• BIST 90.541
  • Altın 193,723
  • Dolar 4,8453
  • Euro 5,6837
  • Trabzon 27 °C

KRAL SOSA’NIN MİDE SPAZMI!

H. Kamil Ataman

         Sosa, kaliteli bir futbolcu… Futboluna tek bir söz söylenemez. Trabzonspor’a geldiğinde tüm taraftarlar gibi bende zevkten dört köşe olmuştum.

                               Sosa, Arjantinli bir futbolcu… Futboldan para kazanmaya başlamadan önceki hayatını, ekonomik durumunu, ailesini bilmiyoruz! Dışarıdan bakıldığında “şımarık” bir tip değilmiş gibi görüntü veriyor. Ama Trabzon’a geldiğinden beri yaptıkları bu düşüncemi değiştirmiş durumda!

                               Milyonlarca Euro verilerek transfer edilen bir futbolcu, aldığı paranın karşılığını vermek zorunda, takımına katkı sağlamalı, arkadaşlarına “maestro” olmalı.

                               Ama Sosa bunların hiç birini yapmıyor!

                               Kulübe her gün sıkıntılar çıkardığı duyumlarını alıyoruz! Sosa, Trabzon’da oturabileceği bir ev aradı ama kendisine gösterilen hiç bir evi, villayı, beğenmedi ve otelde kalmayı tercih etti. Geldiği günden beri Trabzon’un en güzel otelinin “kral dairesinde” kalıyor. Buraya aylık ödenen ücret 150 bin lira! 2 aydır kaldığı otele 300 bin lira borç yapılmış! Trabzonsporlu yöneticiler, bu parayı çok bulmuş ve otelin sahibinden rica etmişler, O’da borcu bir kalemde silmiş.

                               Gelelim Sosa’nın mide spazmı geçirmesine…

                               Tarih: 16 Kasım… Osmanlıspor maçına üç gün var. Gazeteler; “Sosa mide spazmı geçirdi, idmana çıkmadı.”diye haber yaptılar. Buraya kadar her şey normal gözüküyor.

                               Tarih: 15 Kasım… Spazm geçirdiği için idmana çıkmadığı günün bir gün öncesi. Yer: Kaşüstü Akasya Konakları. Saat 17.oo ve Sosa siteye giriyor ve kaleci Esteban’ın evine gidiyor. Ardından Castillo, Onazi, Bongonda, Rodallega, Pereira geliyor. Masalar kuruluyor ve mangal partisi başlıyor. Neşe içerisinde başlayan mangal partisi gecenin geç saatlerine kadar sürüyor. Sabah olduğunda site görevlileri, Esteban’ın evinden sabah çöpü almaya gidiyor; boş şarap, boş şampanya ve çok sayıda boş bira şişeleri topluyor!

                               Ertesi günde “mide spazmı” geçiriyorum bahanesiyle de Sosa idmana çıkmıyor! Yediklerinden dolayı rahatsızlanmış olsa, diğer futbolcularında aynı şikayet de bulunmaları gerekirdi! Demek ki sorun, yediklerinden değil, içtiklerinden kaynaklanmış!

                               Yönetim kurulu bu olayı abarttığımı zannedebilir! Teyit almaları çok kolay… Çünkü mangal hizmetini, servis hizmetini yapan kişide kulüp personeli!

                               O kişiyi bulup sorsunlar!

----------------

 

                                                                BABA N’DOYE…

                               N’Doye, İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde 3.15 milyon Euro’ya transfer edilmişti. Trabzonspor’daki 3.sezonu… Yıllık 2,5 milyon Euro’ya anlaşmıştı ama sonrasında bu rakam 1,7 milyon Euro’ya çekildi. Feda yaptım, ücretimi indirdim diye övünen Türk futbolcularına da güzel bir örnek olmuştu.

                               N’Doye, çok üst düzey bir futbolcu değil ama elinden geleni yamaya çalışan bir futbolcu. Forvet olarak alındığı için her maçta gol atması bekleniyor! Aslında N’Doye forvet değil, forvet arkası oynayacak yetenekte… Son Osmanlıspor maçında Burak’a yaptığı asist ise jeneriklikti.

