• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Trabzon 9 °C

Kiliseler ve camiler kenti Trabzon!

Kiliseler ve camiler kenti Trabzon!
Hasan Kurt yazdı...

Trabzon’un yakın tarihi ve geçmişte yaşadıklarımızı hikayeleştirdiğim yazılar, tahminimin ötesinde büyük ilgi gördü. Tarihçilerden değil de okurlardan bilgi akmaya başladı.

Trabzon’un ve Karadeniz’in en parlak, en haşmetli, en karışık ve karmaşık dönemi hiç şüphesiz Trabzon İmparatorluğu dönemi idi… Kommen ailesinin hüküm sürdüğü 1204-1461 tarihleri arasındaki bu dönemde yok yok! İmparatorluk küçük ama ünü büyük!

İmparatorluğunun son dönemlerinde, Trabzon’da falcılık tavan yapmış… İmparatorlukta fal kitaplarına büyük ilgi varmış… ‘Trabzon yıldız falı’nda şehrin ileri gelenlerinin geleceği hakkında çok şeyler yazılmış. Ayrıca güneş, ay ve gezegenlerin durumu hakkında da bilgi verilmiş. İstanbul’da (O günkü adıyla Konstantinopol) bile bunlar yokmuş. Hekimler bile işleriyle değil astronomi ile ilgilenir olmuş!

Trabzon ve çevresinde o dönemler resim işi de hayli gelişmiş… Kiliseler ve kilise duvarlarında, tavanlarındaki resimlerin, gravürlerin çoğu hep o dönem yapılmış…

Bugün yarısını camiye çevirdiğimiz Ayasofya Kilisesi’nin duvarları ve tavanında 1. Manuel’den 3. Alexios’a ve saray hizmetçilerinin tasvirleri, resimleri vardı...  Aslında şehrin önemli kiliselerinin, mağara manastırlarındaki kiliselerin hemen hepsinde imparator ailesinin resimleri, tasvirleri yer alırdı… Bugün minare olarak kullanılan Ayasofya Kilisesi’nin çan kulesinin sol duvarında küçük İsa’nın Meryem’in yanında oturmuş tasviri varmış… Hatta bir rivayete göre Georgi Niski Kilisesi’nde Gülbahar Hatun’un bile portresi varmış! (Grigori Kilisesi herhalde Kemerkaya’da yıkılan kilise idi)

Bu Gülbahar Hatun, Atapark’taki türbede yatan Maçka Liveralı Gülbahar mı, yoksa başka bir Gülbahar mı, bilmiyorum.

Atapark’taki türbede yatan olabilir…

Faruk Özak’ın, Rusya’dan sandukasının üzerindeki örtüsünü istediği Gülbahar Hatun olma ihtimali çok yüksektir.
Bir taraftan Gülbahar’ın resimlerini süslediği kiliseyi yıkıyoruz, diğer taraftan sandukasının örtüsünü Ruslardan istiyoruz…

Ruslar Trabzon’u işgal ettiği dönemde, Trabzon’dan Rusya’ya epey tarihi eser, doküman vs. götürmüşlerdi. Rusların Trabzon’dan alıp götürdüğü tarihi eserlerden biri de Liveralı Gülbahar’ın sandukasının üzerindeki örtü idi…

Faruk abimiz, o örtünün peşine düşmüştü!

Faruk abimiz iyi ki, Ortahisar Camisi’nin, doğusundaki Hoşoğlan türbesinin sandukasını Yunanistan’dan istemedi…

Ruslar, Trabzon’u işgali sırasında Ortahisar’daki o türbeyi yıkmışlar, sandukayı da Yunanistan’a göndermişlerdi… Türbede yatan Hoşoğlan değil Kral bilmem kaçınçı İonnes imiş!

***

Fatih Sultan Mehmet; işte falcılığın tavan yaptığı, adım başı bir kilisenin inşa edildiği, küçük ama ünü büyük Trabzon İmparatorluğunu Osmanlı topraklarına katmak için karadan ve denizden Trabzon’u ablukaya almış…

Yunanlıların Korkak David dediği kral David, iç kaledeki sarayına çekilmiş… Fatih, Trabzon’u tam 32 gün kuşatma altında tutmuş. Kral David teslim olmaya yanaşmamış… Araya David’in akrabası Fatih’in komutanı Mahmut girmiş. David’i ikna etmiş. David de teslim olmuş.

