• BIST 88.059
  • Altın 343,150
  • Dolar 6,5864
  • Euro 7,2685
  • Trabzon 11 °C

KAFİRLİK VE AKIL HASTALIKLARI

İKNUR ÖKSÜZ

   Antipsikiyatrinin en önemli temsilcilerinden Thomas S. Szasz Deliliğin İmalatı isimli kitabında şu ifadelere yer verir: 
"Amerikan Psikiyatrisinin Babası Benjamin Rush'ın çalışmalarında teolojik ideolojiden bilimsel ideolojiye geçişin izini sürmek mümkündür. Rush, günah yerine hastalık, ahlaki yaptırım yerine de tıbbi tedavi kavramlarını geçirir. Egemen ahlak anlayışının dinden kurtulup laikleşmesiyle kafirliğin yerini akıl hastalıkları kavramı almış bu kavram toplum içinde belirginleşmiştir…"
    Szasz'ın bu cümlelerine katılmamak mümkün değil. Gerçekten geride bıraktığımız yüzyıllar sonrasında teolojik ideoloji yerini bilimsel ideolojiye bırakmıştır. Teolojik kavramlar kullanımdan kalkmış, hayatta olan biten herşey icat edilen bilimsel kavramlarla açıklanmaya başlamıştır. Teolojik ideoloji ve semavi dinler tarafından günah, kafirlik olarak görülen birçok durum bugün hastalık olarak değerlendirilmektedir. Bunun en güzel örneklerinden biri eşcinselliktir. ALLAH tarafından büyük bir günah olarak belirlenen ve lanetlenen, Lut kavminin helak olmasına sebebiyet veren eşcinsellik Psikiyatri tarafından bir dönem hastalık olarak görülüyordu. Ancak bilim o kadar ilerledi ki(!!!) artık günah olmasını,  ALLAH tarafından insanların helak edilme sebebi olmasını bir kenara bıraktık; eşcinsellik Psikiyatri tarafından bile bir hastalık olarak görülmüyor. Artık Batı ülkelerinde eşcinsellik olabildiğince yaygın, hatta bazı Avrupa ülkelerinde eşcinsel çiftlere evlenme hakkı tanınıp evlat edinmelerine izin veriliyor. Gerçekten bilim özellikle de Psikiyatri geçen yüzyıllarla birlikte önemli ilerlemeler ve gelişme gösterdi!!!.  
Kafirliğin yerine akıl hastalığı kavramının nasıl geçirildiğine örnek gösterilebilecek bir diğer husus da Firavun'un durumudur.  Hz.  Musa döneminde yaşayan ve ilahlık iddiasıyla kendisini Allah'a ortak koşan Firavun 21. yüzyılda yaşasaydı Psikiyatri tarafından cezai ehliyeti olmayan biri olarak değerlendirilir ve ona şizofren teşhisi konulurdu. Kendisi akıl hastanelerinde tedavi edilmeye çalışılırdı.  Oysa Hz. Musa Firavun'a deli, akıl hastası olduğunu söylemedi, onu tek ve bir ALLAH'ın varlığına inanmaya ve O'na teslim olmaya çağırdı. Firavun ise bu çağrıya kulak tıkayarak ve ilahlık iddiasını sürdürüp Cehennem ateşini hak etti. 
  Özetle diyeceğimiz o ki Szasz'ın mükemmel bir şekilde tespitini yaptığı gibi günümüzde teolojik ideolojiden bilimsel ideolojiye geçiş yaşanmış,  günah, kafirlik kavramları yerine akıl hastalığı, ahlaki yaptırım yerine de tıbbi tedavi kavramları geçirilmiştir. Egemen ahlak anlayışının dinden kurtulup laikleşmesiyle kafirliğin yerini alan akıl hastalığı kavramı tüm dünyada genel geçer kabul gören bir durum halini almıştır.
Sözlerimizi yine Thomas Szasz'ın ifadeleriyle sonlandıralım: 
"Ortaçağ aklının modern akıla dönüştürülmesi, dinsel bakış tarzından büyük bir ideolojik değişiklik aracılığıyla bilimsel bakış tarzına geçişle mümkün olmuştur. Açıkçası akıl hastalığı kavramının da bu ideolojik değişimin bir parçası olarak geliştiği kanaatindeyim. Bugün akıl hastalığı olarak tanımladığımız koşullar ya da davranışların keşfi, şeker hastalığı ya da kalp yetersizliği hastalıklarının keşfine benzemez. Bu tür davranışlara eskiden sapkınlık, günahkarlık, ruhunu Şeytana satmak vs. gibi başka yakıştırmalar yapılıyordu. Ya da tam tersi geleneklere uygun ve doğal kabul edildikleri için bu tür davranışlara özel adlar verilmiyordu. 18. ve 19. yüzyıllarda o güne kadar tıbbi terimlerle ifade edilmemiş olan bu davranışların sahipleri tekrar tanımlandı ve bu kez hasta olarak adlandırıldı. Psikiyatri adı verilen bu bilim dalının yaratılması ile sonuçlanan bu süreç dinsel kavramların yerlerini bilimsel kavramlara bıraktığı daha geniş çaplı bir sürecin temel unsurlarından biriydi. Böylece doğa ALLAH'ın, devlet kilisenin, akıl hastalığı da büyünün yerini aldı…"

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.