• BIST 110.932
  • Altın 175,077
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • Trabzon 12 °C

‘KİRPİ’NİN İÇİNDEN 8 ASKERİ KURTARAN TRABZONLU GENÇ!

Hasan Kurt

GÜNEYDOĞU İZLENİMLERİ -4-

01.jpg

-Güneydoğu’da sevilen bir isim Arsinli Ufuk Turgut… Hakkari Çukurca yolunda canı pahasına; saldırıya uğrayan ‘kirpi’nin içinden tam 8 askeri sağ salim çıkarmış ve kendisine ‘teşekkür beratı’ verilmiş…

-Bölgede bu gün devlet güçlü! Bunu her noktada hissedebiliyorsunuz. Bölgede hükümetin uyguladığı politika bu şekilde devam ederse yakın bir zamanda münferit olaylar dışında pek olay olacağına ihtimal vermiyorum.

****

YÜKSEKOVA’YA YOLCULUK
Beytüşşebap’ta aslen Trabzonlu olan Yüzbaşı Emrah ile kahvaltı yaptıktan sonra Hakkari Yüksekova’ya yola çıktık. Beni Yüksekova’ya götüren araçta Arsin Falgozlu Ufuk Turgut ve Akçaabatlı Erol Kurtoğu vardı. Aracı Ufuk geri getirecekti.
Şırnak yoluna girdik. Beytüşşebap’a gelirken bu yoldan geçmiştik. Dağlar arasında ilerledik ve Habur 2 köprüsü kavşağına geldik.
Hakkari istikametine yönelmek üzereydik ki, askerler tarafından durdurulduk. Zaten yolda kapan vardı. Geçemezdik. Kimlikleri verdik. Tabela önünde birde fotoğraf çektirdim.
Bölgede yolların hemen hemen tamamı vadilerden geçiyor.
KİRPİNİN İÇİNDEKİ 8 ASKER

img_4127.jpg
Hakkari Çukurca yol kavşağına yaklaştığımızda, Ufuk Turgut, ‘Abi, buraya iyi bak’ diye uyardı.
Yolun sağ tarafı kale suru gibi dağ. Vadinin karşı tarafı da hemen hemen aynı… Vadi ile dağın zirvesinin mesafesi rahat bir km. var.
‘Hayırdır, Ufuk!’
-‘Abi Haziran ayının ortaları. Hakkari Çukurca, Mesken askeri üssünden bir personel aldım. Beytüşşebap’a gidiyorum. Önümde 9 araçlık askeri konvoy. Tam buraya geldiğimde konvoyun arkasındaki iki üç araç durdu. Ben, niye durduklarını bilmiyorum. Araçları solladım. Virajı döndüm. Önümde yolun ortasında bir Kirpi (asker taşıyan araç). Yola mayın döşemişler. Konvoy geçerken uzaktan patlatmışlar. Kirpinin içinde 8 asker… Dağdan kurşun yağıyor. Aracı Kirpi’nin arkasında durdurdum. Askerlere seslendim, ‘Sakın bana ateş etmeyin, yardıma geliyorum’ dedim… Konvoyda ön ve arkadaki araçlar olay yerinden uzaklaşmıştı. Kirpinin içinden askerleri aldım. Sonra arkadaki zırhlı araca aktardım. Çukurca’ya üsse getirdim. Bana üste komutan bir de berat verdi. Teşekkür ettiler.’
‘Ufuk, seni gerçekten kutluyorum’
-‘Abi, orada gaza basıp gitsem giderdim. Canım pahasına 8 askerimizi kirpinin içinde çıkardım. Onların yerinde ben de olabilirdim’…