David şehrin anahtarını verirken, ataları gibi bir hamle yapmış ve kızı Anna’yı Fatih Sultan Mehmet ile evlendirmek istemiş…

Fatih, kral David’in bu nazik teklifini geri çevirmemiş! Anna’yı İstanbul’da haremine postalamış… Sarayda herkes Fatih’in, Anna ile evleneceğini, Anna’yı bilmem kaçıncı hatun olarak alacağını beklerken, Anna Fatih’in kızkardeşinin kocası Zağnos Paşa ile evlenmiş!

***

Aslında yukarıda yazdıklarım, yeni değil… Çoklarının bildiği şeyler!

Sümela Manastırı’nda bugün ayin var… Bugün Ağustos’un 15’i!

15 Ağustos Ortodoks Hıristiyanlar için önemli bir gün. Meryem Ana’ nın göğe yükseldiği tarih!

15 Ağustos, bir başka açıdan da önemli…

Fatih Sultan Mehmet, çoğu tarihçilere göre 15 Ağustos 1461 tarihinde Trabzon İmparatorluğunu Osmanlı topraklarına dahil etmiş…

Sümela’da bugün ayin yapanlar, tahminim o ki, iki önemli olay için dua edecekler!

Gerçi, Trabzon İmparatorluğunu yönetenler Bizans’tı, Helen’di, Yunan’dı, Rum’du! Ancak İmparatorlukta yaşayanların büyük bölümü Hıristiyan olsalar bile onlarca ayrı etnik gruptandı ve büyük çoğunluğu da bölgenin sahibi yerel halktı… Ve hatta bu bölgeden Rusya’ya, Yunanistan’a gidenlerin çoğu sırf Hıristiyan oldukları için bu diyarı terk etmişlerdir… Tarih öyle yazıyor!

Dinler arası mücadele yalnız Türkiye’de değil dünyanın birçok ülkesinde dünden bugüne şekil değiştirerek devam ediyor…

Hıristiyan aleminde eskiden her mahalleye her köye birkaç kilise yapılırdı… Trabzon İmparatorluğunda olduğu gibi… Son yüzyılda Hristiyan aleminde yeni kilise yapma ve yaptırma işi rafa kalktı…

İslam aleminde de aşırı bir cami yapma ve yaptırma işi yok…

Trabzon’un iki- üç katı nüfusu olan İran’ın Tebriz kentinde, Trabzon’un üçte değil beşte biri kadar cami yok…

Türkiye’de ise durum çok farklı… Her mahallede bir değil artık birkaç cami yapılır oldu… Hem de camiye din görevlisi ve namaz kıldırma memuru atayarak!

Trabzon değil Türkiye, emin adımlarla tarihteki ‘Trabzon İmparatorluğu’ gibi oluyor! Ülkenin gidişatını bu açıdan tehlikeli görüyorum… Artık ülkeler, eskiden olduğu gibi kılıç- kalkanla, silahla işgal edilmiyor… Eğitim ile para ile ticaretle o iş hallediliyor…

Tarihten siyasete geçtik, olmadı…

***

Geçenlerde yıkılan kiliselerle ilgili bir yazı yazmıştım…

Türkiye’nin farklı yerlerinden arayanlardan biri de Kerim Kalafatoğlu idi…

Kerim, Antalya’dan aradı.

Sürmene’de yıkılan bir kilise ve taşları ile yapılan bir camiden bahsetti. Sürmene merkez cami meğer Urumluk mahallesindeki büyük Kilisenin taşları ile yapılmış. Hem de yıkılan kilise gibi… O Kilisenin kopyası imiş… Caminin minaresi için de Bayburt’tan taş getirilmiş. Caminin taşları farklı minaresinin taşları farklı renktenmiş… Sürmene’den Yunanistan’a gidenlerde, Atina yakınlarındaki Sürmene ilçesinde aynı kiliseyi yapmışlar…

Kilise, Havra, Cami… Sonuçta ibadet edilen mekanlar… Sürmene’ye onca kez gittim… O caminin duvar ile minaresinin taşları dikkatimi çekmedi…

Kilisenin Kıble’ye bakan bölümüne bir mihrap bir de minber yaparsın olur, cami! Zaten öyle yapılmıyor mu?

Kiliseye de Havraya da Camiye de, inanana da inanmayanlara da saygılı olmak, hoşgörülü olmak gerekir…

Bu haftalık bu kadar!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tarihi doğru okumak ve Trabzon’un Hatunları!03 Eylül 2015 Perşembe 09:00
  • YERİN KULAĞI
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
    • MHP’de iki çift bir tek!
    • TFF Trabzonspor’u haraca bağladı!
    • Fevzi Hoca’nın misafirleri!
    • ‘Evet’ platformu için işadamlarına baskı!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.