• BIST 106.793
  • Altın 268,703
  • Dolar 5,6898
  • Euro 6,3048
  • Trabzon 16 °C

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu ve Trabzon’a tren yolu!

Yer KULAK

   Trabzon Belediyesi eski başkanlarından Orhan Karakullukçu, ‘Siz hala treni bekleyin’ dedikten sonra ‘50 ilin beklediği 144 yıllık rüya gerçek oluyor’ başlıklı haberin linkini attı. 
karadeniz-akdeniz.jpg  Haberde, Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde gündeme gelen, 2’nci Abdülhamid döneminde de projesi Fransız mühendislere çizdirilen ‘144 yıllık rüya’ Karadeniz-Akdeniz Otoyolu, Karadeniz'den Akdeniz'e ulaşımı 6 saate indirecek. 2020’de tamamlanması hedeflenen 818 kilometrelik yoldan 50 il faydalanacak, deniliyor. 
Ordu’dan Sivas’a ve oradan Akdeniz’e inecek yolun temeli tam yüzyıl önce 1929 yılında atılmış. 1970'li yıllara gelindiğinde çalışmalar, olası bir Sovyet işgalinde, tankların Karadeniz'den İç Anadolu'ya kolayca ulaşmasını sağlayabileceği gerekçesiyle tamamen durdurulmuş.
2004 yılında tekrar başlatılmış. Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi kapsamında; Ordu, Sivas, Kayseri, Kahramanmaraş, Adana ve Hatay hattında toplam uzunluğu 818 kilometrelik otoyol bitme aşamasına geldi. Bu yolla birlikte Karadeniz’den Akdeniz’e 6 saatte inilecek.
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, projenin 2020 yılında tamamlanacağını ve Ünye limanına bir konteyner limanı kuracaklarını söyledi.
Hilmi Güler, ‘Akdeniz’den ürünler konteyner ile gelirse Ünye Limanı’nda düşündüğümüz konteyner limanla TIR’lara konulacak veya gemilere yüklenecek. Oradan da hedefe ulaşmış olacak. Ordu ile Mersin arasında 41 ilin doğrudan ithalat ve ihracatı bu iki limandan yapılacak. Sivaslı hemşerilerimiz de 1.5 saatte Sivas’tan denize ulaşmış olacaklar. Sivas’ın da biz deniz kıyısı olmuş oluyoruz. Bu yol bundan sonra demiryolu ile de birleştirilebilir. Bu muazzam bir avantaj sağlar. Doğalgaz ve petrol kaynakları da aynı şekilde buradan geçebilir" dedi.
karadeniz-akdeniz1.jpgOrdu, son dönemlerde Karadeniz’de altyapı, ulaşım ve şehircilik açısından Karadeniz’de yıldızı parlayan kent konumuna geldi.
Karadeniz Sahil Yolunun deniz dolgusu ile Ordu’dan geçmesine izin vermeyen Ordulular, yolu iç bölgeden geçirdi. Ordu’dan Akdeniz bölgesine inecek otoyolun yapımını gerçekleştirdiler. Sahilleri yağmalatmadılar. Şimdi de Samsun-Batum arasında tren yolu yapılması için düğmeye bastılar. 
Trabzon ise yüz yıldır yapılmasını beklediği Erzurum- Erzincan- Trabzon demiryolunu ve tünel geçişli 77 km.lik Trabzon çevre yolunun hayalini yaşıyor. 

                                            ***************

Değerli kardeşlerim endişeliyim,
Hipotezim şu: ABD derin devletinin Orta Doğu için tasarladığı uzun vadeli yapı Türkiye'nin arazisi ve milletinin bir parçasının önemli kurucu parçası olacağı Büyük Kürdistan projesini, İngiltere, Fransa, Almanya derin devletleri de destekliyordu. Türkiye'nin Suriye'nin Kuzey Suriye'deki müdahalesini başarılı bir şekilde gerçekleştirmesi bu projenin imhası anlamına geliyor. Bunu önlemek için on yıllardır Batı sistemi ile ilişkisi bir yanda Marksist anti-emperyalist ideoloji, öte yanda İslamcı ideolojinin kadrolarının etkisiyle Arapsaçına dönmüş bir Türkiye'nin, Almanya'nın inisiyatifi ile darmadağın edilmiş Yugoslav örneğinde ki gibi etinin budunun budanmasının zamanı geldi kararının alındığına dair işaretleri görür gibi oluyorum.
Benim çok yakınımdaki sevdiğim CHP'li insanların önemli bir kısmında, fesli bir güya tarihçinin "Keşke Yunan galip gelseydi" demesine benzer bir şekilde, inşallah Tayyip bu işi yüzüne gözüne bulaştırır da ondan kurtuluruz hissi, fikri ve söylemine tanık oluyorum. Kahroluyorum. 
(Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel)

