• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 7 °C

Karargâhta ve cephede son durum!

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Hemen her faaliyette; faaliyetin planlandığı bir merkez ya da diğer adı ile karargâh ve faaliyetin doğrudan yürütüldüğü yer olan cephe (alan) mutlaka vardır. İsterseniz buna mühendislik dili ile proje tasarım çalışması ve proje uygulaması da diyebilirsiniz. Siz proje çalışmanızda ne kadar mükemmel bir tasarım yaparsanız yapın o projenin uygulamasında mutlaka bir takım sorunlar ortaya çıkar. Bu nedenle iyi bir projecinin pratiği de (uygulamayı) iyi bilmesi ve buna göre olabildiğince en az uygulama hatası olan proje tasarımlarını yapması gerekir.

Halen muhalefet siyasetinde de yaşamakta olduğumuz süreç bu davranışa çok benzeyen bir görünüm sergilemektedir. Bir yanda partilerin genel merkezlerini ele geçirmiş olan başarısız projeciler, diğer yanda ise hatalarla dolu olan o projeyi alanda uygulamaya çalışanlar. Sonuçta çalışmayan, iş görmeyen, hatalı bir proje uygulaması...  Örneğin Sinan Oğan ki… Bence MHP’nin çağdaş bir kitle partisi olması için önemli bir değerdir, ama iyi bir uygulamacı olduğu halde karargâhı tutmuş olan tasarımcıların elinde harcanmaktadır. Musul başkonsolosluğu baskınında MHP Genel Merkezinden yemiş olduğu uyarı ve diğerleri, karargâh ve cephe uyumsuzluğunun açık işaretidir.

CHP’nin karargâhı durumundaki Genel Merkezinin yürütmekte olduğu merkezi politikalar ile bu politikalara tutsak edilmiş olan yerel teşkilatlar arasında da bilinçli bir aktarım sorunu yaşanmıştır ve halen de yaşanmaktadır. CHP karargâhta (Genel Merkezde) “Liberal” olduğu halde, cephede (yerel teşkilatlarda) “devletçi”; karargâhta “açılımcı” olduğu halde, cephede “milliyetçi”; karargâhta “Dervişçi” olduğu halde cephede “halkçı”; karargâhta “muhafazakâr” olduğu halde, cephede “laik”; karargâhta “statükocu” olduğu halde, cephede “devrimci” olmak gibi çelişik bir durum yaşamıştır.

Diğer bir anlatımla CHP Genel Merkezi, “Ricciardone-Bass” kurgulu “liberal-açılımcı-Dervişçi-muhafazakâr” tercihteki yapısından habersiz olan yerel teşkilatlarını kendi doğal ilkeleri ile manüple etmeyi (oyalamayı) bugüne kadar başarmıştır. Çok ilginçtir ki, bilinçli, bilgili ve duyarlı olarak bildiğimiz CHP yerel teşkilatları bu programlamaya zaruretten “kuzu kuzu” uymuş ve kendilerine yüklenmiş olan “seçimlerde sadece adaylara çalışın” görevini büyük bir sadakatle yerine getirmiştir. “Benim Partim” duygusunu her şeyin önüne çekebilmek bir başka siyasi partide görülemeyecek kadar asil bir davranış olarak kendini göstermiştir. Türkiye genelinde bütün bu sahte programlamaya rağmen CHP adına alınmış olan % 25 oy bunu göstermektedir.

Ancak bugün durum farklıdır. Her şeyin başı sayılabilecek bir aşamada iken, CHP yerel teşkilatları ve tabanı önemli bir sınavdan geçecektir. Bu sınav; Soroz temsilcisi Tesevcilerin atamış olduğu bir genel merkez ile CHP’nin kendi doğal ilkeleri arasında karar verme sınavı olacaktır. En büyük beklentimiz CHP tabanının önümüzdeki kurultay sürecinde kendisine verilmiş olan narkozdan uyanıp kendi çağdaş ilkelerine geri dönmesidir. Doğaldır ki bu süreçte Sorosçu Tesev boş durmayacak ve kendi alternatiflerini de hazırlayacaktır. Anında mevcut yönetimi harcayıp, kendi adamlarını devreye sokacaklardır. Bekleyelim görelim.

