• BIST 96.010
  • Altın 278,970
  • Dolar 5,7591
  • Euro 6,3760
  • Trabzon 26 °C

KATİLİM KİM?

Şükrü Üçüncü

Ankara…
Az önce belirsiz bir düşünce içerisine girmiş şekilde yürüyorum Başkent sokaklarında… Tam olarak dört saat oldu anlamsız şekilde yürümeye başlayalı…
Belki de saatler öncesinde almış olduğum üzücü bir haberi paylaşıyordum Başkent sokakları ile… Ya da yeniden şekillenecek hayatımın ön izlemesine bakarken, uzayıp giden kırılmış düşlerimin, göz yaşları ile silinmesini bekliyordum. 
Birazdan bacaklarımın yorgunluğunu hissetim… Güven Parkın hemen karşısında bulunan durakların kenarında kaldırıma oturdum… (Taşın çok soğuk be Ankara… Aynı politikacıların gibi…)
Önümden çok insan, çok dert, çok mutlu, çok boş beyinler geçiyordu… Hava her zaman gibi Ankara havası idi… Adana tabiri ile silahla ateş edilmesi gereken sıcaklığa ulaşmış…Güneş oturduğum yerin hemen sol tarafından bana doğru vuruyordu.
Hem de tüm şiddetli kızgınlığı ile… Ben ise, hala daha saatler öncesin de almış olduğum üzücü haberin etkisi ile kafamda metafor yapıyordum… Gelgitlerim yine otomatiğe bağlamıştı gönlümü.
Evet… Yeninden doğduğum şehirde üzücü bir vaziyetle ben ve gereksiz Ankara güneşi bana arkadaşlık yapıyordu… Tam bu sırada önümde ayakları çıplak, saçları yağlı ve uzun küçük bir kız geçti… Gözlerim bir anda ona takıldı… Minik elleri ile birlikte etraftan geçenlerden para istiyordu… Çoğu insan oralı olmuyordu bile… Çocuk bir anda beni gözüne kestirdi şahsıma doğru ilerlemeye başladı.
Yeni hedefi bendim… Diğer insanların kendisine neden yardım etmek istemediğini anlamamış gibiydi… Oysa, Ülkenin son halinden minik yüreğinin haberi yoktu… O bana minik ayaklarıyla yanaşırken bende o sıra ona yardım etmeyen insanları düşünüyordum… Nasıl, çocuğa yardım etsinler ki… Hepsi en az o çocuk kadar muhtaç durumdalardı.
Minik ellerini bana açtı cebimde ki son bozukluğu ona uzattım… Minik ve kirli yanakları ile sağol amca söyledi.
Bana o amca deyince bir anda yaşlandığımı fark ettim… Oysa ben daha 35’indeydim… Neden “Yaşlandım lan ben?” diye sormaya başladım kendi kendime… O anda neden doğdum, sorusu aklıma geldi.
Minik çocuk çoktan almış olduğu 3 kuruş ile sevinçli bir şekilde başka kısmet peşine giderken beni çok derin bir yalnızlığın içerisine sürüklemişti… Evet, ben neden geldim dünyaya… Bilen var mı?
İnsan neden var..? 
Kesinlikle herkes bunu bir kez sormuştur kendisine… Ey insan neden varsın sen… Yani sen olmasan bu dünya nasıl olurdu.
Az önce minik bir kız çocuğunu sokaklarda dilenmesine mahkum edende bir insan değil mi..?
Hani biz diğer canlılardan daha zeki ve merhametliydik… Ama kurmuş olduğumuz düzenler, düşünceler hep başka bir insanı öldürmek veya yaşamasına engel olmak üzere.
O zaman biz insanların yaban hayvanlarından farkı ne..?
Onlarda doğa da başka özgürlüklere karşı geliyor… Birbirlerini parçalıyorlar… Bizler onlardan farklı ne yaptık.
Ülkelerinde mutlu yaşayan çocukların annelerinin, babalarının sevdiklerinin başlarına bombalar attık… Onları yalnız bıraktık ve faşist dünyanın pençelerinde kendi dünyalarını kurmalarını bekledik…
Bu çocuklar kim… Yarın kimler olacak hiç düşünmedik… Sadece kendi düzenimizin tekeri bugün dönsün diye, onları karanlık bir dünyanın esirler yaptık… Ben yalnız kalmışken başkentimde neden böyle bir çocuğu bilmem hangi bakanlığın bilmem kaç metre yakının da dilenirken görmek zorunda kaldım.
Düzen kimin düzeni… Garipler sokaklarda aç ve susuz onları savunduklarını söyleyen politikacılar oturduğum yerden 500 metre yukarı da mecliste keyfi sefa içerisinde… En acısı da ne “BİLİN Mİ..?” buna şahit olan dünya hala daha ısrarlı bir şekilde dönmekte… Yoksa oda mı İ…’ne.
Ben insan olarak utanıyorum… Acaba utandığım için insan değil miyim… Yoksa yeniden Don Kişot gibi elimde fenerle adam aramaya mı çıkmam gerek… Hadi çıktım ya hiç adam bulmazsam.
Bu gerçekle yüzleşirsem ne olacak… Belki de ayna da gördüğüm yüzde o insanlardan…
Eyvah eyvah… Sadece kendime demagoji mi  yapıyorum… Bu kadar sözü boşa mı çalıyorum… 
Çünkü bende o insanlar gibiyim ayağımda pahalı ayakkabı, cebimde kaç bin liralık telefon… 
Umarım o insanlardan değilim… Onlardansam, “RUHUM ŞAD OLSUN ÇOK İYİ ADAMDIM…”
Demek öldüm he… Peki; katilim kim..? Hangi düzen, hangi tetikçi?

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.