                                                 ***************

Ülke olarak geldiğimiz yerden geri dönmek gibi bir tercihimiz yok. Sürekli ağlamak da var olan durumu daha iyi yapmıyor. Yaşanmakta olan gelişmeler karşısında anlık tepkiler vermek yerine daha soğukkanlı ve daha düzeyli analizler yapmak ve çözüm önerileri sunmak en iyisi bence. Bu askeri operasyonun Türkiye açısından haklılığıyla ilgili bir sürü sebep gösterilebilir. Ama siyasi bir fiyaskonun askeri bir hamle ile düzeltilmeye çalışıyor oluşu da tartışılabilir. Bunun halk desteği dibe vurmuş bir iktidarın inisiyatifiyle yapılıyor oluşu ise başka bir bahis konusu. Memnuniyetsizlikleri, bütün eleştirileri bir kenara bırakıp bu askeri operasyon bitene kadar en makul olan şeyin üzerinde kafa yormak durumundayız. Bütün bunlar Türkiye'de uyun bir süredir yaşanan siyasi belirsizliğin nereye varacağını düşünmemize de mani değil. Gün boyunca yabancı ajansların Türkiye'nin giriştiği askeri operasyona bakışlarıyla ilgili haberleri okudum. Sanki burada ciddi bir devlet yokmuş ya da korsan bir devlet varmış gibi gerçeklerden uzak ve düzeysiz yorumlara şahit oldum. Oysa burada her şeye rağmen bir devlet var. O devletin iktidarıyla ilgili halkın memnuniyetsizliği ayrı bir şeydir, Türkiye'nin yıllardan beri terör örgütleriyle tabi tutulduğu Balkanizasyon vakıası ayrı bir şeydir. Türkiye bölgesel güvenliğini sağlama adına attığı adımlarda sonuna kadar haklıdır. İktidarla içeride siyasi arenada hesaplaşma durumu ise ayrı bir bahistir. 
(Metin Kondel)

                                          ***************

   ALLAH'a iman ölüm gerçeği karşısında sarılınması gereken bir tutum değildir. Din adamlarınca ölümün imana çağırmakta bir araç olarak benimsenmesi, her ölüm töreninde “Ölüm en büyük vaz’ı nasihattir” sözünü silah olarak kullanması hatadır.
İman aslında Yaratıcı sebebi inkar edememektir. Sanatının sonucu oluştuğun, sanatıyla oluşan dünyasında yaşadığın Yaratıcı'yı nasıl inkar edebilirsin ki? Her şey onu anlatırken aklın varsa sen O'nu inkar edebilir misin? Ateist olabilirsin, gözünü gerçeğe kapatıp uyuyabilirsin. Bu açıdan "Dinde zorlama yoktur". Ama ne ölümle korkutarak, ne açlıkla terbiye ederek, ne toplum dışına iterek, ne baskıyla iman ettiremezsin. İmana çağrı ancak güzellikle anlatarak, ikna ederek yapılır ve bunu bize inandığımız ALLAH KURAN-I KERİM'inde bildirir.
Bu nedenle iman et ya kafir diyerek imansızlara saldırmak, terörizmle masumları korkutarak imana zorlamak dinimizde yoktur, ölümle korkutarak iman muhafaza etmek haramdır. Müslüman ölümden korkarak değil ALLAH'ın rızasını, sevgisini kazanmak için iman eder, onun için yaşar.
Aklını kullanarak iyi insan olmaya çalışmak, çevreye ve insanlığa yararlı olmak ve ALLAH'ın  varlığına inanmak iman etmenin göstergesidir. Ölüm korkusu ayrı bir konudur.
İman korku ile değil sevgi ile gerçekleşmelidir. 
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.