• BIST 91.303
  • Altın 214,285
  • Dolar 5,3389
  • Euro 6,0866
  • Trabzon 13 °C

KARDEŞİM GÜL!

Osman Necip SEVİNÇ

“Çiğ yemedim ki ,karnım ağrısın” ...
Bu deyimimiz yersiz, gerçek olmayan bir suçlama karşısında, “Suçum yok ki korkayım, kaygılanayım!..” anlamında söylenir.
“Çiğ”, ,işlenen bir suçu, bir günahı simgeler. Verilemeyecek hesabı olmayanların kullandığı bu deyimimize karşıt olarak da, “Sabah yediğim hurmalar, akşam gelir mideni tırmalar! ...” deyimimiz kullanılır.
Bir insan, ülkesinin, milletinin faydasına olacak bir işin karşısına dikiliyorsa, ya da ülkesinin, milletinin aleyhinde olacak bir işe alkış tutuyor veya sessiz kalıyorsa, bilin ki, midesinde çiğ lokma, haram lokma taşıyor demektir.
Gezi olaylarında, devletin, milletin mallarını yakıp yıkan, tahrip eden vandallar ne istediklerini bir bildiri ile açıklamışlardı… “Üçüncü havaalanı, üçüncü köprü inşaatları, iptal edilsin”.
Milletin memleketin faydasına ne varsa, ona hayır. Bu hayırların sebebi midelerine girmiş Soros lokması, Merkel eurosu değil miydi? Zira ağızlarından çıkan kodu karınlarındaki çiğ lokmadan çıkıyordu.
Kimi zamanda, sizdenmiş zannettiklerinizin gerçek hüviyetlerini, karın ağrılarından, sağa sola kıvranmalarından teşhis edersiniz. Milletin, memleketin faydasına olan işlere karşı çıkan karnı kokuşmuşlara, kimi zaman karşı çıkarak kimi zaman sessiz kalarak kendilerini belli ederler. Kimi zamanda, kendisi ile “Kardeş” olduğunu söyleyene saldıranlara destek çıkarak veya sessiz kalarak ele verirler kendilerini.
Şimdi buraya dikkat... Gezi olaylarında şehirleri ateş topuna çevirmek isteyen bir kısım vandallara “mesajınızı aldık diyen”, Fetöcüler makamımıza, evimize böcek koymuşlar, hatta cumhurbaşkanımızı bile dinlemişler! diye şikayetlenen Sn.Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bizim utanılacak bir şeyimiz yok ki dinlesinler” diye laf atan, emperyal güçlere karşı bir bağımsızlık mücadelesi olan Anayasa referandumunda hayır cephesi ile hareket eden... Trump’un Kudüs kararına sessiz kalan, Birleşmiş Milletlerde ABD ve İsrail’e okkalı bir tokat atıldığında sesi çıkmayan ama 15 Temmuz kahramanlarını korumak amacı ile çıkarıldığı bilinen Kanun Hükmünde Kararnameye diklenip çığlık atan... Gizli, aşikar toplantılar yaptığı iddia edilen, kendisini “Kardeş” bilmiş bir cumhurbaşkanını paçalarına yapışıp aşağı indirmek isteyen muhalifleri ile kol kola girmeye hazırlanan eski Cumhurbaşkanımız Sn.Abdullah Gül!ün karnında acaba nasıl bir lokma vardır, diye geçmişini düşünerek soramıyorum.
***
Peki ya çevresinde ona destek verenler bir türlü dimdik karşı duramayan, yarım ağızla konuşanlar, destek bile verebilenler sizin yanınızda görülebildiğine göre acaba çiğ lokmalar karınlara dolmak için pozisyon mu alıyorlardır?
Kendisine “kardeşim” diyerek, belki de rüyada göremeyeceği Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan “ yol arkadaşı” Erdoğan’a yalanlar, iftiralar atıldığında, türlü kumpaslar kurulduğunda, herkes bekledi ki sayın Abdullah Gül’de çıkıp “Erdoğan kardeşimdir, dokundurtmam” desin.
Millet gezide bekledi. 15 Temmuz’da bekledi. Evet kısık bir ses çıktı, o kadar. Oysa oda kardeşi gibi meydan meydan dolaşıp 15 Temmuz hain kalkışmasını haykırabilirdi. Dünya’da tanıdığı o kadar siyasetçi vardı ki, gidip onlara 15 Temmuz’un iç yüzünü anlatabilirdi. Televizyonlara da çıkıp konuşmaz mıydı? Hangi birini yaptı?. Hiçbirini... Peki bir haksızlığa, bir zulme sessiz kalmakta onu onaylamak değil midir? Çiğ yemedim ki karnım ağrısın diyebiliyorsanız çekinmeyiniz. “Size göre çiğ olan şeyler, bana göre pişmiştir” diyorsanız, ona biz tahammül gösteririz. Ancak ona ne biz, ne siz değil tarih ve millet karar verecektir. Unutmayalım ki, hakikat tekdir.
Hepimiz için, sabah yediğimiz hurmalar, akşam gelir mideyi tırmalar!
***
Son söz; Sn. Selami Kaytancı bey çoğu insan sizi tanımaz. Ama fikirleriniz bize çok iyi geliyor. Sn. Süleyman Demirel’de 30 yıllık mücadelesi sonunda muhaliflerin babası olarak rahmetli oldu. Sn. Abdullah Gül’ün eşinin başörtüsüne saldıranlara karşı, onu savunan sn. Erdoğan ve seçmenleri idi... Ama maalesef o da konjonktüre göre yanında görünen muhaliflerine şirin görünmek adına bizi kaybetti. Herkes yoluna.
 
