• BIST 98.027
  • Altın 143,450
  • Dolar 3,5698
  • Euro 3,9928
  • Trabzon 15 °C

Kore'nin dünü bugünü

Kore'nin dünü bugünü
Kore, toprak büyüklüğü bakımından Türkiye’nin 8’de biri kadar. Ülkenin yarısından fazlası dağlık. 48 milyonu aşan nüfus işte böyle bir coğrafyada yaşıyor. Korelilerin tam oranını bilmiyorum ama tahminime göre yüzde seksen belki de yüzde doksa

ÜLKENİN YÜZDE 70’İ ORMAN

Kore, toprak büyüklüğü bakımından Türkiye’nin 8’de biri kadar. Ülkenin  yarısından fazlası dağlık. 48 milyonu aşan nüfus işte böyle bir coğrafyada yaşıyor. Korelilerin tam oranını bilmiyorum ama tahminime göre yüzde seksen belki de yüzde doksanı şehirlerde kasabalarda yaşıyor. Başkent Seul’un nüfusu 12 milyon deniyor ancak çevresi ile birlikte nüfusun 18- 20 milyona yaklaştığı kaydediliyor. Seul’un çevresinde yeni şehirler de oluşturulmuş.

Kore hükümetleri, dağlık bölgelerde yerleşime izin vermemişler. Dağlık bölge denildiğinde öyle bir iki bin metrelik dağ silsilesi akla gelmesin. Dağların yüksekliği 300- 500 metre. Bazı bölgelerde daha yüksek.

Busan’a hızlı tren ile gitmemiz, çevreyi daha iyi görmemizi sağladı. Köy denilen yerleşim bölgelerinde bile çok katlı binalar var. Köyler neredeyse küçük şehir gibi. Ekilebilir arazilerde yılda birkaç kez mahsül alındığı söyleniyor. Vadilerde ve düzlük alanlarda yüzlerce sera görebiliyorsunuz. Kore’de seracılık hayli gelişmiş. Seralar Türkiye’de olduğu gibi genelde naylon ve camla kaplı. Seralarda her türlü sebze yetiştiriliyor.

Dağlarda yerleşim olmadığı gibi toprak ve stabrize yol dışında yol bile yok. Yalnız yol değil elektrik bile verilmemiş. Dağlar yemyeşil ormanlarla kaplı.

Betonlaşma, yapılaşma vs gibi çirkin görüntülere rastlamak mümkün değil.

Seul’un çevresindeki ormanlarda bile yapılaşma yok. Ormanlarda belirli bölgelerde piknik yaptırılıyor. O bölgelerde kontrol altına alınmış.

İstediğin yerde çadır kurma, mangal yakma yok. Ormanlar, bize aktarılan bilgilere göre devletin mülkü. Halkın ortak malı. Orman ürünlerinin yakacak ve kereste olarak kullanılmaması nedeniyle kaçak veya ticari ağaç kesme yok. İzin verilen alanlarda ağaç kesiliyor. Kesilen ağaçların yerine fidan dikiliyor.

 

PERDESİZ EVLER

Kore’de dikkatimi çeken ilginç görüntülerden biri de apartmanlardaki dairelerde perde olmayışı.

30-40 katlı apartmanlara bakıyorum. Dairelerin pencereleri perdesiz, tülsüz. Kendi kendime herhalde daireler boştur, diyorum. Sonra, ‘dairelerin hiçbirinde perde yok. Bu kadar daire perdesiz olur mu? Mutlaka bunda bir iş var’ diyorum.

Busan’da bize rehberlik eden Üniversite öğrencisi Maçkalı Kutay’a, ‘sizde perde kullanmıyor musunuz’ diye sordum.

Kutay, ‘Abi, bizim oturduğumuz daire 32. katta. O kadar yüksekte perde kullansak ne olur, kullanmasak. Zaten burada evlerinin pencerelerini perde ile örten yok. Bazı dairelerde perde görebilirsiniz’ dedi.

Kutay’a, ‘apartmanlar birbirlerine yakın, evlerin içi görünüyor. Bundan kimse rahatsız olmuyor mu?’ dedim.

