• BIST 94.998
  • Altın 261,287
  • Dolar 5,7613
  • Euro 6,5466
  • Trabzon 27 °C

KÖPRÜLERİN ALTINDAN

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

  Hükümdarları zamanında içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan kurtarmak için güldüren, gerginliklerini azaltan saray soytarıları vardı.
Bazen yaptıklarıyla da düşündürürlerdi.  Ama o soytarılardan hiç vezir, ya da üst düzey bir yönetici olmazdı.
Bir nevi çıkar ilişkisi işte.
Elde edilecek çıkarı olmadığı halde hakkını adaletten yana çevirenler ne güzel insandır.
Ama bugünlerde kendine sanatçı diyenler bile çıkar ilişkisi içinde olunca hep taahhüt eden oluveriyor.
Sanatçı siyaset yapar mı?
Yapıyor hem de alasıyla. Akîl oluyor, sunucu oluyor,  siyaset yorumcusu oluyor üstüne üstlük biz bu memleketin sevdalısıyız, hizmetkârıyız kardeşim! Diyen hem Survivor hem de türkücü olan şahsına münhasır kişiliklerimiz bile var.  Ve tabi milletvekili olanlar ve hatta çözüm süreci adı altında Oslo’da görüşmeye gidenler de var.
Yerel seçimlerin hız kazandığı bugünlerde bir de sanatçı Belediye başkanlarımız olsa acaba her yer güllük gülistanlık mı olurdu?
Şehirlerin ruhu değişir mi?
Şehirler daha mı özgür olur.
Şehirler yeniden mi inşa olur?  Şehirler uygarlaşır mı? 
Duygu, düşünce, hayal gücü, rol yeteneği olan sanatçılar şehirleri daha mı iyi tasarlar?
Tiyatrolar, kütüphaneler, müzeler, sanat galerileri daha mı çok olur. Kapananlar açılır mı?
 Yıkılanlar yeniden inşa olur mu?
Mesela Samsun’dan Akil Orhan Gencebay, Üsküdar’dan Hülya Koçyiğit, Kars’tan Yavuz Bingöl, Bingöl’den Ali Şan, Van’dan Sinan Çetin, Mardin’den Murat Yıldırım, Muş’tan Nihat Doğan…
Bir insanın bilmediği bir şeyi yapmaya kalkması kendisi değil başkasının söyledikleri ile hareket etmesini sağlar. Biri kulağına fısıldar o da yapar.
Tıpkı eğrelti duran akillerimiz gibi.
Oslo’da gidip görüşenler kendi iç sesleri ile mi konuştu ve istişarelerde bulundu dersiniz? 
Hikayede kral karısına: ”Hanımefendi, siz gerçek bir kraliçe değilsiniz. Benim eşim olamayacak kadar kaba ve zarafet yoksunusunuz.”
Kraliçe: “Efendim, siz krallık taslıyorsunuz, ama gerçekte zavallı bir soytarıdan başka hiç bir şey değilsiniz.”
Bu sözler kralı çok sinirlendirir, altından yapılmış Asasını eline aldığı gibi kraliçenin kafasına indirir. Tam bu sırada da başmabeyinci içeri girer: “ Vay canına Haşmetli! Bu asa, ülkenin en büyük sanatçısı tarafından yapılmıştır. Yazık! Bir gün sizde kraliçe de unutulacaksınız, ama o asa, güzel bir sanat eseri olarak kuşaktan kuşağa korunmuş olacak. Ama şimdi, siz majesteleri kraliçenin başını kanattığınız için daha da fazla değerlenecek efendim, daha da uzun süre hatırlanacak!”
Evet! Kıssadan hisse, sanatçının önemi daha nasıl anlatılır ki? Alınacak ders çok da kim almak istiyor ki?
Umarım hangi görüşten olursan ol, hangi inanıştan olursan ol aynı fikre ve inanışta olmayanlara da saygı duyar ve hizmet edersin Sayın Başkan.
Biz oy vermeye giderken büyük kurtarıcı ya da dava adamını oylamayacağız. Bir süre kendine hayrı olacak ve etrafını rahatlatacak insanları seçeceğiz. İşaret edilenleri yani seçilmişleri bizler kaşına, gözüne göre oylayacağız. Hepsi bu. Kısaca makamlarını ve koltuklarını biz onlara bahşedeceğiz. Siz güvenebileceğinize evet diyeceksiniz. Kimse size borçlu değil. Borçlu yine siz kalacaksınız. Aidatlar, okul taksitleri, alış- veriş fişleri, banka kredileri vs sizi bekler. 
O yüzden onlar için saf tutmaya hiç gerek yok. Kalp kırmaya da…
Akşam Can Dündar’ın “Hayata ve Siyasete Dair” kitabını tekrar karıştırdım. Geçmişin siyaseti nasıldı diye bakayım dedim.  Hala tedavisi bulunmayan bir yönetim zaafı ile boğuşuyoruz. Çok uzaklardan geliyoruz başlıklı yazısında Nazım’dan örnek vermiş. Aktarayım efendim.
“Dün İstanbul’a indim/ Dönüşte ne tuhaf şeyler işittim vapurda/ Hepsi paralarını kaçırıyormuş/ milyonları varmış İsviçre, Amerika bankalarında…/ Memleketlerinden korkuyorlar demek/ Demek, kaçmakta akılları fikirleri…/ Almanya Amerika’yla harp ediyor/ Ama oradan oraya para gidiyor/ Para,  vatansız/ Paraya sahip olan vatanlı mı?/ Hem vaziyet biraz da şöyle gibi, onlar paranın değil, para onların sahibi…”
Köprülerin altından çok su aktı ama değişen bir şey yok.  Yine sahipler, yine efendiler, yine para, yine makam, yine koltuk.
Ama Nazım artık vatan haini değil.

 

 

  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.