• BIST 107.192
  • Altın 143,301
  • Dolar 3,5642
  • Euro 4,1607
  • Trabzon 26 °C

Kore'nin dünü bugünü

Kore'nin dünü bugünü
Türkler'in 1.sınıf vatandaş olduğu tek ülke Kore

25 Ekim cumartesi sabah saat 09.00 da Trabzon Hasan Saka Havalimanı iç hatlara girdiğimde Zeki Sancak ile karşılaştım. Zeki, bir yanda gazetecilik diğer yandan öğretmenlik yapıyor. Gecesini gündüzüne katmış koşuşturuyor. Bu arada, Ticaret Lisesi’nden İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde şube müdürlüğüne atanmış. Milli Eğitimin basın ile ilişkilerinden sorumlu olmuş.

İstanbul Yeşilköy Havalimanı’na indiğimizde saatimiz 10.30’u gösteriyordu. Kore uçağı akşam saat 17.00 da kalkacaktı. Epey zamanımız vardı. Zeki, ‘Abi, hediyelik eşya fuarına gideceğim. Beraber gidelim’ dedi. Zeki’ye ‘tamam’ dedim. O esnada Rasim Yılmaz’ı gördüm. O da fuar için İstanbul’a gelmiş.

Havalimanından dışarı çıktık. Rasim’in kardeşi İbrahim ile Batum’dan gelen misafirleri geldi. Hep beraber fuara gittik.

İstanbul’da bu yıl düzenlenen fuarlar eski yıllara oranla biraz sönük geçiyormuş.

Fuar’da birkaç saat vakit geçirdikten sonra, Rasim Yılmaz beni havalimanına getirdi.

 

11 Saatlik yolculuk başlıyor!

 

Kore’ye birlikte gideceğimiz Menajer Adnan Demir ile Dış Hatlar girişinde buluştuk, polis kontrolünden geçtik ve uçağın kalkış saatini beklemeye başladık.

Bir süre sonra uçağa alındık. Uçağımız yarım saat rötar yaptıktan sonra havalandı. Saatimiz 19.30’u gösteriyordu.

11 saatlik yolculuk başlamıştı. Uçak dolu idi. Ön sıralarda oturuyorduk. Yolcuların çoğu Koreli idi!

Kalkıştan bir süre sonra, hostesler çorap, kulaklık, battaniye, yastık vs. dağıttı.

Koltuklarımızın önünde öndeki koltuğun arkasında 20x 30 cm eninde bir ekran. Yolculuk esnasında film seyrediyorsun, oyun oynuyorsun. Yani vakit geçirmeye çalışıyorsun. Ara sıra da uçağın nereden gittiğini izliyorsun.

Biz önce gazetelere kapandık.

Haberler, köşe yazıları, ilanlar derken gazete faslı bitti.

Zaten bir süre gazeteye baktığında gözlerin ağrıyor. İster istemez gazeteyi bırakıyorsun.

Uçak oldukça yüksekten gidiyor. Uçakların hangi güzergahtan, nereden gitmeleri gerektiği belli. O güzergahın dışına çıkma şansları yok. Trabzon üzerinde çok yüksekten uçaklar geçtiğini fark etmişsinizdir. İşte o uçaklar, uzun yola giden uçaklar.

Battaniyeyi dizlerimizin üzerine alıp biraz kestirelim, diyoruz. Sağa sola dönüyoruz, kıvrılıyoruz. Nafile, gözümüze uyku girmiyor.

Uçaktaki Koreliler ise mışıl mışıl uyuyor.

Önümüzdeki ekrana bakıyorum. Üste Moğolistan altta Çin! Yaklaşık 11 saatlik yolculuktan sonra Seul Hava limanına iniyoruz.

Seul’e Türkiye saati ile sabah 5.30 da, Kore saati ile 11.30 iniyoruz.