‘Abi kimse pencereden bakmıyor ki. Bir de bazı evlerde örtü var.’

Kore’de Japonya veya Çin’de olduğu gibi daireler küçük değil. 120- 130 metrekare civarında. Büyüğü de var küçüğü de.

Başkent Seul’de Han nehrine bakan apartman daireleri bir milyon dolardan başlıyor.

Bu bölgelerde ortalama daire fiyatları 2 ila 3 milyon dolar arasında değişiyor.

Seul dışındaki diğer kentlerde daire fiyatları daha ucuz. Seul de bir milyon dolara alacağın daireyi Busan da 200- 300 bin dolara alabilirsin.

Tek katlı, iki katlı villa tipi bahçeli ev yok denecek kadar az.  Villa tipi bahçeli ev yaptırmak için arazi yok. Orman alanları imara açılırsa belki oralarda bu tip evler yapılır.

 

HER AİLENİN OTOMOBİLİ VAR

Kore de otomobili olmayan aile yok gibi. Her ailenin en az bir otomobili var. Otomobillerin yüzde 99 u Kore malı. Koreliler, kendi ürettikleri ürünleri kullanıyorlar. Seul caddelerinde çok ender olarak Alman malı otomobiller görebiliyorsunuz. Bu otomobiller de genelde son model ve pahalı otomobiller. Mercedes 500-600, Audi ve BMW.

Hyundai ve diğer otomobil firmalarının ürettikleri otomobiller, Türkiye’dekilerden çok farklı.

Mercedes’i, BMW’yi, Audiye sanki kopya etmişler.

Kore, Türkiye gibi petrol ithal eden bir ülke olmasına rağmen benzin fiyatı Türkiye’deki fiyatın yarısı kadar.

Benzin ucuz olduğu için herkes rahatlıkla otomobil kullanıyor. Taksiye binebiliyor. Çünkü, taksi ücreti çok ucuz. 5 km’lik bir yere 5 dolara gidebiliyorsun.

Otomobil, taksi, benzin ne kadar ucuzsa, otopark ücreti de o denli pahalı.

Şehir merkezinde aracını bir otoparka çektiğinde ücret 4- 5 dolardan başlıyor. Otoparkta kalış süresine göre artıyor.

Seul trafiğine günde 5 milyon araç çıkıyorsa, kentte mutlaka 5 milyon araçlık otopark vardır.

Bazı apartmanlar otopark olarak kullanılıyor. Otomobil birinci katta asansöre giriyor ve üst kattaki parka çekiliyor. Aynı şekilde devasa çok katlı binaların e yolların altında çok katlı otopark var.

 

SEUL’UN ARKA SOKAKLARI

Seul’un ortasında büyük bir nehir geçiyor. Han Nehri. Kent nehir’in iki yakasına kurulmuş. Nehir üzerinde tam 26 adet köprü var. Bu köprülerin her biri yarım boğaz köprüsü kadar! Bazı köprüler iki katlı. Üstten karayolu alttan tren yolu.Seul’u ikiye bölen nehir aslında iki denize birbirine bağlayan su kanalı gibi. Nehir’in bir ucu Çin körfezinde sarı denizde diğer ucu Pasifik Okyanusta. Sarı deniz Pasifik’e akıyor.

Kore hükümeti, nehir’in çevresini iyice temizlemiş, halka açmış. Nehir, park ve karayolu!

Apartmanlar, yoldan sonra dizilmiş.

Seul’un ortasından akan Han nehir’inin kuzeyindeki bölge eski Seul. Güney’i ise yeni!

Yeni Seul daha hareketli, modern.

Seul’de yüzlerce beş yıldızlı otel var. Her otel tıklım tıklım dolu. Özellikle son yıllarda Japonlar hafta sonları alışveriş için Kore’ye geliyorlar. İki- üç gün kalıyorlar, alışveriş yapıyor ve dönüyorlar. Kore’ye dünyanın hemen her bölgesinden de onlarca insan geliyor. Ülkeye gelenlerin büyük çoğunluğu genelde ticaret için geliyor.