MARAŞ CADDESİ
 
Aklımız, fikrimiz Kahraman Maraş caddemizin 590 metre uzunluğundaki son kesiminin, yani Ongan Eczanesi ile Meydan Parkı arasında kalan kısmının trafik düzenin de... O bölüm, eninde sonunda kesin çözüm olarak (Zorlu Grand otelin yeraltındaki salon ve otopark geçişi sorunu halledilerek) aç-kapa tünel yapımı ile trafiğin yeraltına alınması ile projesinin gerçeklemesi şehrimize her yönünden katkı sağlayacaktır.
Geçici ve kısa süreli palyatif çözümler ise bir kaç seçenek ile mümkündür.
Beni asıl vurgulamak istediğim bu yolun kale kapısı ile meydan arasındaki ulaşım konforu, satın kaplama taşlarındaki kat farkları, çukurlar, tümsekler...vs...
Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve ortalama yüz bin lira verdiğiniz otomobilinizi minibüsünüzü özellikle Ongan Eczanesi ile Müftü camisi önüne kadar olan bölümde sanki tarlada gidiyor gibi zıplaya zıplaya sürerken titremediğinizi, içinizden kötü düşünceler geçirmediğinizi söyleyebilir misiniz. Oradan defalarca geçen bir araçta ön takım kalır mı, rat balans ayar tutar mı? Ortaya çıkan gürültüye dayanmak mümkün mü?
Hangi devirde yaşıyoruz? Poroz asfalt, stone mastik asfalt gibi (renkli, desenli asfalt) yol kaplama tabakalarının kullanıldığı en konforlu milimetrik bazda kot hatalarından yoksun bitümlü sıcak karışım aşınma tabakalarının yapıldığı; böyle daha sessiz ve konforlu yol kaplaması yapmak yerine parke kaplamalara mahkum olmak kader midir? Eğer resimdeki gibi Samsun’ da yapılan çok düzgün çok düzgün parke inşa edebileceksek o da olabilir. Ama iki doğal parke taş arasında üç beş santim kot farklı parke taş döşenmiş, hatta sonrasında oturmuş yol kaplamalarına hayır.
Yüksek Anıtlar Kurulu’na, koruma kuruluna sorduk. Maraş Caddesindeki parke taşlar tarihi midir? !!  Koruma altında mıdır? Hayır cevabını aldık.  Zaten yaşı 60-70 in üzerinde olanlar bu parkelerin yapımında, kırk defa değiştirildiğini de iyi bilirler.
Lütfen artık Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olan bu yol modern tekniğin gerektirdiği şekilde bir bitümlü sıcak karışım kaplama tabakası ile kaplansın. Kimse nostaljik falan diyerek kalsın düşüncesi ile yokuşluk yapmasın. O zaman bende nostaljikti, neden at arabasına binmeyip milyonluk otomobilleri tercih ediyorsunuz , gaz lambası neden yakmıyorsunuz? Hatta hatta neden eskiden olduğu gibi yürümüyorsunuz diye sorarım...
Öncelikli korumamızın tarih sulhlar olduğunu da dikkat çekmek için buraya sıkıştırayım...
Otlardan, sarmaşıklardan görebilirseniz tabi!

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.