• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Trabzon 21 °C

KELEPÇE

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Haksızlıklara karşı çıt çıkmıyor ülkemde.
Ezilenlerin sesi çıkmıyor.
Düzen değişmeli diyebilenlerin sayısı ise çok az.
Neden?
Çünkü korkuyoruz.
Eğer bugün yanlış giden bir şeyler varsa inanın sebebi bizleriz. Başkaları değil.
Bir şeylerin düzelmesini istiyorsak çözüm yine bizleriz.
Bizler güncel kargaşanın ortasında, sonsuz sükûnet nasip et ya rab diyenler olduk; Hiçbir çaba göstermeden.
Yaşayamadıklarımız ve yanlışlıklarla ilgili hep pişmanlıklarımız var. Ama artık son pişmanlık fayda etmeyecek.
Haydi! Bir muhasebe yapın. Kendinizle bir hesap görün.
Gelin önce bir kişilik testi yapalım. Maceraperest, analitik, uyum sağlayan, fedakar, inandırıcı, sosyal, planlı, iyimser, güvenilir, emin, lider, popülist, idealist, bağımsız…
Hangisisiniz?
En son kelime olan “bağımsız” olamazsınız bu ülkede. Yani her şeyde kendi başına buyruk ve kimseye bağımlı olmadan özgür olan kişi olmanız, bu sistemde olası değil. Mümkün değil.
Bizler kırklı yaşların üzerinde olanlar ne çok tecrübe yaşadık; Yanlış giden ama bir türlü düzelmeyen haksızlıklara karşı.
Bağımsızlık istedik. Özgür birey olalım dedik. Ama olmadı.
Peki! Tecrübe nedir?
Bir olay ya da konuya maruz kalmak veya müdahil olmaktır. Olaya hakim ve hazırlıklı olmaktır. Yani olayı daha önce yaşamış, görmüş olmaktır.
Bu durumda tecrübe ne işe yarıyor?
Yine aynı haksızlıklar, yanlışlıklar, kötülükler yapılıyor ve bile bile susuyoruz…
Makineleşmiş olan tecrübeli ne olacağını biliyor ve umutsuz.
Hep aynı mesajlarla yürüyen tecrübeli kalbi ve gönlüyle bağlantısını kesmiş.
O artık umutsuz bir vakadır.
Hep aynı şeyleri duymak onu duyarsız yapmış. Akıl yürütemiyor, araştıramıyor, doğrulara ulaşamıyor. Diyalektiğini kaybetmiş.
Hep aynı karşılamalar ile aynı başlangıçlar yapılıyor.
Oysa o gelenlerin değil bizlerin fikri önemli.
Ne istiyoruz?
Ne bekliyoruz?
Nasıl bir hayat istiyoruz?
Konuşsana tecrübeli…
Daha ne kadar bu kabul edişler?
Zaman bilinçli donanmışlık zamanı.
Zaman tecrübelerin artık tekrarlanışları değil, dünyanın istediği bir geleceği temin etmek.
Tecrübelerini ölmeden önce tüm insanlığa yazdığı veda mektubuyla hediye eden Gabriel Garcia Marquez der ki;
“Tanrı bir an için beni paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil, anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakika da 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. Başkaları durdukça ben yürümeye devam ederdim. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Gün geçmesin ki tüm insanlığa onları sevdiğimi söyleyeyim. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendileri öğrensin isterdim. Yaşlılara ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini söylerdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak olduğunu öğrendim. Yeni doğan bebeğin babasının parmağını sıkarken aslında onu kelepçeyle sonsuza dek kendisine mahkum ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim ama bu öğrendiklerim bir işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim; Mutsuz bir şekilde.”  

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.