• BIST 102.270
  • Altın 148,843
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1883
  • Trabzon 25 °C

KENDİNE YARAMAK!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Pinokyo polislere:

“İzin verirseniz şapkamı alabilir miyim?” diye sorar.

Al ama çabuk ol!

Kukla şapkasını aldı; Ama kafasına koyacağına dişlerinin arasına sıkıştırıp denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek peşinden tüm köpek yarışmalarında birinci olmuş bir tazıyı saldılar. Pinokyo hızla koşuyordu ama köpek daha hızlıydı.

Herkes bu korkunç yarışın nasıl sonuçlanacağını merak ettiği için pencerelere çıkmıştı; Sokaklara dökülmüştü. Ama yarışın sonunu göremediler. Pinokyo ile köpek öyle toz kaldırmışlardı ki, sokakta göz gözü görmüyordu.

Bu hikâyenin işte tam bu bölümü, bize bugünleri hatırlatıyor.

Ortalıkta bir toz bulutu var. Kimin ne zaman bu bulutu nereye taşıyacağı hiç bilinmiyor. Havada yoğun bir gaz bulutu var. Bu gaz bulutu kimi zehirleyecek hiç belli değil.  Her an her şey olabilir endişesi yaşıyoruz. Ama endişe bizim göbek adımız değil mi?

Ülkemin yeniden bir güncellemeye ihtiyaç var. Çünkü bugünlerde değerlerimize dil uzatılıyor ve her gün biraz daha fazla yalnızlaştırılıyoruz.

Ülkem daha fazla gerilmesin ne olur!

“Afet İnan Mustafa Kemal’in manevi kızı değildir. Yıllardır kandırıldık. İnan Çankaya’nın nikâhsız first Lady’sidir” sözlerini daha geçen hafta okuduk. Şaşkınlıkla!

Bugün Atatürk’e yapılan saldırıların ana başlıklarını düşününce ortaya çok önemli notlar çıktı. Amaçları dünüyle bugünüyle koşullanmış ve kurgulanmış yarınlar hazırlamak olan benciller, bu amaçlara ulaşmak için her zaman bir araç mutlaka yaratacaklardır.

Hz Muhammed; “İman etmedikçe cennete gidemezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız”

O zaman neden sürekli Atatürk oyunları oynanıyor. Neden Atatürk’ü sevmiyorsunuz?

Çünkü;

Atatürk vizyoner, yenilikçi ve öğrenmeyi seven bir insandı.

İnsanları iyi ve faydalı şeyler yaparken görmek istiyordu.

Kalıplardan uzak, kimliklerle sorunu olmayandı.

Güvenilir ve güvenendi.

Doğaüstü olduğu için başarılara imza atmadı, farklı olduğu için Öngörü yetisi olduğu için başarılı oldu.

Ülkesine nasıl faydalı olacağını düşündü. Birileri onun için hiç düşünmedi.

En önemli özelliği ilime, bilime ve eğitime verdiği önemdi.

Yani o bir dehaydı.

O Türkiye’ye bir güneş gibi doğdu. Ve Türkiye’nin hep güneşi oldu…

İşte bu yüzyılda eşi ve benzeri olmadığı için kıskanılan, karalanan ve leke atılan oldu.

Ülkesinin hep bekasını istedi. Kendi için değil hep millet ve ülkesi için düşündü ve yenilikler getirdi.

İşte bu yüzden kıskanılandır. Belki de sevilmeyen.

Bugün zulmü işleyenler zulümlerine dayanak olacak hiçbir haklı sebep gösterememektedirler; Sadece iftira dışında.

Eğer kendi yararınızı her şeyin üstünde görürseniz o zaman “ben” demeye başlarsınız.

Voltaire demiş ya; “Kendine yaramak, hiçbir işe yaramamaktır”

İşte o yüzden kendi menfaatleri için Türkiye Cumhuriyetinin kurucusuna laf edenler yalnız kendileri için iyi olana iyi derler başka olaylara, sözlere, gelişmelere hep kötü derler.

Bir Çin Atasözü; “Bencil insan imparatorluğa bir yararı olsun diye saçından bir kıl koparttırır mıydı? Koparttırmazdı.”

Şimdi düşünün bu ben diyenlerin ne yararı olmuş kendileri gibi olanların dışındakilere…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.