• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Trabzon 17 °C

Kimler geldi, kimler geçti!

Kimler geldi, kimler geçti!
Hasan Kurt yazdı...

Son dönemlerde en fazla okunan yazılar, anı ve geçmişte yaşanan hikayeler!
Hafta arası eski vekillerden Şeref Malkoç aradı ve  “Sayın Kurt, son iki yazın müthişti… Hele o Vahap beyin ceviz hikayesinde verdiği mesaj” dedi...

Bugüne kadar Trabzon ile ilgili yüzlerce yazı yazdım… Tarihinden sosyal yaşamına, insanlarına kadar… Okuduklarımı ve anlatanları harmanlamaya çalıştım ve hala çalışıyorum.

Cemal Rıza Osmanpaşaoğlu’nun, Kunduracılar Caddesindeki Velioğlu Pasajında İleri Gazetesi vardı… Cemal amca, 1903 doğumlu… Cemal amcanın ilk soyadı Çınar’dı. Sonradan paşa dedesinin adını soyadı olarak aldı. Çocuk yaşta muhacirliğe çıktı. Muhacirlik dönüşü Güzel Trabzon Gazetesinde gazeteciliğe başladı. Cemal Rıza’yı 1970’li yılların ortasında tanıdım… O tarihlerde gazetesinde amatörce de olsa haberler yazmıştım…

Cemal amca, biraz ketumdu.. İri yarı gövdesi, kalın ensesi, gözlüğü ve dik yürüyüşü ile bizim gözümüzde farklı biri idi…

Geçenlerde Ganita çay bahçesine gitmiştim… Gençlik yıllarımızda ara sıra da olsa Ganita kaçamağı yapardık… Bahçenin köhne mekanını tercih ederdik…

Ganita’nın çevresi yarım asırdır şekilden şekle girdi.. Eskiden kumsal olan bölge bugün karayolu, biraz daha deniz tarafı İsmail’in çay bahçesi…

Ganita’ya her gittiğimde Cemal amca aklıma gelir…

Rahmetli bir gün Ganita’dan bahsederken,  derin bir ahhh çekti ve ardından, ‘ne günlerimiz vardı’ dedi..

Cemal amca gençlik yıllarında meğer Ganita’nın müdavimiymiş… Özellikle yaz aylarında ve hafta sonlarında soluğu Ganita’da alırlarmış…

O yıllarda Trabzon’da epey konsolosluk varmış… Konsolosluk mensupları kadın- erkek denize Ganita’da girerlermiş… Bizim Cemal amca ve arkadaşları Kaleparkın duvarının dibindeki bahçede ağaçların arasında denize girenleri seyrederlermiş…

***

Rahmetli Şevket Çulha amca ile de epey sohbetim olmuştu.. Şevket amca 1911 doğumlu.. Trabzon’un özellikle Cumhuriyet dönemini yaşayan ve bilenlerden biri idi… Şevket amca, Cemal amca gibi mesleği gazetecilik değildi ama Trabzon’da yarım asır Yeniyol ve Halk Gazetelerinde yazarlık ve başyazarlık yaptı… Daha sonra Kuzey Haber ve Karadeniz Gazetesi’nde de yazmaya devam etti.

Şevket amca ile bir gün sohbet ederken, ‘Baba, eski kaynaklarda, Trabzon’a yüzlerce kilise olduğu yazılı. Bu kiliseler ne zaman yıkıldı’ diye sormuştum.

Rahmetli dedem askerliğini muhacirlik dönüşü Erdoğdu’daki kışlada yapmıştı…Dedem 1895 doğumlu idi.. Muhacirliğe çıkıldığında askerlik çağında idi…Samsun ve Merzifon civarında çetelerle savaştığını söylerdi. Hatta cep saatini gösterip, bu saat olmasaydı şimdi ölmüştüm, demişti. Dedemin amcasının çocukları Sarıkamış’ta ölmüştü… Mezarları Sarıkamış cephesinde! 

Dedemi kaybettiğimde lisede okuyordum… Epey maceralı bir hayatı olduğunu anlatırdı… Erdoğdu’daki Kışlanın, kara taşlarının bir kısmının bizim köyün Zuzula bölgesindeki büyük Kilisenin taşları olduğunu söylemişti… Zuzula’daki merkez kilise yıkılmış, taşları askerler tarafından 2-3 km.lik bayır bir tavşan yolundan ana yola çıkarıldığını anlatmıştı…

***

Çocukken, askerlerin taş taşıdığı o yolda eşeği zorla yürütürdük… Yol dik olduğu için kıvrım kıvrımdı. Bir gün Zangariya (Gürbulak) deresindeki değirmenlerin birine, yanılmıyorsam Mazlumoğullarının değirmenine öğütmek için eşek ile Mısır getirmiştik… Değirmene sabah erken saatlerde gitmiştik. Değirmenci bizi tanıdığı için öğüttüğü mısırı o gün verecekti. Yoksa, değirmenlerde iki- üç günde ancak öğütme sırası gelirdi. Değirmencinin yardımı ile iki çuval Mısır ununu eşeğin semerinin iki yanına yükledik ve yol koyulduk… Bayırı tırmanmaya başladık… Eşek gitmez.. Elimizdeki çubuk sopa ile eşeğe vurmaya başladık… Çubuğu semerinin altına soktuk… Eşek bana mısın demiyor, yolun kenarındaki eşek otunu yiyor. Yaz ayları idi, hava sıcak mı sıcak, eşeği hareket geçirmek için terden su olduk! Ve eşek önce fıssss yaptı ardından yürümeye başladı…

Zuzula’daki o kilisenin birkaç yüz metre uzağında da bir Rum mezarlığı vardı.. Çocukken Yunanistan’dan gelen dedemin komşularını o Rum Mezarlığına getirmiştim. Rum mezarlığının yerinde şimdi bir cami ve bir de hoca evi var… Caminin de kadrolu namaz kıldırma memuru dışında 5 veya 6 da daimi müdavimi bulunuyor.

