• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Trabzon 22 °C

KELEBEK ETKİSİ Mİ?

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Bir insanın, başka bir insan üzerindeki gücüne etki diyoruz. Akşam yine yeniden “kelebek etkisi” adlı filmi izledim. Hani “Zamanda Yolculuk” üzerine kurgulanmış ve kaderin değiştirilemeyeceğini anlatan film.

Kader asla değiştirilemez. Olmuş ve olacak olan asla değiştirilemez. Kaderimiz neyse onu yaşıyoruz. Peki son günlerde ülkemiz üzerindeki olumsuzluklarda bir kader midir? Yoksa bir insanın başka insanlar üzerinde yarattığı etkinin negatif rüzgârı mıdır?

“Bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülmez sonuçlar doğurmasına bilimsel olarak “kelebek etkisi” deniliyor. Mesela ABD‘de Obama’nın yüzünün asık olması bizde fırtınalar kopmasına sebebiyet verebiliyor. Kelebek etkisinde kalan en önemli ülkelerden birisi sanırım Türkiye olsa gerek. Çevremizdeki düzensizlikleri anlatan teori, başımıza gelen son kazaların aslında önceden planlanmış olduğunu anlatır.

10 Ağustos acaba kelebek etkisinde nasıl sonuçlar doğuracak? Türkiye’ye format atanlar bugün gelinen noktayı hesaba katmışlar mıydı ne dersiniz?

Cumhurbaşkanı adaylarında her yerde görüp, izlediğimiz etkili ve tam yetkili olan adayla diğer adayın yarattığı etki aynı mıdır? Kelebek etkisinde adalet diye bir mekanizma maalesef olmadığı için sazı eline alan büyük usta, sürekli söylüyor ve hep söylüyor: Yine her şeye karışarak.

Özgür bir ülkede böyle her şeye karışan bir lider nasıl yorumlanır acaba? Ülkeyi bir şirketi yönetir gibi yöneten ve sanki çalışan herkesin, her şeyine karışan bir şirket sahibi gibi. Üstelik şirketindeki her olumsuzluğu gören ve bilen olmasına rağmen, şirkette oluşan olumsuzluklarda hep aklanan ve paklanan olmak. İş böyle olunca da gördüklerimize şaşmamak gerekir.

Sezaryene, çocuk sayısına, askere, gençlere, kadınlara, öğrenci evlerine, yağ-bal olduğu cemaate her şeye karıştın, yorumladın ve yasaklayan bir lider oldun. Ama dış ilişkiler, ekonomi, istihdam, eğitim-öğretim, demokrasi gibi olmazsa olmazlarımızın değerini, sayesinde kaybettiğimiz ve yere vurduğumuz bir dönemdeyiz.

Dizilerde senaryoya, giyime, kuşama, cami inşaatına, ramazanda iftar yemeklerine, Arda Turan’ın uzun saçına ve hatta futbola bile karıştın… Neredeyse adınız dedikoducuya çıkacak,

acaba evde de her şeye karışan bir baba ya da eş midir? Eğer öyle bir durum söz konusu ise, şu an evdekiler nefes alabilmenin mutluluğu ve huzuru içindedir sanırım. Gerçi 1984 doğumlu kızı babasına çok düşkün olacak ki 80 ihtilâli öncesi babasını görememenin hüznünü yaşıyormuş ya. Ben anlatılanların yalancısıyım. Bu doğmamış çocuğa mektup değil de, sanırım çocuğun hislerini, duygularını doğmadan keşfetmek olsa gerek.

Neredeyse apartman ya da site yöneticisi kim olsuna kadar gidecek bir olaylar silsilesi.

Bir başbakan ekonomik kararlarda Merkez Bankasının vereceği kararlara ve faiz politikalarının en ayrıntılı noktalarına kadar karışıyorsa gerçekten bu işte çok ciddi sorunlar var demektir.

Sürekli bağıran, sinirlenen bir lider; oysa ki temsil ettiği makamın böyle bir lüksü olamaz. Şaşkınla izledik! Halkın oylarıyla o koltuğa oturan bir insan halkına kızamaz. Kalpler bir kırılırsa tamiri mümkün değildir. Çok ağır hakarete dayanan bir üsluptasınız. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı makamı için kırıyor ve döküyorsunuz. 

Her şeye hâkim olmak ve denetimi elinde bulundurmak gibi bir sorununuz var sanırım. İş böyle olunca da buyruğunu ve egemenliğini de sürdürmüş oluyorsunuz. Hal böyle devam edince de her istediğini yapabilen ve güçlü insan dedikleri bir model çıkıyor ortaya. Çünkü etkisi ve tepkisi olmayan bir halkla karşı karşıya kalırsan güçlü ve heybetli gözükürsün.

Bununla da kalmadı Libya, Suriye gibi ülkelere Arap baharı getirmek için uğraştı, yorum yaptı, dost iken hasım oldu, ama olmadı.

İsrailli kadın bakana ise sen ne biçim kadınsın sözlerini söylemekle yetindi. Bu mudur? Bu kadar mıdır?

Her şeye karışan yorum yapan lider iş İsrail olunca cümlelerini temkinli kullanmaktan yana tavır aldı.

Peki her şeye karışan bir lidere karşı halk neden etkisiz ve hayranlıkla bakar. Bu yapılanlar karşısında acaba liderimiz halkını düşünüyor ve seviyor diye mi algılıyorlar.

Lider bu ülkenin yüzde 48’nin dilini konuştuğu için tepki görmüyor. Bizlerin yani ötekilerin tepkisi ise vız geliyor sayın lidere ve etrafındakiler.

Türkiye’nin geleceği her şeye karışan bir liderin Cumhurbaşkanı olması durumunda acaba nasıl etkilenir? Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık görevini bir arada yürütecek olması esprisi ise inanın bu durumda hiç de uzak bir ihtimal değil gibi gözüküyor.

Her şeyi bilmek gibi bir probleminiz var. Etrafınızda etten duvar örmüş olan danışmanlarınızın görevi sizi aydınlatmak değil midir? Onları neden nemalandırıyorsunuz? Ülkede bu kadar aç ve işsiz varken. Nasılsa her şeyi bilen, gören ve sonuçlandıran olarak kendinizi takdim etmişsiniz.

Sayenizde her şeyi ve herkesi olumsuz gören; sadece kendisi ve etrafındakileri önemseyen bir lider modelini de tanıdı Türkiye.

Siz bizi hiç sevmediniz ki. Sürekli bizden size karşı sevgi ve ilgi beklediniz. Bizi sevmek bu kadar mı güçtü? Yaratandan ötürüde mi sevemediniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.