• BIST 88.059
  • Altın 342,151
  • Dolar 6,5864
  • Euro 7,2685
  • Trabzon 12 °C

Kendi düşen ağlar mı?..

Eray Altındaş

  Bu sütunlarda zaman zaman Trabzon’a söz verilip de yapılmayanları veya geçen onlarca yıl içinde bu şehrin ağzına bir parmak bal çalındığını… Üretmeden, tüketim  toplumu haline geldiğimizi… Diplomalı diplomasız gençlerimiz iş aramaktan “ayaklarına kara sular indiğini”  derç etsem, yanlı olduğum eleştirilerine maruz kalıyordum… Ama dün bana kızanların bu gün söylediklerimi onayladıklarını görmek beni fazlasıyla memnun ediyor.
                                                     
    **********

Mesela…
   4-5 kez umreye, 2-3 kez de hacca giden  “Bunlar dini bütün insanlar… Çok şükür verdikleri sözü yerine getirdiler… Soba yakmaktan,  kömür taşımaktan kurtuldum” diye ağırmış sakalını sıvazlayıp hacı Mustafa dayı… Eve gelen faturalarda doğalgaz 600, elektrik 200 TL ödenecek ibaresini  görünce “Bu ne kadar zam böyle, geçen senenin iki katına çıkartmışlar…

Kaşıkla verip kepçeyle alıyorlar” diye dert yanıyor…
Ayşe teyze, daha geçen seneye kadar  “Hastanede sıraya  girmeden muayene oluyorum… Oyum  bunu sağlayanlara” diyordu. Şimdi devletin hastanesinde aradığı doktoru bulamayıp özele gidip cebinden yüzlerce lira muayene parasın ödeyince “Hani hastaneler parasızdı… Kandırıldım, oyum haram olsun” diyor… 
Emekli Sebahattin dayı, “İlaç kuyruğuna girmeden reçetede yazılanları eczaneden alıp tedavime başlıyorum…” diye seviniyordu… Bu gün eline gecen üç kuruşluk maaşından kesinti yapılınca “Suriyeliye bedava, bana parayla”diye dert yanıyor.
                                                         ********

  “Trabzon uçacak, modern şehir olacak” umuduyla bekleyen Ali bey… “Geçen onlarca yılda bir stat yaptılar, maça gidip geri dönmek tam bir çile, yol yok ki, insanlar evlerine gidebilsinler… Her seçim öncesi sadece söz verdiler, Güney Çevre yolunu bir türlü yapmadılar” diye sızlanıyor.
“Trabzon’a söz  verdikleri gibi ikinci üniversiteyi açtılar” diye sevinen muallim Hulusi bey…“Çocuklarım  üniversiteyi bitirdi, yüksek lisans yaptılar ama iş bulamıyor… Trabzon olmasa da olur” diye şimdi kapı kapı dolaşıp yıllardır okuttuğu çocuklarına iş arıyor.
“Bu şehir turizmle kalkınacak…Trabzon’a yüz binlerce turist gelecek… İşler artacak yüzümüz  gülecek” diye umutlu konuşan  esnaf Murat kardeşim, “Bir tek Araplara kaldık, tek kanatla bu şehir arpa boyu yolu zor alır. Turizmin yanında mutlaka üretim de olmalı” diye serzenişte bulunuyor.
“Bunlara canım feda, verdikleri sözleri yerine getiriyorlar” diyen sevgili Hüseyin bey bu gün, “Araplar uyandı, kiralık ev aramıyorlar, otellerde kalmıyorlar… Paraları  değerli, gelip buralardan ev satın alıyorlar, bana komşu oldular” diye öfkeleniyor.
                                                      ********* 

   Bir zamanlar Köy kahvesinde, “Bin oyum olsa gene hepsini veririm, fındığı destekliyor” diye mangalda kül bırakmayan Temel amca, “Onca  zahmetle topladığım fındığım para etmiyor, geçinemiyorum… Fındık bahçesini kıracağım” diye kızıyor.
Ne demiş eskilerimiz “kendi düşen ağlamaz?”... Belli ki, fena halde canları yanmaya başladı… Böyle feryat figan edip dövünenlerin içini biraz olsun ferahlatacak bir önerim  var… Rahmetli Neşet Ertaş’ın dillerden düşmeyen herkesin beğeniyle dinledi “Kendim ettim kendim buldum” türküsüne kulak vermeleri… Kim bilir acıları azalır.

Almak kolay kapatmak zor

  Hani evlerimizde kullandığımız özel paralı kanallar var ya şimdi biraz bunlardan  söz edeyim… Tabiri caizse “Elinizi verdiğiniz anda kolunuzu kaybediyorsunuz”… Satarken her taraflarından kibarlık akıyor, “vazgeçtim gelin ürününüzü alın” dediğinizde o naif insanlar gidiyor tam bir “battallar” ordusuyla muhatap oluyorsunuz.
 
Verdiğiniz, taahhüttünüz sona erip sözleşme yenilemek istemediğinizde, bin dereden su getiriyorlar… Yok dilekçe ver yetmez elinizdeki ürünü tee bilmem nereye bırak, türünden zorluklar çıkartıyorlar.
Belli ki,  bu şirketler üretmeden para kazanmaya iyi alışmışlar…Ürünlerini kullananları kaz gibi yolmaktan başkada düşünceleri yok. Anlaşılan o ki,  bunlara ne yapıyorsun diyecek bir yetkili ve kurum yok. Adamlar resmen değneksiz geziyorlar… Durdurun bu soygunu.

Trabzon’dan  bakan geçti

  Geride kalan hafta içinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank Trabzon’da ağırlandı… Bakan Varank memleketinde, sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra belediyelerin başkanlarıyla da görüştü ve projeler hakkında bilgiler aldı…
Sayın Mustafa Varank’ın tarih ve spor kentine gelen kaçıncı bakan olduğunu bilmem mümkün değil… Bildiğim bu güne kadar Trabzon’a gelip giden bakanların sorunları dinleyip, gezip, gittikten sonra Trabzon’u unuttukları… Umarım bu kez böyle olmaz verilen sözler lafta kalmaz… Trabzon’un beklemeye tahammülü yok.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.