YOL BOYUNCA KİMLİK KONTROLÜ

img_4078.jpg
Ufuk Turgut, Çukurca ve Beytüşşebap’a gelmeden önce, Trabzon Moloz’da bir kömürcüde çalışıyormuş… Ufuk Turgut, uzun saçları ve tıknaz ama heybetli vücut yapısına rağmen, heyecanlı ve atik… Turgut’un bölgede Şırnak- Hakkari güzergahındaki tüm kontrol noktalarında geçiş üstünlüğü var. Yüksekova’ya giderken Ufuk bizimle olmasaydı, uçağı kaçırmıştık. Çünkü yol boyu kimlik sorma ve kontrol, arama o kadar fazla ki!
Çukurca bölgesine yaklaşırken, Ufuk, ‘Abi Mesken’deki üste ufak bir işim var. Uğrayalım’ dedi.
-‘Ufuk, uğrarsak uçağı kaçırırız. Epey yolumuz var’ dedim ve Mesken’e çıkmadık, yola devam ettik.
Zap suyu, Zap nehri, sonbahar olmasına rağmen şakır şakır akıyor.
Zap vadisinde sayabildiğim kadarıyla 5’e yakın baraj… Vadi, baraj yapımına o kadar müsait ki, bazı bölgelerde iki dağ arasındaki mesafe 60 ile 100 metre arasında…
Şırnak’tan Hakkari’ye kadar olan yol güzergahında, yolun kenarlarında kamyonlarca kömür…
Toprak kazındığında, taş kırıldığında kömür çıkıyormuş…
Bölge tam bir kömür havzası! Ancak, kömürün kalorisi biraz düşükmüş!
Bazı bölgelerde dağların rengi koyu olduğunu gördüm.
Toprağın, taşın; demir, bakır ve krom karışımı olduğunu söylediler…
Yol, tenha… Ne arkadan ne karşıdan araç geliyor. Gözüm dağlarda… Dağın yamaçlarında, zirvesinde hareketlilik var mı yok mu? Dağlar bomboş! Vadilerde ve yeşilliklerin birkaç yerinde koyun, keçi ve sığır sürüsü…
Bağ, bahçeye bakıyorum… Çevresi çitlerle çevrilmiş ama bahçelerde ekin yok. Gerçi, bu mevsimde ne olabilir ki!
Yerleşim yerlerinde dikkatimi çeken bir başka görüntü de, çocukların fazla oluşu idi…
Bir süre daha gittik. Karşıdan tek tük araç gelmeye başladı… Biraz daha ilerledik, İran’dan gelen TIR’lar ve özel otolar…

YÜKSEKOVA HAREKETLİ VE CANLI

img_4075.jpg
Hakkari- Yüksekova kavşağına geldiğimizde köprüde uzun araç kuyruğu…
Araç kuyruğuna girsek, yarım saatte Yüksekova yoluna geçemeyiz.
Ufuk, aracı kenardan öne tarafa sürdü. Kimliklerimizi aldı, iki katlı kontrol noktasına girdi ve birkaç dakika sonra geldi.
Hakkari-Yüksekova arasındaki yol daha işlek…
Yüksekova’ya yaklaştığımızda hava da dağlar da farklılaşıyor…
Yol, zaman zaman üç-dört şeritli…
TIR ve İran plakalı araçların sayısı artıyor…
Yüksekova, çevresi dağlarla çevrili rakımı yüksek olsa da büyük bir ovanın ortasında kurulmuş.
Her taraf yemyeşil... Tarlalar sürülmüş ama yeşil. Öbek öbek yerleşim yerleri… Dağların zirvesinde parça parça da olsa kar!
Yüksekova dururken Hakkari, neden il yapıldı?
Hakkari iki dağ arasında, bir iki caddeli bir kent.
Yüksekova ise yemyeşil ovanın ortasında kurulmuş, hareketli, canlı ve üstelik sınır kapısına yakın bir yerleşim yeri.

