsun. Birazdan size bir yazı göndereceğim. Bu yazıyı sosyal medyada da paylaştım. Değerlendirmenizi bekliyorum’ dedi.
Şükrü Kuleyin’in ‘Pazar sohbeti’ başlıklı yazısı şöyle;
‘Yaşım 60’a merdiven dayadı..
Çocukluğumda rahmetli annem,teyzelerim,halalarım ve komşu kadınlarımızın hemen hepsi başlarını örtüyor ve namazlarını kılıyorlardı..
Ben yaylada yazları 6-7 yaşlarındayken kuran kursuna giderdim..
Köyümüzün imamı Ömer hafızdan Elif ve Anmeyi öğrenir Kurana geçebilmek için gayret gösterirdik…
Ömer hafız bizlere sadece Kuranı değil, dini terbiye ve ahlakı, büyüklere karşı saygılı olmayı öğretmeye çalışıyordu..
Küçüklüğümde bayramlar sanki bir başka idi!
O gece uyuyamaz Bayram namazına giderken beni unuturlar diye herkesten erken kalkardım.
Bayramlık elbiseler malum yatağımızın başucunda yeni ayakkabılarla giyinmeyi bekliyordu.
Hele o Bayram harçlığı toplamaya başladık mı sanki zengin oluyorduk…
En kızdığımız ise para yerine şeker çikolata tutulması idi!
“Malum şeker çikolata her evde vardı”
En sevdiklerimiz ise Bayram harçlığını fazla veren büyüklerimizdi.
Hele Ramazanlar;
O yaşlarda sözde oruç tutar ama gizli gizli su içerdik!
Büyüklerimiz daha küçüksünüz oruç tutmayın derdi ama serde delikanlılık ve Müslümanlık vardı.
Sizi bilemem ama benim çocukluğumda, oruç tutan,namaz kılan yada kılmayan diye bir şey yoktu.
İnsanlar birbirine saygılı hoşgörülü ve anlayışlı idi.
İftarlarda misafirlik için herkes birbiri ile yarışır yapılan tatlılar paylaşılırdı..
Mısır hasatı zamanı “meciler” yapılırdı.
Fındık harmanlarında insanlar birbirine yardıma koşardı.
Kuran kursları hemen her yerde okulların tatil dönemi olan yaylalarımızda bile vardı..
İmam hatip liseleri ilçelerde bile açılıyordu.
Sonra nemi oldu;
Önce sağ-sol diye bizi ayırarak çatıştırdılar.
Sonra yetmedi Alevi-Sünni diye böldüler.
Oda kar etmeyince Türk-Kürt diyerek nifak soktular..
En sonunda da;
Birileri geçmiş dönemlerde yapılan birtakım yanlış uygulamaları bahane ederek,dinimizi kurtarmaya geldiler…
Müslüman Anadolu Türk kadınlarımızın başörtüsü ve çemberi yerine,türbanı siyasal simge yaparak, dindar gençlik yetişeceğiz dediler!
Neticede toplumu ne yazık ki ikiye bölerek kindar bir nesil yarattılar.
Buna itiraz eden arkadaşlara ise soruyorum;
Madem dinimizi kurtardınız ben neden eski bayramları özlüyorum?
Ben neden çocukluğumdaki sevgi, saygı ve hoşgörüyü istiyorum?
Neden etrafımız, kin, nefret, hakaret ve küfür eden insanlarla dolu?
Acaba diyorum;
Siz dini kurtaracağız derken “indirilen din yerine uydurulan din“imi kurtardınız?’

Bir değerimiz daha göçtü bu dünyadan!

  Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden biri olan şair, yazar Esin Üçüncüoğlu’nun vefatı, sevenlerini ve onu tanıyanları üzdü.
  Trabzon Kültür ve Turizm eski müdürü, gazetemiz yazarı İsmail Kansız, Esin hanımın vefatı nedeniyle şöyle dedi;
‘Anıları masalları şiirleri ile bir değerimiz daha göçtü bu dünyadan. Yakından tanıma fırsatı bulduğum kitaplarını yazma aşamasında Trabzon üzerine sohbetler yaptığımız Esin Üçüncüoğlu hanımefendi Hakkın rahmetine kavuştu. Trabzon’u anlatan kitaplarında herkesin kendinden bir şeyler bulduğu Esin Hanım gerçek bir Trabzon aşığı idi. Bazen ocakbaşlarında anlatılan masallar bazen de sokaklarında yaşananlar kitaplarında yeniden hayat bulurdu.
Üçüncüoğlu Trabzon'u anlatırken kitaplarındaki satır aralarında "
bir dostunuzun oturma odasındaki sohbetin samimiyeti ile çevirin sayfaları" diyordu...
Son kitabı; ‘Anlat Trabzon’ ocakbaşlarında anlatılan masalların yazıya geçirilmiş hali idi...

Trabzon gerçek bir hanımefendi sanatçısını daha kaybetti.ALLAH rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.’

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.