• BIST 111.729
  • Altın 327,694
  • Dolar 6,1620
  • Euro 6,7569
  • Trabzon 17 °C

Korner atarlarken kalkanlı polisler korusun!

Yer KULAK

   Futbol karşılaşmalarından önce o ilde bir güvenlik toplantısı yapılır. Bu toplantıda, maç öncesi, oynanırken ve sonrasında alınacak tedbirler görüşülür. Bu toplantılarda kilit isim TFF temsilcisidir. Onun, istekleri ve söylemleri üç aşağı beş yukarı yerine getirilir.
 korner-atarken.jpg Trabzonspor- Fenerbahçe maçı öncesi yapılan toplantıda TFF temsilcisi, Fenerbahçe korner kullanırken, korner direğinin etrafında kalkanlı güvenlik görevlisi olmasını ister. Temsilcinin bu isteğine Trabzonspor temsilcisi Emrah Tok karşı çıkar. TFF temsilcisi ısrar eder. Daha sonra olay TFF yönetim kurulu üyesi Mustafa Hacıkerimoğlu’na aktarılır. Hacıkerimoğlu, anında maçın temsilcisini arar ve ne söylenmesi gerekirse onu söyler. Kalkanlı polis koruması olayı noktalanır.
Bu olay, aslında Fenerbahçe’nin TFF ve tüm kurullardaki hakimiyetini ve saha dışındaki etkinliğini de ortaya koyar. 
 
Sizce, Fenerbahçe korner atarken, korner bayrağının etrafında kalkanlı polis korumasının anlamı nedir? Cevabını biz verelim. Bu hamle saha içinde gerginliği arttırmak, seyirciyi tahrik etmek ve rakibin istediğini elde etmesidir. 
Geçmişte oynanan Fenerbahçe karşılaşmalarında genelde bu iş yapıldı ve İstanbul ekibi Trabzon’dan istediğini elde ederek ayrıldı. 
 
Bu sezon başta Fenerbahçe olmak üzere İstanbul kulüplerinin, Trabzonspor’u hedef yapmalarının ana nedeni; yönetimin ve farklı konumdaki Trabzonsporluların, Trabzonspor’un haklarını koruma duruşudur. İstanbul’un sıkıntısı budur!

Dolmuşlarda Kartla ödeme!

dolmuslarda.jpg  Trabzon’daki dolmuş sistemi baştan aşağı değişiyormuş. 61saat internet sitesinin haberine göre, dolmuş sayısında azaltılacakmış, minibüslerin kapasitesi 17+1 olacakmış, dolmuşlar istedikleri yerde indirme bindirme yapamayacaklarmış, durakların haricinde yolcu alamayacaklarmış. Mevcut bir minibüse bir yarım ortak daha eklenecekmiş. Dolmuşlarda nakit ödeme sistemi kalkacak ve kartla ödeme yapılacakmış. Bazı hatlarda belediye otobüs sayısı azaltılacakmış…
  Hatlar, güzergahlar ve yeni araçlarla ilgili yapılacak tüm değişimler için üniversiteden rapor alınacakmış. Dolmuş sistemi ve kent içi trafiği ile ilgili taslak bu şekilde imiş…
 
Bir kere şunu belirtelim, Büyükşehir, küçük şehir fark etmez Belediyeler, 5393 sayılı yasaya göre sağlıklı su temininden, imardan, altyapıdan vs olduğu gibi ulaşımdan da sorumludur. Belediyelerdeki ulaşım planlamasında, şoförler odası vs. gibi derneklerin ne yetkisi ne de sorumluluğu vardır. Ulaşımdaki planlamayı belediye yapar, özel halk otobüsü imiş, dolmuşmuş, taksiymiş hepsi buna uyar, uymak zorundadır. 
 Trabzon’daki trafik keşmekeşliğinde, ulaşımda bugünkü belediye yönetimlerini suçlamak ve eleştirmek yanlış! Sorun dünden bugüne geliyor! Plansızlık, imar yanlışlıkları, kötü şehirleşme, artan araç sayısı, otopark ve yolların yetersiz oluşu ve daha onlarca neden!

  Bugün Trabzon ilinin ve Ortahisar ilçesinin ana sıkıntısı, ulaşım mastır planı ve yol sorunudur.
 
Karadeniz Sahil yoluna alternatif Beşikdüzü girişi ile Of çıkışı arasında 70 km.si tünel geçişli 77 km.lik güney ekspres otoyolu yapılmadan, sahil yolundaki sıkıntıyı giderme ihtimali ve şansı yoktur. Raylı sistem, köprülü kavşak milli servetin heba edilmesidir. Sorunu asla çözmez.
                                                   **********
 
Ortahisar ilçesine gelince, Gazipaşa-Boztepe hattı gidiş-geliş açılacak. Maraş caddesi ya tek şerit olacak ya da trafiğe kapanacak. KTÜ kampüsünden dışarı adımını atmayan kent sokaklarını arşınlamayanlar profesör değil ordinaryus olsalar hazırlayacakları raporlar bize göre hikaye! Taslaktaki önerilerin çoğunu olumlu buluyoruz. Ancak,  Gazipaşa-Boztepe hattı açılmadan, Maraş Caddesi kapatılmadan veya tek şeride indirilmeden, kent içi ulaşım güzergahı planlanmadan bu taslak bir işe yaramaz!