Seul’de iki havalimanı var. Bizim uçağın indiği havalimanı yeni yapılmış. Müthiş bir havalimanı. Uçaktan indik, polis kontrolünden geçtikten sonra metroya bindik. Havalimanı için yapılan özel bir metro. Yeni havalimanını eskisine bağlayan metro.

Kore ile Türkiye arasındaki saat farkı Ekim ayında 6 saatti. Kasım’da ise fark 7 saat oldu.

Hava alanında bizi Kore’de yaşayan ve Koreli bir bayan ile evli olan Sinan Öztürk karşıladı.

Sinan Hacattepe Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirmiş. 10 yılı aşkın süredir Kore’de yaşıyor.

Bizi aracına aldı ve kalacağımız Otele getirdi.

Seul 24 saat yaşayan bir kent!

8 gece 7 gün süren gezimizde Kore’nin liman kentine ve şehitliğe gittik.

Kore’ye gidip de şehitliği görmeyen, oradan yatan vatan evlatlarına bir fatiha okumayan Kore’ye gitmemiş sayılır.

 

Busan ve Kore şehitliği

 

Busan kenti, Seul’e 400 km. uzak bir liman şehri. Busan aslında Kore’nin şahdamarı.

Kore’de üretilen ve ithal edilen ürünlerin sevkiyatının yapıldığı kent.

Seul’den Busan’a kara, hava ve hızlı trenle gidilebiliyor.

Biz, hızlı treni seçtik.

Seul’de trene bindik 2 saat 40 dakika sonra Busan’a vardık.

Seul ülkenin kuzeyinde Busan ise güneyinde.

Sinan Öztürk, Busan’da bizi Üniversitede okuyan bir gencin karşılayacağını söyledi.

İstasyondan dışarı çıktık. İstasyon önünde bir süre bekledikten sonra biri zayıf, esmer, diğeri sarışın iki genç bize yaklaştı.

Türk oldukları belli idi!

Gençler kendilerini tanıttılar. Biri, okula gidiyorum, dedi ayrıldı.

İnce, uzun boylu genç bize Busan’da rehberlik edeceğini söyledi.

Genç delikanlıya ismini ve nereli olduğunu sordum

‘Abi, Trabzonluyum, adım Emir Kutay İnce’

-Trabzon’un neresindesin?’

‘Maçka, Yazlık köyünden. İstanbul’da oturuyoruz. Liseyi bitirdikten sonra Kore’ye geldim. Burada üniversiteye girebilmek için sınava girdim Kazandım. Üç yıldır buradayım’

-‘Nerede kalıyorsun, yurtta mı?’

‘Yok abi, evde kalıyorum. 5 arkadaş bir daire tuttuk. Onlarda üniversite de okuyorlar. Apartmanın 32. Katındaki dairedeyiz. Ayda 300 dolar ödüyorum’

Kore’de çok sayıda Türk öğrenci var. Bu öğrencilerin önemli bir bölümü Fetullah Hocacı diye bilinen gruptan. Abiler ve ablaların söz sahibi olduğu grup.

Kutay, bir taksiye el attı. Taksiye bindik, şoföre Korece Şehitliğe gideceğimizi söyledi.

Busan’a eski futbolculardan turizmci Sancar ile birlikte gitmiştik. Sancar, yıllarca ekence ve birinci ligde top koşturmuş, futbolu bıraktıktan sonra turizmciliğe başlamış. Antalya’ya yabancı spor kulüpleri getirmek için diyar diyar dolaşıyor.

Busan’daki Kore savaşında hayatını kaybeden birleşmiş milletler mezarlığının önüne gittiğimizde, çevre epey kalabalıktı. Özellikle ilköğretim okulu öğrencileri.

Şehitliğin ana giriş kapısında iki Koreli asker temsili nöbet tutuyor. Kapıdan içeri girenleri selamlıyor.

