• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • Trabzon 15 °C

Karanlık Odada Kara Kuş Avlamak!

Prof. Kemal Üçüncü

Kuymakçıları yazdık, ses çıkmadı. 5000 yıllık bir kültürel ve tarihsel birikime sahip Trabzon şehri hâlde ne yazık ki sahipsiz gibi. İcracılar, garip başka bir evrende, yanı başımızda akıp giden uygar dünyadan haberleri yok. Karşı olanlar “Çarşı her şeye karşı” sloganındaki gibi naif. İtirazlarını bilgiyle, bilimle temellendiremiyor, alternatifleri gösteremiyor. Bütün siyasal akımlar çok zayıf kadrolarla temsil ediliyor.

Kent konseyleri, sivil toplum ufuk çizemiyor.

Futbol konusunda olduğu gibi “ortalama okuryazar bir kültürle” maşallah uzmanlığa ihtiyaç duymadan her konuyu tartışabilen bu konularda kanaat serdeden bir taife var.

Cahillik güzel şey, literatüre hakim olmadan “her konuyu bildiğini zannediyorsun”… Dolayısıyla nalına da mıhına da vurmak serbest.

Ahali de böyle istiyor hoş.!

Kültürü taşıyan ve rafine eden burjuvazi/ eşraf sayılabilecek bir zümre de kalmadı maalesef. Oysa ki 1970'lere kadar hala vardı. Trabzon kent merkezinde mahalli ağızla pek fazla konuşulmazdı. Yüzyılın başında bu kentte onlarca Le Monde gazetesi abonesi, piyano çalınan  restoranlar vardı. Kent kendi taşrasını entegre edip gelenleri dönüştürebiliyordu.

Şimdi sahne kuymakçılarda, top oyunu, üçüncü sınıf kıy kıy kemençesi [rafine olan mahalli sanatkârları da tanıyan pek az] ve kuymak, taş parklar, trilyonluk evleri süsleyen plastik çiçekler, kitsch eşyalar, tasarımlar.”Fölklör! oynayarak” tanınacaklar.

Muhafazakarız diyorlar 500 yıllık Tophane hamamında Tursil sattırıyorlar, ardından öz “eko turizm kulturası yüksek turizm yapıyorlar”. Ecdadın! kutsal camisinin duvarında peynirli fırını, tarihi eserlerin kenarına boncukçu dükkanı yapıyorlar.

Buradan bu tablodan bu haliyle geleceğe dair ülkeye insanlığa katkı sağlayacak bir şey çıkmaz. Işid’e doğru koşar adım gider... Henüz duyacak kulaklar da mevcut değil. O yüzden “Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal” maktan başka çare yok. Sadece tarihe not düşelim.

Bu tablo eğitimle de düzelmez, cari eğitim düzeni bu vasatı üretiyor. Bu süreçleri yönetenlerin hepsi eğitimli insanlar sonuçta.

 

Kültür ve Tarih Şuuru

Eğitim düzenimiz, farkındalık ve şuur üretmiyor. Benim çok önemsediğim tarih felsefecimiz Prof. Dr. Şahin Uçar Hocamıza göre “tarih şuuru en zor olan ve en son gelişen beşeri şuur biçimidir der Colingwoood "speculum mentis" adlı eserinde ve Batıda ancak 18. asırda zuhur eder. Bize ise henüz teşrif etmedi bile. Zira, bir tarihçi olarak tarih felsefesi ile sadece ben meşgul oldum ve ben de milletin kaale alacağı kadar fazla bir şey yazamadım bu vadide bilindiği üzere! [hocamız ironi yapıyor tabi, eserleri çağını ve okuyucusunu bekliyor!]. Bu yüzden bizde tarih şuuru henüz yoktur. İslam alemine de henüz teşrif etmemiştir.”

Bu süreci anlayabilen insanların önünde zorlu bir gündem var, âdeta “Karanlık Odada Kara Kuş Avlayacaklar”

 

Trabzon ve Kültürel Faaliyetler

Trabzon, uluslararası tiyatro festivali dışında prestijli uluslararası bir sanat ve kültür etkinliği üretemiyor. Üniversiteleri, büyükşehir belediyesi, kalkınma ajansları, sanayi odası, kendine göre sermayesi olan  bu kentin yöneticileri, kurumları, sivil toplumu bu konuyu acilen tartışma gündemlerine almalıdır. Basını saymadım zira Trabzon basını kente ve bölgeye bilim, kültür ve sanat eksenli bir perspektif sunmaktan uzak maalesef. Ana söylemi ve iştigalini “kasaba yârenliği” oluşturuyor.

Besmele, hamdele, salvele, hatime ile işi bitiriyorlar.

Az sayıdaki farklı sesi zaten duyan yok.

 

Denize Sırtını Dönerek Yaşamaya Zorlanan Bir Kent Trabzon

Şu sıcak yaz günlerinde insanların sağlıklı, temiz, makul fiyatla denize girebilecekleri, serinleyebilecekleri, isteyen çay, kahve, şerbet isteyen başka şey içip misafirini ağırlayacağı soluk alacağı mekanlar yok maalesef. 35-40 yıl öncesinde vardı. Kamu kurumlarının sosyal tesisleri sadece belli bir kesime açık, maalesef oralar da Darende Öğretmenevi standartlarına kulaç atıyor.

Sahil yolu güzergâhının özensizliği dokuyu önemli ölçüde tahrip etti. Oysa ki mevcut durumda da yapay plajlar oluşturmak mümkün. 40-50 kamyon kumu taşıyıp sermek ve bir alanı düzenlemek çok zor değil bugünkü inşaat teknolojisinde. Bu alanlarda dikey biçimde T’lerle seyir veya oturma terasları ile bu peyzaj ortaya konulabilir. Buralarda kuymak dışında da sahilde satabilecek, yenilebilecek şeyler olduğunu görmüş oluruz hem.  Değerli meslektaşımız Hüseyin Örs Bey’in belediye başkanlığı adaylığı sırasında gündeme getirdiği projelerin bu anlamda gündeme alınıp değerlendirilmesi, tartışılması, uygulanması lazım.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.