• BIST 83.012
  • Altın 146,855
  • Dolar 3,7918
  • Euro 4,0437
  • Trabzon 8 °C

KATLİAMLAR OLMASIN

Ö. Faruk Altuntaş

Günümüzden 37 yıl önce 1978 yılında 19 – 26 Aralık tarihleri arasında yaşanan Maraş Katliamı, bir toplumsal utanç sayfası olarak tarihteki yerini aldı.
    Ancak katliamların devam etmekte olması, toplumumuza ait bu tarihsel utançtan gerekli sonuçların çıkartılamadığını, yaşanan olayın toplumsal bilince dönüşmesini başaramadığımızı gösteriyor.
Aksi halde Sivas’ta 37 canın yakıldığı Madımak oteli uzun yıllar kebapçı salonu olarak hizmet vermezdi. Muhalif kesimlere yönelik toplumsal linçler gerçekleşmez, 37 yıl sonra bu topraklarda Suruç Katliamları, Ankara Katliamları yaşanmazdı. Ancak toplumsal linç olayları, katliamlar, kırımlar, savaşlar yaşanmaya devam ediyor. Kitleleri kıyan tarihin değirmeni dönmeye devam ediyor.
                                                  ***
Maraş katliamı sonucunda resmi rakamlara göre 111 ölü, 1000’in üzerinde yaralı, 552 adet yakılan ev, 289 adet yakılan işyeri vardır.
Maraş katliamı nedeniyle yapılan yargılamalarda başlangıçta 29 kişiye idam, 7 kişiye müebbet, 321 kişiye değişen ölçülerde hapis cezası verilmiş; ancak daha sonra, kararın Yargıtay’da bozulmasından sonra, 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle suçlular serbest bırakılmıştır.
Katliamın bir numaralı sanığı olan Ökkeş Kenger, soyadını Şendiller olarak değiştirip, Refah Partisi – Milliyetçi Çalışma Partisi ittifakıyla milletvekili seçilmiş ve daha sonra MHP’ye geçmiştir.
Bu zat yıllar sonra devlet televizyonunda yaptığı programda, katliamın suçunu, Hırant Dink’in solcu arkadaşlarının üzerine atabilmiştir. Tıpkı 1955 yılında devletin bir gladyo / özel harp operasyonu olan 6-7 Eylül olaylarının faili olarak, sıkıyönetim komutanlığının ve Menderes Hükümetinin, yalan olduğunu bile bile Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzzet Dinamo gibi Türkiye’nin yüz akı 45 onurlu aydını sorumlu tutması gibi.
Bu nedenle bu ve benzeri bütün bu olaylar aydınlanıncaya, katliamlarla toplumun yüzleşmesi sağlanıncaya kadar, bu olayları yazmaya, çizmeye anlatmaya usanmadan devam etmeliyiz.
                                                     ***
37 yıl önce Maraş’ta neler olduğunu, daha önceki konuya ilişkin yazımızdan aynen aktaralım.
19 Aralık akşamı sinemada, ÜGD tarafından getirtilen Güneş Ne Zaman Doğacak adlı film oynamaktadır. Sinemada tahrip gücü zayıf bir bomba patlatılır ve öfkeli kalabalığa, bombanın “komünistler” -  TÖB-DER’li öğretmenler tarafından atıldığı söylenir. Oysa daha sonra bombanın Ökkeş Kenger adlı ÜGD yöneticisi tarafından atıldığı anlaşılacak ve bu kişi sanık olarak yargılanacaktır.
21 Aralık günü iki öğretmen öldürülür. 22 Aralık’ta cenazeye katılan gruba saldırılır. Aynı gün Bağlarbaşı Cami imamı Mustafa Yıldız, Cuma vaazında, “Oruç tutmak, namaz kılmakla hacı olunmaz; bir Alevi öldüren beş kez hacca gitmiş gibi sevap kazanır. Bütün din kardeşlerimiz, hükümete, komünistlere ve dinsizlere karşı ayaklanmalıdır. Çevremizdeki Alevileri ve Sünni imansızları temizleyeceğiz” biçiminde vaaz vererek halkı kışkırtır. Benzer biçimde belediye hoparlöründen, “Tüm milliyetçiler ve Müslüman kardeşlerimiz hat boyuna” biçiminde anonslar yapılır ve halk mücadeleye çağrılır.
Günler öncesinden hazırlıklar yapılmakta, nüfus sayımı adı altında ve Belediye yeni kapı numarası verecek denilerek evler gezilmekte, Alevi ve solcuların evleri işaretlenmektedir.  
O gün ve izleyen günlerde çevre il ve ilçelerden gelenlerle birlikte Alevilere ve solculara ait ev ve işyerlerine saldırılır, binalar yakılır, yıkılır; yaşlı – çocuk, kadın – erkek demeden insanlar boğazlanır, öldürülür;  hamile kadınların karınları deşilir, kadınlara tecavüz edilir, insanlar kaynar suda diri diri yakılır… Tarife gelmeyecek bir vahşet yaşanır… Geriye yüzlerce ölü, binlerce yaralı kalır.
Ve Maraş Katliamı sırları ile birlikte tarihteki yerini alır. Cumhuriyet Savcısı Dündar Saner’in hazırladığı raporlara göre, katliamın planlamasında, Alparslan Türkeş’in dünürü olan MİT hukuk müşavirinin de aralarında bulunduğu 4 MİT mensubu ve katliamdan birkaç gün önce bölgede gezi ve incelemeler yapan CIA ajanı Peck birlikte görev yapmıştı. Ama bu önemli ayrıntı üzerinde durulmadı, izi sürülmedi, gerekleri yapılmadı.
Vahşetin üzerinden 37 yıl geçti. Geriye acı ve utanç kaldı. Acıyı hep duyumsayacağız. Utançtan kurtulmanın yolu, olayla yüzleşmekten ve gerçeğin siyasal ve toplumsal bütün boyutları ile ortaya çıkarmaktan geçiyor. Bu yüzleşme, özellikle siyasal ve yönetsel sorumluların ortaya çıkartılması; bir daha ne Maraş’ta, ne Sivas’ta, ne de Suruç ya da Ankara’da yeni katliamların bir daha yaşanmamasının güvencesi olacaktır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
  • Metin Kara’yı topa tutacak!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.