• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • Trabzon 19 °C

KONUŞMA HAKKIMI KULLANIYORUM…

Gürsel ÖZGÜR

Nasıl bir yönetim istiyorum;
Okuyan, araştıran ve dolayısı ile fikir sahibi olan; hür iradesiyle bireysel çıkar gözetmeyen, iş-ihale takibi yapmayan; sivil toplum örgütlerinin yanında adeta içlerinden biriymiş gibi yer alan ve sorunların çözümü için çareler üreten; gençlere iş imkânı sağlama konusunda gayret gösteren; üstleneceği görevi fedakârlıkla yapma azim ve iradesinde olan; birlik beraberliği sağlama konusunda samimi olan ve bir tek yol arkadaşımı bile ötekileştirmeyen; hak hukuk adalet kavramlarını şiar edinerek uygulayan ve uygulatılmasını sağlayan; yönetim kurulunu dayatmadan ziyade kendisi oluşturan; sorumluluk alma ve yetkinin kullanılması konusunda tereddüt etmeyen; tüzük ve yönetmeliklerine harfiyen uyan ve uyulmasını sağlayan;  çarşaf liste uygulaması için gerekirse tüzük değişikliği dâhil usulü zorlayan; zamanının tamamına yakınını bu göreve ayıran, bu uğurda adeta aralıksız, Atatürk’ün ifade ettiği gibi; ‘’ vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’’ sözünü benimseyerek çalışan; kadınların ve gençlerin en ön saflarda ve önemli görevlerde bulunması için çaba sarf eden; insani ve sosyal ilişkileri iyi, temsil yeteneği olan ve sevgi saygı ortamının sağlanması için çaba sarf eden, ‘’kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu’’ diyen Mevlana’nın sözü gibi sevgi ortamının sağlandığı ve farklı görüşlerin olabileceği ve bunun da fayda sağlayacağının idrakinde olan bir yönetim istiyorum.
Şimdi bir sorunun kısa bir tahlilini yapıp çözüm önereceğim. Gruplaşma, kişisel çıkarlardan ziyade partinin yararına olursa fayda sağlaması kaçınılmazdır. Örgüt seçimlerinde iddia; görevi daha layığı ile yapabilme, daha iyi temsil edebilme, daha faydalı olabilme, partiye daha çok güç kazandırma inancı temelinde olmalıdır.
Bu uğurda vazgeçilmez olan, tüzük ve yönetmeliklere uygun, şeffaf, adil ve dürüst olmaktır. Tüzük ve yönetmelikteki boşluklar etik düşünce tarzı ile doldurulmalı ve kesinlikle istismar edilmemelidir. Ayrıca kimsenin yazılı kuralları yorumlama, değiştirme, yapmama, ilave etme lüksü ve hakkı da yoktur. Bir sosyal bilimci; ‘’tüzüklerde özellikle boşluklar bırakılır ki yazanlar tarafından istismar edilsin’’ demiş. Böyle olmamasını temenni ediyorum. Bu çerçeve dâhilinde adil ve tüzüğe uygun seçim yapılırsa gruplaşmanın kısa sürede dağılacağı ve bütünleşmenin sağlanacağı unutulmamalıdır. Uzun sürerse, ilçe örgütünün enerjisini bu çekişmeye ayırmasına neden olur. Gruplaşma ile ilgili pratikten örnek vermek gerekirse; tanım olarak;  delege şöyle tarif ediliyor: ‘’bir kongreye katılmak üzere seçilmiş olan partili. Daha açacak olursak, muhtarlık bölgesindeki üyelerin, bizi bu arkadaşlar temsil edebilir demesi gerekir. Öylemi oldu? Üyelere soruldu mu?
Aslında yeni bir şikâyet konusu değil delege ağalığı. Kralın çıplak olduğunu herkes görüyor ama değiştirme yetki ve kudretinde olanların da gördüğü husus maalesef devam ede geliyor, sanırım asırlar boyunca da süregelecek. Hadi bu kötü delege ağalığı sistemi var, bari onu kurallara, tüzük ve yönetmeliklere uygun yapalım. O da olmuyor.  Bir dönem önce haksızlığa uğrayan bazıları öbür dönem aynı hukuksuzluğu bu defa kendi uygulayınca ‘’ne yapalım geçen dönem de onlar yapmıştı’’ diyerek kendilerini haklı çıkarıyor. Sanki yanlıştan örnek alınırmışçasına.
Birde şunları duyuyorum.’’kol kırılır yen içinde kalır’’ neden yazıyorsun, konuşuyorsun, diyenleri. Delege seçimlerinde konuşma, danışma toplantılarında konuşma, haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytanı oyna, nasıl devrimci, Atatürkçü ve sosyal demokratız o zaman. Eleştiri esasen çok faydalı bir usuldür. Şu deniyorsa yazana ve konuşana; sen yanlış yazıyorsun, sen yalan söylüyorsun, sen haksızsın, o zaman haklılar, ama bir de doğru mu yanlış mı, ona bakmalı.  
Bu görevler gönül işi diyerek zorlayamayız diyen Yöneticiler var. Esasında gönül işi demek o işi gönülden ve bütün benliğinle yapmaktır. Çanakkale’deki adalet kurultayına kaç sorumlu yöneticimiz geldi ve çadırda kalarak faaliyetlere katıldı? Bunları söyleyince kızanlar oluyor, bana niye kızıyorsun, ben seni sevdiğim için sana değer verdiğim için, senin görevini önemsediğim için söylüyorum.  Eleştiri en doğal haktır, hakaret olmadıkça, ama bazı arkadaşlar bunu istemiyor.
Üye sorumluluğum gereği 18 Mart 2016’da,  9 adet tüzük değişiklik teklifi yaptım. Bunlardan biri de blok listenin metot olarak kullanımdan kaldırılması idi. Yazılı kuralları beğenmeyenler de böyle yapmalı, kendi kafasına göre davranmamalı.
Toplum vicdanını zedeleyen ve seçimin gizliliği ve eşit koşullarda yürütülmesi ilkesini ihlal eden adeta kişi tercihine ipotek koymaya yönelik bir olayı ifade edeyim.
İkinci adayın açıklamasının hemen ardından diğer aday tarafından imza toplanarak ve bunun da fotoğraflanarak sosyal medyada paylaşılmasıydı. Soruyorum şimdi bunu söyleyen mi hatalı, yoksa yapan mı?
Seçim Trabzon’da, Rize’de, Çanakkale’de nasıl uygulandıysa İzmir’de de aynısı uygulanmalı. İzmir’deki uygulama yanlıştır, gizli oy ilkesini bu oy veriliş şekliyle asla sağlayamazsınız. Oy pusulaları oy kabininde olmalıdır. Delegeye kabine giderken listeleri verirseniz delegenin iradesine ipotek koyarsınız.
(Kongrede tüzük gereği hakkım olmasına rağmen söz verilmeyen konuşmamdır)
Hiç dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar…
Sağlıcakla kalın. Saygılarımla.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.