 

YUMUŞAK BAŞKALDIRI

CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu kontrolündeki yönetimi ile son seçimlerde yaşamış olduğu başarısızlık hazmedilemeyecek boyuttadır. Halen mevcut yönetim bu başarısızlığı geçiştirme ve konuyu başka mecralara çekme gayretine girmiştir. Beklendiği gibi partinin olağanüstü kongreye kadar yerel teşkilatlarda oluşacak yeni delege yapısına da güvenerek kolayca bu işi bırakmayacakları anlaşılmaktadır. Nitekim Kılıçdaroğlu; akıl hocalarının da yönlendirmesi ile tipik “Aga Kemal” çıkışlarına başlamıştır. Ama nafile…

CHP’nin geleceği adına kaygı duyan partinin belli şahsiyetleri duruma el koyma girişimlerine başlamışlardır. Muharrem İnce, Umut Oran, Mustafa Balbay gibi partinin potansiyel liderleri; yönetimin kendisine destek bulmayı umduğu olağan kurultay yerine, olağanüstü bir kurultayın yapılması arzusundadır. İş nereye varırsa varsın, CHP için yeni bir yapılanmanın kaçınılmaz olduğuna tepeden tırnağa artık herkes inanmaktadır ve bunu beklemektedir.

Bu noktada göze çarpan en belirgin husus; bütün bu değişim taleplerinin oldukça yumuşak bir üslup ile dile getirilmesidir. Önceki kurultay süreçlerinden çıkartılmış olan bazı dersler ve parti içi hassasiyetler nedeniyle değişim talepleri hep Genel Başkan için “iyi ama…”, “nazik ama…”, “demokrat ama...” gibi yumuşak bir girişle dile getirilmektedir. Konjonktürel olarak normal sayılabilecek olan bu “yumuşak başkaldırının” bir süre daha devam etmesi beklenebilir, ama kartopu büyüdüğünde söylem değişecektir, değişmelidir. Bu iş basit bir söylem olmanın dışına çıkıp, ülkenin geleceği adına çok daha ciddi politik bir boyut kazanacaktır.  

CHP üzerinde yürütülecek olan yeni tasarım çalışmasında çeşitli güç merkezlerinin üretmeye başladığı “ayrışmacı” ve “hizipçi” tehditler de kendini göstermeye başlamıştır. CHP’nin oldukça kapsayıcı olan ve halkın çıkarlarına da uygun olan kendi doğal ilkelerinin dışına çıkılarak yapılmaya çalışılan bu sabotaj çalışmaları da oldukça dikkat çekicidir. Neymiş efendim; partide yaşanabilecek olası bir değişim ve dönüşüm, partinin HDP’ye ve Kürt tabanına yakın olanları küstürüp yeni bir “ulusalcı-açılımcı” ayrışmasına yol açacakmış… Bunun gibi neo-liberal yalanlar ve tehditler daha da artarak sürecektir. Korkulan şey esasında CHP’nin halka yakın duran, paylaşımcı, devrimci, sosyal devlet anlayışına geri dönmesidir. Bu korkuyu kim nasıl bertaraf edebilecek, bunu önümüzdeki süreçte anlayacağız.

CHP’nin ciddi bir liderlik sorunu vardır. Bu sorun halkın yakından ilgilendiği en temel sorundur. Ancak arka planın dünyadaki yönelişlere uygun politikalar ile zenginleştirilmesi mutlaktır. Ekonomide, bilimde ve eğitimde, tarım, turizm ve çevrede, sağlıkta, ulaşımda, sporda “araştırmacı, buluşçu ve yenilikçi” bir politikayı tesis etmek bakalım nasıl başarılacaktır.    

 

AHİ EVREN’DE BİR YILDIZ DOĞUYOR

Ülkemizde sağlık alanında yaşanmakta olan pek çok sorun içerisinde hasta-hekim ilişkisi en öne çıkanıdır. Tıpta yaşanmakta olan gelişmeler ve buna bağlı olarak tanı ve tedavi yöntemlerinin de iyileşmesi sağlığımız adına sevindirici şeylerdir. Ülkemizdeki mevcut sağlık politikalarının birçok yetersizliğine rağmen, tıpta yaşanmakta olan gelişmelerin getirdiği yarar küçümsenemeyecek düzeydedir. Bunu tespit etmek gereklidir.