Kore hükümeti, küçük ve orta ölçekli üretici firmalara büyük destek veriyor. Bu firmalar fuar düzenliyor. Dünyanın her tarafından müşteri davet ediyorlar. Gelen alıcıların uçak biletleri alınıyor, otel rezervasyonları yapılıyor. Kore firmaları yaptıkları bu masrafı devletten alıyor.

İzmir’den Seul’e gelen bir eczacı ile konuştuk. İki üç yıldır Kore’ye geldiğini söyleyen eczacı medikal fuarı için Seul’de olduğunu ve sipariş verdiğini söyledi.

Seul; 24 saat yaşayan bir kent. Bazı market ve işyerleri 24 saat açık. Seul’un alışveriş merkezlerin arka sokaklarında yüzlerce içkili- içkisiz restoran, bar, birahane, cafe, gece kulübü, masaj salonu var.

Bir iki akşam bu mekanlarda gezinti yaptık.

Restoranlarda ne ararsanız var. Canınız ne yemek istedi. Onu bulma şansınız var.

Kore’de yemeklerde genelde soya yağı kullanıldığı için ağır bir koku var.

Kore’de en az ekmek ve et yeniyor. Şeker de kullanılmıyor.

Ekmek yerine pirinç tercih ediliyor bir de yağsız- tuzsuz acılı makarna! Et yerine ise tavuk ve balık.

Büyükçe bir akvaryumda tercih ettiğiniz balığı işaret ediyorsunuz. Akvaryumdan balığı ağ ile alıyorlar. Küçük bir operasyondan sonra kızartma ve haşlama olarak servis ediliyor.

Sebzenin, otun her çeşidi önünüze geliyor.

Bazılarını yiyemiyorsunuz. Bazılarını yağsız, tuzsuz haşlanmış pilava katıyorsunuz, üzerine acılı sosu döküyorsunuz ve yemeye çalışıyorsunuz.

Kore yemekleri içersinde en hoşuma gideni yosun çorbası idi.

Denizde kayaların üzerindeki yosunu alıyorlar, temizliyorlar, haşlıyorlar çorbasını yapıyorlar.

Ot v sebze yemeklerine de zamanla alışıyorsunuz.

 Kore de istisnalar hariç hiçbir restoranda ekmek bulma şansınız yok.

Bu arada ekmeğin her çeşidini üreten fırınlar yok değil var. Bu tür işletmeler genelde yabancıların.

Ayrıca lüks restoranlarda ve oteller istediğiniz her tür yiyeceği bulabilirsiniz.

Seul’de çok büyük alış veriş merkezleri var.

Dünya markalarının hepsini buralarda bulabilirsiniz.

Büyük marketlerde her çeşit meyve ve sebze var.

Sarımsak ve Soğan Korelilerin en fazla tükettikleri ürünlerin başında geliyor.

Metroya bindiğinde burnunuza Sarımsak kokusu gelir.

Sarımsak koksunun nereden geldiğini sorduğumda, hemen her Korelinin sabahtan evden çıkarken bir dilim sarımsak yediğini öğrendim.

Sarımsağı çiğnemeden yiyorlarmış. Sarımsak yemediğimiz için koku alıyormuşuz. Korelilerin hepsi sarımsak yediği için hiçbiri sarımsak kokusu almıyormuş.

Biz de sarımsağın tadına baktık.

Bir büyük baş sarımsak ortadan ikiye bölünmüş ve kızartılmış olarak servis edildi.

Sarımsak ortadan kesildiği için dilimler hafif bir darbe ile yerinden çıkıyor. Gerçekten çok lezzetli.

Bası restoranlardaki masaların ortasında ızgara var.

Doğalgaz ile ısıtılan ızgaranın üzerine ceviz büyüklüğünde taşlar serpilmiş. Ocak altta yanıyor, taşlar ısınıyor ve tavuk, et, balık vs. pişiriyorsun. Bazılarında taş yok yalnız ızgara var. Şişlenmiş tavuk, ette pişirebiliyorsun.

