• BIST 89.644
  • Altın 335,574
  • Dolar 6,6029
  • Euro 7,2441
  • Trabzon 11 °C

KORKUYORUM

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

  Rusya Federasyonu devleti ile siyaseten karşı karşıya geldik. Türkiye'nin Nato üyeliğinin verdiği (ni sandığımız) haklarını kullanarak Suriye hava sahasında Rusya'nın bu sahayı bize kapatmasının kısıtını aşmayı umuyoruz.
  Türkiye benim vatanım. Onaylamasam da "başkanlık sistemi" ile idare edilen devlet de benim devletim. Türkiye'nin Suriye'ye niye müdahale etmek zorunda kaldığı meselesine Kılıçdaroğlu gibi bakmıyorum. Türkiye Irak, İran'la sınırlarımızın kesiştiği noktadan Hatay kıyılarımıza kadarki sınırımız boyunca vatan ve millet bildiğimiz varlıklarımızın bütünlüğünü korumak ya da ülkenin parçalanmasına razı olmak ikilemi arasındaydı çok uzun bir süreden beri. Bu mengenin arasına sıkıştırıldığımızı görmüyorsanız Türkiye'nin arazisi ve devleti ile bütünlüğünün korunması meselesine AKP karşıtlığı ile bakma histerisinin kaleideskopundan bakıyorsanız, nihai tahlilde Türkiye'yi parçalamak isteyen stratejistlerin oyuncağı haline düşmüşsünüz demektir.
                                               ****************

   Bunları söyledikten sonra, AKP'nin dış politikasının Türkiye devletini İngilizce'de "wishfull thinking" denen ki Türkçesini hayalleri gerçek sanarak düşünmek diye ifade edebiliriz, even "wishfull thinking" amatörlüğü sonucunda ülkeyi saçma sapan bir zaafiyete sürüklediğini de vurgulamak istiyorum.
  Çok basit bir sorum var. Rusya devleti ile, Suriye ve Irak'ta arazi bütünlüklerini istikrarlı bir şekilde koruyacak kendi devletleri oluşuncaya kadar, Türkiye'nin Kuzey Suriye'de askeri varlık bulunduracağı konusunda açık seçik bir anlaşma sağlamadan nasıl olup da S400’leri Rusya'dan milyarlarca dolar verip satın aldı Türkiye Cumhuriyeti devleti. S400'le şimdi Türkiye'nin dış politikasının amatörlüğünün anıtı olarak siyasi ve askeri bir çöp haline gelmiş olmasın?
                                              **************
 
  İşte bunun için korkuyorum. Korkum bilinçli. Yani Montaigne'nin en çok korkmaktan korkarım sözündeki gibi bilinç altı bir korku değil. Reel bir durum analizinin sonucunda aklımla duyduğum bir korku.
  Bana "ahlaksız" diye bağıran köpekçilerle bile baş edebilmekten aciz 79 yaşında bir TC yurttaşıyım. Yani kocamış aciz insanlar gibi dır dır etmekten başka bir eylem imkanım yok. Bu nedenle biraz şu anda olduğu gibi derin ve ciddi konulara dalarsam hemen kendime "Ey 79 yaşındaki yalnız yaşayan adam titre ve müziğe dön" diyorum. Şu an olduğu gibi. Ne mi dinliyorum? Gözünü sevdiğim çocuksu Mozart'ın anti-depresanlarından birini dinliyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.