• BIST 106.711
  • Altın 143,685
  • Dolar 3,5563
  • Euro 4,1416
  • Trabzon 26 °C

KATEGORİZELEŞTİRİLİYORUZ…

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Türkiye Atatürk’ten sonra devlet olmaktan çıkmıştır. Gazi gideli beri ne başbakanlık ne cumhurbaşkanlığı koltuğuna devlet adamı gelmemiştir.Yerli Sovyetçilerimizin de katkılarıyla ve Nato ile birlikte başkasının derin devleti içimize çökmüştür. Ve Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlık davasından vazgeçmiştir. Böylece başlayan mutlak güdülme sürecinde şöyle veya böyle sorumluluk almış bir takım zerzevatın kendilerinden menkul kerametleri bu gerçeği örtmeyecek. Tarih onlara devlet adamı sıfatını layık görmeyecektir!

Bu sözler çok mu ağır oldu? Çok mu ileri gittim, ya da haddimi mi aştım ama bu sözler bana ait değil merhum, gönlü çok güzel olan gazeteci, yazar Ömer Lütfi Mete’ye aittir.

Bu sözü bugün yaşadıklarımızla paralel doğrultuda incelediğimizde sadece alkışlamak ve takdir etmek gerekir. Bir tek kelimesinde bile, yanlış olmayan muazzam bir cümleler bütünü.

Son günlerde tüm yanlışlıkların, hilenin ve yalanların müsebbibi “paralel devlet“; Peki bunları biliyordunuz da neden beslediniz? Devlet olmak çamur at izi kalsın demek midir? Bize son günlerde devletçilik adına sadece bunu öğrettiniz…

Derin devlet yapılandırılmasına alternatif olarak geliştirilen “paralel devlet” bugünlerin en popüler kelimesi.

Her şey beraberken, birlikte yürüdüğünüz yollarda çok güzeldi. Ne zaman ki silahlar çıktı, o zaman da mertlik bozuldu. Namuslu valiler, namuslu savcılar, namuslu gazeteciler ve birçok namuslu birden “işini kötüye kullanan” oldu.

İtibar kaybedilmeye başlayınca mertlik de bozuluyor. Kapitalizm ile ortaklaşa başarılan en önemli proje, eskileri arar duruma gelmemizdir.

Beraber yürüdüğünüz kişiler için devlet kadroları o kadar fazlaydı ki ve sizler cemaat ölçeğinde yapılaşmayı kolay kadrolaşma gördüğünüz için, bilumum vasıfsız insanı ve imam hatipli insanı kritik devlet kademelerine getirdiniz ve biat ettirdiniz.

Gülen hareketine atılmaya çalışılan tokat aynı zamanda pek çok cemaate mesela Süleymancılara, İsmail ağaya, Nakşibendiler vs. durmaları gereken yeri işaret ediyor.

Paralel oluşturulan yapı 2023 modeli ve Türkiye’nin yönetim şeklidir.

“Türkiye hazır, hedef 2023” demek, sanırım yaratıcı ve yenilikçi olmayan bu insanların bizlere cennet bahçesi vaadi değildir.

Girişimci ruhları sadece kendi kar ve kazançlarına yönelik olanlar, ürettikleri paralel yapıyla bu işinde üstesinden gelmeyi de başardılar. Bir milletvekili kazanç sağlamakla ilgili içler acısı bir açıklama yapmıştı;

“Türklük bana bugüne kadar hiçbir şey kazandırmadı.”

Evet, Türklüğün maalesef TL karşılığı yoktur. Türk olmak asalet ve yürek işidir.

Oluşturulan kadroların ve yapılan usulsüzlükleri dini inanışları doğrultusunda kabullenememeleri bizleri hangi inanca sahiptirler anlayışına sevk ediyor… Ve yine bizi kategorilere ayırıyor. Bendensin ya da değilsin.

Prof.Dr. Kenan Gürsoy Hocam bir sohbette “Kendimizi ‘kategorilere’ terk ettik. Yani kendi içimizde açık ama kendi dışımızdakileri farklı kategorilere ayırıp kendimizi unuttuk. Batının aydınlanmasında bize aktarılan en önemli problemlerden birisi ‘Kategorize’  olmaktır” diyordu.

Sanırım bu paragraf içinde bulunduğumuz düzeni anlatan çok önemli bir paragraf.

Cemaatçi, Sosyalist, Komünist, Dinci, Dindar, Liberal, Milliyetçi, Ateist vs. diye kategorizeleştirilmedik mi? Düşüncelerimiz ne olursa olsun neden “insan” olarak kalamadık. Mutlaka bir sıfatla anıldık.

Devlet içinde, devlet gibi bir yapı oluşturmak ve devlet gibi hareket etmek ve teşkilatlanmak tek başına bir cemaatin yapabileceği bir şey midir? Birilerinin bu işe el vermesi gerekmez mi? Bu kadrolaşmalar olurken Türk Milleti sormaz mı siz neredeydiniz? Gerçi konuşturmuyorsunuz ama o zaman düşünmez mi? Düşünce özgürlüğünü de aldınız fakat yine de düşünebilen insanlar çok. Gerçi gazetecilik mesleğinin ana başlığı olan soru sorma özgürlüğü bile elimizden alındı? Sadece “cesareti olan” ya da yandaş gazeteciler soru sorabiliyor. Cesur olan da sonrasında malumunuz azarı işiten oluyor.

Sürekli bir kriz oluşturuluyor; Ve her kriz ortamında geliştirilen “yeni kavram”  mekanizması ise kurtarıcıları oluyor. Cumhuriyet tarihinin belki de en büyük soygunu bile örtbas edilmedi mi bu sayede? Sonuç itibari ile ne oldu? Paralel yapı ile mertlik geri mi geldi?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.