Restoranlarda kaşık, çatal bulunmuyor. İstek halinde veriliyor. Yemeği iki çubukla yiyorsun.

Restoranlar kadın- erkek karışık.  Üçerli beşerli gruplar, bir yandan sohbet ediyorlar diğer yandan yemek yiyorlar.

Seul de yaşayanların öyle tahmin ediyorum ki yarısı, belki de daha fazlası genelde restoranlarda yemek yiyor.

Seul’un arka sokaklarında iki üç kat binalarda dikine inen neonlarda sarı, beyaz., mor, kırmızı ışık saçan lambalar. Rengarenk görüntüler. Loş ışıklar. Barlar, Night Kulüpler, Masaj salonları. Onlarca yüzlerce.

Korelilerle Korece dışında ancak İngilizce ile anlaşabiliyorsunuz.

İngilizceyi de herkes konuşmuyor veya bilmiyor.

Restoran, otel, masaj salonu, gece kulübü ve barlarda mutlaka İngilizce bilene rastlıyorsunuz.

Biraz da meraktan olsa gerek bir iki akşam birkaç saatliğine de olsa gece kulübüne gittik.

Kulübün kapısında kravatlı takım elbiseli birkaç görevli.

Kapıdan içeri girerken bize bir şeyle söylediler.

Selam verdik ikinci kapıdan içeri girdik.

Orada yine kravatlı ve farklı renkten elbise giyen iki- üç görevli bizi karşıladı.

Onlara da Türkçe- İngilizce iyi akşamlar dedik, salona girdik.

Sahnede canlı müzik. Pistte bay- bayan 15- 20 kişi oynuyor.

Orta bölümde sanla hakim bir masada oturduk.

Birkaç dakika sonra, iki garson yanımıza geldi.

İngilizce olarak Türk olduğumuz söyledik. Garsonlar, biraz sonra bir bayan görevli ile yanımıza geldi.

Bayan görevli siparişimizi aldı, garsonlara söyledi ve ayrıldı.

Bir yandan sahnede canlı müzik yapan sanatçıya tempo tutarken diğer yandan salonda olup bitenlere bakıyorum.

Salonda 50 müşteri var. O kadar olmasa bile yarısından fazla farklı kıyafette garson var. Müşterilerin çoğu bayan. Garsonlar bayanların oturduğu masaya yaklaşıyor. Bayanlara bir şeyler söylüyorlar. Sonra bayanların kollarından tutup erkeklerin masasına götürüyorlar.

Kimileri oturuyor, kimileri oturmadan kalkıyor, masasına dönüyor. Garsonlar bir yerde çöp çatanlık yapıyor.

Gece kulübünde bir süre oturduktan sonra kalkıyoruz. Garsonlar ve kapıdaki görevliler eğilerek bizi uğurluyorlar.

Seul’de çok sayıda masaj salonu var. Masaj salonlarının bazılarında gerçekten masaj yapılıyor, bazılarında ise masaj ile birlikte aşk.

Seul geceleri gerçekten çok renkli ve romantik!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Eski bakanın ağabeyi, kiracısı tarafından öldürüldü16 Mayıs 2017 Salı 14:35
  • Acil servise baltalı saldırı16 Mayıs 2017 Salı 12:40
  • Sözde ve özde gazeteciler!14 Mayıs 2017 Pazar 13:08
  • Jetler vurdu, 10 terörist öldürüldü!14 Mayıs 2017 Pazar 12:00
  • YALNIZLIK SENFONİSİ10 Mayıs 2017 Çarşamba 17:00
  • Berat Kandili Mesajları: Edilecek ibadetler neler10 Mayıs 2017 Çarşamba 12:43
  • UFAK ŞEYLER09 Mayıs 2017 Salı 13:06
  • Boğazına 6 metrelik inşaat demiri saplandı08 Mayıs 2017 Pazartesi 17:54
  • 'Artık herkes 2019 hesabını yapmaktadır'07 Mayıs 2017 Pazar 12:23
  • İşte TSK'nın yeni süper silahı!07 Mayıs 2017 Pazar 12:21
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.