Kentimizin önemli bir sağlık kurumu olarak hizmet vermekte olan Ahi Evren Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni son dönemde yakından tanıma ve gözlem yapma olanağını da buldum. Hastanenin çalışma düzeni, işleyişi, rutin hizmetler konusunda olumlu bir yolda olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu itiraf etmeliyim. Eksiklikler, hatalar yok mu? Elbette aşılması gereken pek çok sorun var. Ama oradaki küçük ölçekli bazı sorunların da aşılması mümkün görünüyor. Bunda son dönemde Ahi Evren’in yönetimlerinde akademisyen hekimlerin görev almış olmasının ve hastane hekimlerinin yüksek performans gösterme çabalarının etkili olduğunu sanıyorum.

Ahi Evren’de görev yapmakta olan bütün hekimlerin başarılı çalışmalar yaptıklarını not ederek, yakından tanıdığım kalp cerrahı Doç.Dr. İlker Mataracı’nın birçok yönü ile fark yarattığını ifade etmeliyim. İyi bir hekimin başarısında bilgi, deneyim ve araştırmacı bir ruh taşımasının yanı sıra hastaları ile olan sıcak ilişkilerin çok önemli olduğunu hepimiz çok iyi biliriz. Dr. İlker Mataracı işini insanüstü bir çaba ile yapmakta olan tam bir hasta dostu olarak birçok kesimin beğenisini ve takdirini kazanmaya devam ediyor.

Hastaların gözünde hekimliğin gerektirdiği güveni sağlamak ve onlara “doğru yerdesiniz” izlenimini vermek kolay bir iş değildir. Doç. Dr. İlker Mataracı; dünyevi değerlerden arınmış, donanımlı ve bilgili, geceli-gündüzlü kendisini hastalarına adamış, işini para için yapmayan ideal bir hekim olarak Ahi Evren’de halkın gönlünde bir yıldız olma yolunda emin adımlarla yürüyor. Bu ülkede tam da ihtiyaç duyduğumuz ama hiç alışkın olmadığımız şeyi başarıyor ve işini çok iyi yapıyor. Ayrım gözetmeden her bir hastasını sadece manevi huzur için son derecede dikkatli ve titiz bir şekilde ele alıyor, derdini hallediyor ve taburcu ediyor. Haddimi aşarak kendisine sıradan bir öneride bulunacağım: “uykuna, beslenmene, sağlığına dikkat et” bütün Trabzon’un sana çok ihtiyacı var kardeşim. Yolun açık olsun Dr. İlker Mataracı… Umarım iş yükünü artırmamışımdır.     

      

SEYFULLAH’IN ÇIKIŞI

Ortahisar Belediye Meclisi’nin son toplantısına Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Seyfullah Kınalı’nın çıkışı damgasını vurdu. Kınalı;  “Kentsel tasarımları sulandırmaya başladık. Kentsel tasarım projeleri tamamen ayağa düştü. 2000 metrekarenin altında kentsel tasarım maddesine göre değişiklik, bu alan için teklif edilemez. Burada vatandaş neden kentsel tasarım istiyor? Rakamlar ortada. Böyle yaparsak önüne gelen kentsel tasarım yapar gelir kat yüksekliğini geçirir bu meclisten. Neden kentsel tasarıma sokuyor ki bu değişikliği? Başka hakları da var onlardan faydalansın” şeklinde görüş belirtince doğal olarak ortalık karıştı.

Seyfullah Kınalı; bizim Makina Mühendisliği Bölümünden mezun olmuş bir meslektaşımızdır. Bu bağlamda “Seyfullah’ın Çıkışı” başlığı için hoşgörüsüne sığınma hakkım vardır diye düşünüyorum. Görev yapmakta olduğumuz KTÜ Makina Mühendisliği Bölümü, Üniversitemizin işini doğru dürüst yapan ve mezunlarına feyz kazandıran nadide bölümlerindendir. Seyfullah kendi dünyasına işlemiş olan bu feyz ile konuşarak, doğru olanı yapmıştır. Herkesin iktidar partisinin gölgesinde yer kapmaya çalıştığı böyle bir dönemde; Trabzon’un kentsel değerlerini mahveden popüler anlayıştan arınarak saygın, ciddi, esaslı bir çıkış yapmıştır. Kendisini kutlarken, Trabzon’un kentsel değerleri adına göstermiş olduğu bu sağlam duruşunun devam etmesini dilerim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.