Alman seyyah Karl Koch’un Doğu Karadeniz izlenimleri!

alman-seyyah-001.jpg  Ünlü Alman seyyah Prof. Dr. Karl Koch, 1843-44 yıllarında Doğu Karadeniz Bölgesini adım adım gezdi, gördüklerini yaşadıklarını yazdı. Araştırmacı, çevirmen, yazar Mehmet Nuri Sunguroğlu da, Alman seyyahın yazdıklarını günümüz Türkçesine çevirdi.  
 
Mehmet Sunguroğlu, çevirilerini sosyal medyada Trabzon’dan esintiler grubunda bölüm bölüm paylaşıyor. Karl Koch, eserinin 45. bölümünde Çoruh vadisindeki Mohurgut köyünü ve sakinlerini anlattı…. İşte o bölüm;
  ‘Parlak ay ışığıyla yürüdüğümüz yolda yan vadide olan Mohurgut köyüne varmıştık. Üç mahalleden oluşan Mohurgut köyünün bir mahallesi vadinin üzerinde çayırlık bir alandaki terasların üzerindeydi.
 
Geleceğimizi bilen Müsellim kalacağımız yeri de hazırlatmıştı, bu bir Ermeni ailesiydi. Sanırım Müsellim kendi inancından olan bu aileyi bilerek seçmişti ki, bize daha iyi hizmet versinler diye. Netice de dini bakımdan ortak yanlarımız vardı. Ama Müsellim yanılmıştı, aynen benim çok defalar yanıldığım gibi.
 
Ermeni ev sahibi aceleyle en güzel halılarını çıkarıp serdikten sonra bizi daha iyi ağırlamak için yardım istediği Ermeni komşuları da bolca yumurta, süt ve ekmek getirdiler. Her şey çok güzeldi, Ermeni aile bize en iyi hizmeti vermek için çaba harcamaktan geri kalmıyordu, ta ki Müsellim Efendi gidene kadar. Sabahleyin kalktığımızda kahvaltı için masada vaatlerden başka bir şey yoktu. Bu durum benim için hiçte yeni değildi. Müstesna olan nadir ve onurlu insanların dışındaki Hristiyanlar, ama özellikle Ermeniler; Müslümanlar kadar ahlaklı değillerdir, bunu hep yaşamış görmüştüm. Doğu halklarının arsızı hırsızı, şeytana tapanı da misafirperverliği kutsal sayarken bunlar mecbur kalmadıkça bu kutsal meseleden kaçarlar.
 
Kafkas dağlarında yaşayan halklar misafirperverliğe ihanet etse kendisini kayadan atarak cezalandırır. Bir Çerkez ailesi misafirlerine kötü davranmak yerine ölüme razı gelir. En fakir Türk ailesi yaşadığı sefil kulübesine misafir gelse kendisini mutlu hisseder ve neyi varsa ortaya döker. Ermeniler misafirlerini güler yüz ve vaatlerle karşılarlar. Ancak misafirinden umduğu yararlanmayı bulamazsa onu aç bırakır. Tüm seyahatim boyunca Ermenilerin daha iyi ve zengin evlerinden ziyade sefil Türk köylerini ziyaret etmeyi tercih ettim.
  Çoğunlukla yamaçlara dayalı güzel ve donanımlı yapılmış ahşap evleri olan Mohurgut köyü, Halkının Müslüman ve Ermeni, az da olsa Yunanlılardan oluşan 200 haneli, 1000 -1200 kadar nüfusuyla büyük bir köy.
 
Yamaçlara dayalı yapılan evlerin zemin katı yol hizasından başlayarak toprağa gömülür ve çiftçilikte kullanılan aletleri buraya koyarlar, ya da depo olarak kullanırlar. Üst katın ön kısmı zemin, arka tarafı toprağın üstüne kurulan bu evlerin duvarları üst üste dizilen kalın ağaçlardan örülür ve kısmen de ahır olarak kullanılır. Evlerin kapıları doğal olarak arkada veya dağ tarafındadır. İnsanların yaşadığı üst kat dediğimiz alçak tavanlı bu evler çok defa ahırlardan farkları yoktur. Genellikle ailelerin tüm mobilyaları halılardan oluşur ve birçok evler bütün aile için sadece tek bir odadan ibarettir. Birçok evlerin duvarları dışında üstü kapalı çıkmaları vardır ve yaz aylarında geceyi burada geçirirler.
  Not: Artvin, Yusufeli ilçesinin Mohurgut köyünde 1843'de olduğu gibi 1915-18 savaş yıllarında yaşayanlar, hatta savaşa ve isyana karışanlar var, bu bir tarihi gerçek. Ancak bu köyün eski ve yeni adını bulamadım. 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.