***

Aslında Trabzon ve çevresindeki yüzlerce kilisenin ne zaman yıkıldığını az da olsa biliyordum…

Şevket amca koltuğundan geri yaslandı, ‘Hasan oğlum, mübadeleden sonra Kiliseler birer birer yıkılmaya başlandı. Ama en fazla yıkım 1930’lu yılların sonlarına doğru oldu. O yıllarda gençtik… Muhacirlik ve sonrasında çok sıkıntı çektik. Bize, ‘İran Şahı Trabzon’a gelecek, yollarda kilise görmesin’ dediler… Vatandaş da yola yakın kiliselerin çoğunu yıktı’ dedi.

Şevket amcanın gerekçesi beni tatmin etmemişti…

 ‘Baba gerçekten Şah için mi yıkıldı’ dedim..

Hafiften tebessüm etti ve ‘Oğlum, ikinci dünya savaşı başlamıştı. Savaşa girersek ve yenilirsek, bu giden Rumlar ya gelirse. Vatandaş bundan korkuyordu’ demişti..

Cumhuriyetle birlikte Trabzon’daki kiliselerin yıkılması anladığım kadarıyla bir devlet politikasıydı… Vatandaş yıktı, Devlet görmezden geldi… Sonra da o yıkılan kiliselerin arazisi vatandaşa satıldı veya verildi!

Osmanlı’da ise kilise yıkılmazdı… En fazla camiye çevrilirdi… O da sınırlı sayıda!

Bugünkü hükümette Osmanlının yaptığını yapmaya çalışıyor… O günlerde o kiliseler yıkılmasaydı, bugünkü hükümet belki de alayını cami yapacaktı… Müzeye tahammül edemeyen bir anlayış Kiliseleri neden cami yapmasın ki! Ayasofya örneği ortada!

***

Atapark’taki eski Türk mezarlığı kaldırıldığında, yeni mezarlığın nerede kurulacağı konusunda bir tartışma olmuş… Kimileri Kavakmeydanı demiş, kimileri daha uzak bir yer olsun, Değirmendere bomboş orada yapalım, demiş… Sonunda Değirmendere’de bugünkü Sülüklü Mezarlığının yeri belirlenmiş…

Rahmetli Muharrem Melek, bir gün ‘Hasan oğlum, Sülüklü’nün yerinde ve çevresinde buğday tarlası vardı. Zaten Derenin sağı ve solu da çok genişti… Dere bir o yandan bir bu yandan akardı… Orası biraz yüksek olduğu için mezarlık orada yapıldı’ demişti.

Eskiden Trabzon kent merkezi ve bazı köylerinde toplu mezarlık alanı vardı… Köylerde vatandaş mezarını ya caminin yanında ya da arazisinin bir köşesinde yapardı.. Köylerde cami de olmadığı için mezarlıklar bölük pörçüktü…

Üç beş yıl önce köyde büyük dedelerden ve dededen kalan araziyi kardeşler arasında pay ettikten sonra 760 metrekarelik değerli bir alanı mezarlık yeri olarak bıraktım.

Rahmetli babamı oraya defnettik. Ben de orada kendime bir türbe yaparım, dedim.

Orada türbe yapma şansım da ortadan kalktı gibi.

Köy, şehrin bir mahallesi oldu… Artık belediye orada türbe mürbe yaptırmam için izin de vermez. Kaçak türbe yaptırma şansım da yok…

Türbe hayalim suya düştüğü için şimdilerde kara kara düşünmeye başladım…

Bir formül bulmaya çalışıyorum… Acaba diyorum orada bir Anıt mezar mı yaptırsam?

Yolun sonuna yaklaştık, ne dersiniz yaptırayım mı?

***

Mezarlıklar bugün ve yarın özellikle Karadeniz bölgesinde ve de köylerde büyük bir sorun yaratacak gibi! Köy muhtarları ve belediyeler bu mezarlık işine mutlaka ama mutlaka bir el atmak zorunda..  Çoğu köyde yarın adım başı bir mezarlık olacak gibi! Belediyeler, köylerdeki bu mezarlıkları mutlaka ama mutlaka bir caminin çevresinde toplamalıdır… Köylerde yapılaşma nasıl bir sorunsa bu mezarlık işi de öyle olacak!

Cemal Osmanpaşaoğlu’ndan bir cümle ile yola çıktık, yazıyı mezarlıkla sonlardık…

Ömer Hayyam’ın dörtlüklerini beğenenlerdenim…

Yazımı Hayyam’ın bir dörtlüğü ile noktalamak istiyorum;

‘Niceleri geldi, ne istediler;

Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;

Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?

O gidenler de hep senin gibiydiler…’’

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tarihi doğru okumak ve Trabzon’un Hatunları!03 Eylül 2015 Perşembe 09:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.