Askerlere yaklaştık. Kapının bir tarafındaki duvarda savaşa katılan ülkelerin kaç şehit verdikleri yazıyor. İngiltere’den sonra en fazla şehit veren ülke Türkiye. Kore’de tam 462 şehit vermişiz.

Kapıdaki askerlerin selamına karşılık bizde askerlere selamı çaktık ve kapıdan içeri girdik.

O esnada insan gerçekten duygulanıyor. Hafif meyilli arazide Kore savaşına asker gönderen her ülkenin temsili mezarlığı var. Bazı ülkeler mezarları ülkelerine taşımış. Mezarlığın orta bölümünde Türk şehitleri yatıyor. Mezarlık yeni düzenlenmiş. Üst bölgede Kore savaşına katılan ülkelerin bayrakları. Orta bölümde kapıdan girişte, en görkemli yerde Türk mezarlığı var.

Mezarlık çok güzel dizayn edilmiş, çevre düzeni mükemmel. Mezarların üzerinde şehit olan askerlerin isimleri, rütbeleri yazıyor. Trabzon’dan, Rize’den Türkiye’nin dört bir yanından Kore’ye giden ve şehit olan Mehmetçiklerin mezarlarını teker teker gezdim. Sonra, şehitlikteki diğer ülkelerin mezarlıklarında bir tur attım. Şehitliğin her yanında fotoğraf çektirdim.

 

Mezarlıktan ayrıldık. Taksiye bindik. Kutay, ‘abi burada bir camimiz var. Oraya gidelim. Yemekte yeriz’ dedi.

 

Busan’daki cami ve tapınak

 

Busan’daki cami’ye girmeden bitişikteki Türk restoranına uğradık. Restoranın sahibi müsliman bir Koreli. Restoran aşçıları ise Türk.  Sancar, ‘abi ben sulu yemek yiyeceğim’ dedi. Aşçılardan biri Kore’ye yeni gelmişti.  Tokatlı olan bu aşçının Azeri eşi ise gümrüğe takılmış ve Türkiye’ye geri gönderilmişti. Diğer aşçı ise Ordulu.

Kore’ye ancak Türk vatandaşları vizesiz girebiliyorlardı. Diğer ülkelerden gelenler vize almak zorunda.

Yemekten sonra bitişikteki camiye yöneldik. Önce kapısı açık olan tuvalet dikkatimi çekti. Bakımsız ve pislik içersinde!

Sonra camiye girdik. Cami imamı bize kapıda karşıladı. Odasına getirdi. Bir süre sohbet ettik. Kalkarken, Caminin Koreli imamı Yaseer Lee, imza defterini masanın üzerinde açtı ve bizim de imzalamamızı istedi.

Defteri ilk sayfasından itibaren inceledim, Türk’e rastlamadım.

İsmimi, hangi ülkeden geldiğimi, tarihi, mesleğimi yazdım ve imzayı bastım.

Camiden çıktıktan sonra Kutay’a,  karşı taraftaki tapınağa gidelim dedim.

Kutay, Sancar ve ben dağ yamacına kurulu üç- dört katlı tapınağın merdivenlerinden tırmanmaya başladık. Mermer merdivenlerden tapınağın giriş kapısının önüne geldik.

Hep birlikte içeri girdik. İçerde özel kıyafet giymiş kadınlar, tapınak görevlileri ve bir rahip gözümüze ilişti. Ayakkabılarımızı çıkarmadan parke üzerinde yürürken, çevrede ve büyük odalarda ibadet edenlerin çoraplı olduklarını fark ettik.

Geri döndük, ayakkabılarımızı çıkarttık ve tekrar içeri girdik.

Ana girişteki holün baş tarafında duvarda devasa buda heykelleri. Kadınlar duvara monte edilmiş buda heykelleri önünde mum yakıyor, çiçek bırakıyor.

Sancar’a, ‘bana burada bir iki resim çeker misin’ dedim.

