• BIST 99.547
  • Altın 235,110
  • Dolar 6,0884
  • Euro 7,1578
  • Trabzon 25 °C

KARANLIK

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

“Her kim bir canavarla çarpışmayı göze alırsa, bir canavar olmayı da göze alsın. Çünkü karanlığa uzun süre bakarsanız, karanlık da sizin içinize bakmaya başlar.” Nietzsche

Genelde mutluluk ya da mutsuzluk üzerine yazılar yazıyorum. Ama son bir senedir hiç mutluluk yazmadım.

Hayat sevincinin mumla arandığı, mutluluğunun neredeyse taksit taksit satıldığı ama defolu çıktığı günlerden geçiyoruz.

Kuralların geçerliliğini kuvvetlendirdiği bir dünyada sürekli bir kurallar silsilesi ile boğuşuyoruz.

Bazı konularda neden diretildiğini “Anlamak” istiyorum.

Empati yapıyorum. Ama hiç o kişilerin yerinde olup bu kararları veremiyorum.

Acaba hiç onlar yani “kural koyucular” kuralları koyarken kendini karşısındakinin yerine koyup kuralın mesajını algılayabiliyor mu?

Çok karanlık günlerden geçiyoruz.

Yılbaşı gecesi yine bir dehşet ve katliam izledi ülkem ve dünya. Yine gözyaşı, yine kan ve yine ölüm. Yine karanlık güçler ülkemi karanlığa kapatmak istedi.

Gölge kişiliğin karanlık yönüdür; Bu karanlık insanlar bizimle bir arada insanlıktan yoksun duyguları ile yaşıyorlar. Karanlık insanlar karanlık yönlerini tamamen serbest bırakarak maalesef içimizdeler! Belki aynı Metroya biniyoruz. Belki aynı alış-veriş merkezinde karşılaşıyoruz. Kim bilir!

Biz ne ara hayatını kaybeden insanların ve onun arkadaşlarının önce siyasi ve dini görüşlerine bakıp sonra da hunharca ya da vahşetle ölmüş olan bu insanların haklarında nasıl etkileneceğimize karar verir olduk? Çok acı çok.

Bu toraklarda birbirimizi idare etmeyi ve hoşgörümüzü unuttuk. Ne olur ki birbirimizle eşit yaşayabilsek. Kötülük etmesek. Savaşmasak. Katletmesek. Ayrıştırmasak. Nefret etmesek…

Bir diğer karanlık ise, sabahın erken saatinde yollara düşen vatandaş ve çocuklarımız.

Bizler azınlık yani çocukları evlerinin önünden servisle alınıp, bırakılanlarız.

O saatte yani, 7.30-8.00 civarı bile içimiz pırpır ederken bilmem nerenin hangi mahallesinden kalkıp saat 6’da yollara koyulan ve yürüme okula giden ve sokakta her türlü tehlike ile karşı karşıya kalan çocuklarımız için hiç empati yaptınız mı? Önce onlara gelecek endişesi yüklüyorsunuz, sonra kaygı ve şimdi de korku. Her yerde tehlike sinyalleri çalarken çocuklarımızı bu karanlıkta koruma sözü veriyor musunuz?

Küçükken dilenciden, öcüden ve köpekten korkutulan çocuk; Şimdi sokakta sabahın hatta ezanların okunmadığı saatte hepsiyle karşılaşıyor.

Tinercisi, sapığı, tecavüzcüsü, teröristi her türlüsü sokakta her yer kapkaranlık.

Çocuklarımızın eğitim alanında önüne koyulan engeller yetmiyormuş gibi şimdi bir de mayına basma diyorsunuz. Bir çocuğa yapılabilecek en kötü şey sanırım onu hayallerinden uzaklaştırmaktır.

Bu olabilecekleri düşünebilselerdi anlayabilirlerdi herhalde.

Başka bir karanlık daha…

Geçen hafta İstanbul karanlığa gömüldü. İnsanlar dondu. Elektriksiz kaldı. Üstelik de hiçbir sebep belirtilmeden.

Ülkemin ışığını söndürdüler.

Işıktan yoksun bıraktılar.

Sanki kapkara birer görüntü olduk. Ortam kara, sokak kara, taş toprak kara, kapkaranlık içinde kaldık. Bir tek karanlık içinde sönmez ışık olarak kalan biz masum halk kaldık.

Zaman geçip gidiyor. Ne dün var ne yarın. Ama yine de bahar istiyor insan; Bu Yeraltı karanlıkları içinde.

Aydınlıkta yaşayanların çeşitli çıkış formülleri vardır. Acaba bizde onlar gibi bir gün aydınlıkları yaşayabilecek miyiz?

İçinde sevgi olan bir yazı okuyamaz olduk. Işık vaat eden bir insan dinleyemez olduk. Mutluluk vaat eden toplumsal bir olay ise hemen hemen hiç görmez olduk.

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.