MAĞAZALARDA ÇAKMA MARKALAR!
Havaalanına yöneldik… ‘Bir saat vaktimiz var, merkeze gidelim’ dedim. Ve gittik.
Sokaklar, caddeler, hareketli ve canlı…
Ana caddeyi girdik. Trabzon’daki Maraş caddesi gibi ancak gidiş- gelişli… Öğle saatleri olduğu için caddede yüzlerce öğrenci ve vatandaş… Ziraat Bankasının ATM’sinin önünde kuyruk! Caddede çok sayıda güvenlik görevlisi. Güvenlik görevlilerinden izin alarak 5- 10 dakikalığına aracı yolun kenarına park ettik.
Bir saatçiye girdim…
Vitrinde ve mağazanın içindeki vitrinlerde marka saatler!
Marka, dediğime bakmayın! Saatlerin hemen hepsi, çakma! Ancak, asıllarından ayırt etme imkansız.
Yıllar önce Kore’de Seol’de bir çarşıdan 50-80 dolar arasında gözde markaların saatini almıştım. Bir iki yıl kullandım, sonra çöpe atmıştım.
İran, Tebriz’de de saat bakmıştım. Tebriz’deki saatçi Trabzon’daki bir saatçiyi sormuştu!
Mağazada saatlere bir göz attım… Fiyatlar 250 ile 800 arasında değişiyor. Daha ucuzu ve pahalısı da var. Tezgahtaki genç, ‘Abi saatlerimiz 5 yıl garantilidir. Fatura istersen fatura da verebiliriz’ dedi.
Saatler çakma diyorum, çünkü aynı saatlerin İstanbul ve Avrupa’da birkaç bin dolara satıldığını biliyorum.
Tezgahtarın, ‘5 yıl garantilidir’ sözü üzere bir saat almaya karar verdim. Sonra vazgeçtim.
Yüksekova, İran’a hatta Irak’a yakın olduğu için, mallar oradan kaçak olarak getiriliyor.
Bir başka mağazaya girdim. Mağaza sahibine, ‘İşler nasıl, ortamı sakin gördüm’ dedim.
Mağaza sahibi, ‘Abi, bir süredir rahatız. Ama neyin ne olacağı belli değil. İşler de kesat’ dedi.
Marketlerde, bakkallarda, mağazalarda hemen her şey var.  Kafeler rengarenk…
İnsanların giyim kuşamları bölgedeki diğer il ve ilçelere göre daha düzgün.
Cadde ve sokaklarda turlayan araçlar, marka araçlar!
Yüksekova Selahattin Eyyubi Havaalanına gittik.
Yüksekova’dan her gün Ankara ve İstanbul’a ve bağlantılı olarak Türkiye’nin dört bir yanına uçak seferi var.
Biniş kartını alma sırasında uzun kuyruk… Meğer sistem arızalanmış, biniş kartları elle yazılıp veriliyor.
Uçak yolcularının büyük çoğunluğu güvenlik görevlisi ve asker…
Uçak bir saat rötar yaptı. Akşam saatlerinde Ankara üzerinden Trabzon’a geldim.

HAYAT GEÇMİŞE GÖRE ÇOK FARKLI
Türkiye’ye 30-40 yıldır kasıp kavuran bölücü terör olaylarının merkezi konumundaki Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hayat, geçmişe göre gerçekten çok farklılaştı.
Terörün, teröristlerin beli tam olmasa bile büyük oranda kırıldı. Yerleşim yerleri ve dağlar temizlenmiş. Buna rağmen güvenlik güçleri tedbiri elden bırakmıyor. Asker, polis her yerde!
Bölge halkı endişeli olmasına rağmen geçmişe göre daha rahat. Bunu gördüm ve konuştuğum vatandaşlardan duydum. Bölge halkı güç hangi tarafta ise o tarafa yaslanıyor gibi geldi bana!
Bölgede bu gün devlet güçlü! Bunu her noktada hissedebiliyorsunuz. Bölgede hükümetin uyguladığı politika bu şekilde devam ederse yakın bir zamanda münferit olaylar dışında pek olay olacağına ihtimal vermiyorum.
Türkiye’nin her bölgesinde olduğu gibi oralarda da işsizlik tavan yapmış… Bölge insanı Diyarbakır ve çevresi, Akdeniz, Ege ve Batıya göçüyor. Yörede işlenir arazi yok denecek kadar az. Hayvancılığa, arıcılığa müsait olmasına rağmen, yaylalar sahiplenilmiş!
Güneydoğu Anadolu’nun güneyinde Irak sınırına yakın bölgelerdeki 4 günlük gezi ve incelememi sizler için derledim toparladım ve görüşlerimi aktardım.
Beni bölgeye gitmeme vesile olan Serkan Kılıç’a, misafirperverlik ve anlayışlarından dolayı Beytüşşebap Kaymakamı Murat Şener’e, Beytüşşebap Alay Komutanı Murat Albay’a, güvenlik güçlerine teşekkür ediyorum. Bir teşekkür de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya… Soylu, kim ne derse desin bu hükümetin en başarılı bakanlarından biri değil en başarılı bakanı. Güneydoğu’nun güneyindeki izlenimlerimde buna şahit oldum.

009-014.jpg

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.