‘Abi, ayıp olur. İzin vermezler’ dedi. Üsteledim ve ‘çek bir şey olmaz’ dedim. Sancar deklanşöre bastı birkaç kare fotoğraf çekti. Sonra, ‘abi bana da çeker misin’ dedi. Çektik.

Yan odaya baktığımda içerde minderlerin üzerinde bağdaş kurup ibadet edenleri gördüm.

Bende, sağa sola bakmadan içeri girdim. Duvar dibinde üst üste yığılmış minderlerden birini aldım. Orta kolonun yanına yerleştirdim, bağdaş kurdum. Sancar’a da resim çekmesini söyledim. Sancar, çekine çekine birkaç kare resim aldı.

Minderlerin üzerine bağdaş kurup oturan, ellerin göğüs hızasına getirip dua eden, ellerindeki küçük kitapçıktaki duaları okuyanları gözlemledim. Bir süre orada kaldım. Sonra kalktım ve dışarı çıktım. Odaya girdiğimde ve çıktığımda ibadet edenlerin hiçbiri bana bakmadı. Herkes kendinden geçmiş bir vaziyette dua ediyordu.

Büyük hole çıktım. Kutay ile Sancar beni bekliyorlardı.  Kutay’a döndüm ve ‘Rahip’e sor bakalım bize tapınağı gezdirir mi’ dedim. Kutay, sıkıla sıkıla Rahip’e teklifimi iletti.

Rahip, isteğime olumlu yanıt verdi. Rahip önde biz arkada üç katlı tapınağı gezmeye başladık.

Tapınağın her yanı, her odası pırıl pırıl. Parkeler sanki yeni cilalanmış gibi. Tapınağın hemen her odasına girdik.

Busan’daki bu tapınak Seul’deki tapınaktan çok farklı idi. Seul’deki büyük tapınaktaki izlenimlerimi de daha sonra anlatacağım.

Tapınakta ayrıldık. Taksiye bindik, tren istasyonuna geldik. Busan’daki istasyon liman sahasının içersinde. Busan limanı iç bölgelere otoyollarla ve tren yolları ile bağlanmış.

Limanın genişliği Trabzon’dan Akçaabat’a kadar. Çok büyük bir liman. Liman sahası içersinde üst üste yığılmış binlerce konteynır vardı.  Benzer yoğunluğu Almanya’nın liman kenti Hamburg’da görmüştüm. Limanda onlarca gemi yükleme boşaltma yaparken bir o kadarı da açıkta bekliyordu.

Busan ile Seul arasında yarım saatte bir hızlı tren çalışıyor. Seul’e iki bilet aldık. 90 bin Kore lirası verdik.  Trene bindik ve Busan’dan ayrıldık.

 

Yarın:  Her taraf yemyeşil,perdesiz evler, Seul’un arka sokakları, binlerce restoran- gece kulübü- bar, Sarımsak sarımsak sarımsak….

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • FETÖ operasyonu: 26 gözaltı!15 Temmuz 2017 Cumartesi 18:08
  • MİNİBÜS TERÖRÜ15 Temmuz 2017 Cumartesi 11:37
  • UNUTULMAYACAK15 Temmuz 2017 Cumartesi 09:57
  • SİZ BUNLARI OKURKEN!..12 Temmuz 2017 Çarşamba 12:12
  • Fatih Atlı’ya tam destek11 Temmuz 2017 Salı 18:28
  • ADALET ATEŞİ!..10 Temmuz 2017 Pazartesi 12:52
  • Dünya Horon Rekoru Bursa’da Kırıldı10 Temmuz 2017 Pazartesi 11:22
  • Adalet Buluşması10 Temmuz 2017 Pazartesi 10:50
  • Yemen'e yardım gemisi yola çıktı09 Temmuz 2017 Pazar 21:33
  • Festivalde Sedat Peker'e yoğun ilgi09 Temmuz 2017 Pazar 21:32
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.