                               Geldiği ilk sezonda çok verimli olamadığı bir gerçek… Acımasızca eleştirilere maruz kaldı ama ne kırıldı ne de yıldı; çalıştı, çalıştı, çalıştı ve formayı tekrar kapmayı başardı.

                               N’Doye ile komşuyum ama hiç muhabbetim olmadı, sadece selamlaşıyoruz. İdman ve maç sonralarında hemen evine geliyor ve dinlenmeye çekiliyor. Müslüman ve dininin gereklerini de yapıyor, namazında-niyazında.

                               İyi bir aile babası ve iyi bir eş… Yardımsever. Kibirli değil, kendini beğenmiş hiç değil, sıradan bir yaşantısı var.

                               N’Doye bu yıl evinde tek başına yaşıyor, çocukları ve eşi Trabzon’da değil. Kocaman evde tek başına yaşıyor, gelen gideni yok sayılacak kadar az, bazen futbolcu arkadaşları geliyor.

                               Bu sezona girerken biraz kilo sorunu vardı ama o konuyu da halletti. Koşu bandı dahil bir sürü spor aleti aldı ve evini “fitness salonuna” çevirdi. Bazen sabahın erken saatlerinde çalıştığına şahit oluyorum, evinin salonun da koşu bandına biniyor.

                               Çok sempatik, sevecen ve arkadaş canlısı…

                               Bu sezon ortaya koyduğu futbol ile taraftarında gönlünde taht kurdu.

                               Kulüp personeli ve futbolcu arkadaşları O’na “BABA” diye sesleniyor.

                               Helal olsun sana “ BABA N’DOYE.”

                                

---------------------------

 

                                                               EKRANLARIN İBLİSİ!

                               “Beyaz Futbol” programında Rasim Ozan Kütahyalı denilen “gazeteci müsveddesi” yeni bir rezalete daha imzasını attı!

                               Bu “zat-ı rezil”, Pazar akşamı programda, “ Apo, bana ‘KUSTURMALI BOŞNAK SAKSOSU’ yaptın, seni affetmeyeceğim.”diyerek güya espri yaptı!

                               Program partnerlerinin gözünden kaçan bu olay, Batı Trakyalıların ve Boşnakların gözünden kaçmadı. Beyaz TV Yönetimi telefon sağanağına tutuldu, telefonları kitlendi.

                               Beyaz TV Yönetimi, hemen “bu içi boş, ağzı pis rezilin” işine son verdi!

                               Bu rezilin, televizyonlarda herkese her şeyi söyleme cesaretini kimlerden aldığını bilmiyorum ama sırtını hükümete, özellikle Cumhurbaşkanı’na dayadığını bilmeyenimiz de yoktur!

                               Bu sefil, programlarda; geğirir, esner, küfür eder, yellenir, bağırır-çağırır, tehditler yağdırır… Savcısına, bakanına, polisine, askerine, bürokratına hiç çekinmeden posta koyar, canlı yayında devlet görevlilerine bağlanır ve fırçayı basar ve kimse cevap veremez!

                               Cinsel uzuvlardan hiç utanmadan, sıkılmadan, arkadaşlarının uyarmasına rağmen aldırış etmeden bahseder, insanların isimlerinden cinsel ifadeler çıkararak alaylı şekilde bahseder, güler, kahkahalar atar!

                               O kadar şımarmıştı ki kimse önünü alamıyordu! Bu sefer “ kazın ayağı öyle değil.” Öyle bir duvara tosladın ki aklını başından alacaklar!

                               Gaf, iş kazası, yanlış anlaşılma gibi bahanelere sığınamayacaksın, cezanı çekeceksin! Bu kadar hayasız, arsız, küstah, şımarık, patavatsız, terbiye yoksunu nasıl olabilirsin?

                               Seni şimdi programlarda şişirenler kurtarsın da görelim! Ahmet abin, Sinan Abin, Apo Abin, Ertem Şener kardeşin bak hemen seni sattılar!

                               1994 yılında bir programda Güner Ümit, hamile partnerine; “Sen kızılbaşlar gibi babandan mı aldın o çocuğu?”der, yasak gelir ve bir daha televizyonlara çıkamadı.

                               Bu örneği vermemim sebebi şu; bu “ekran iblisinin” televizyonlara çıkmaması yeterli bir ceza değildir, gazeteciler cemiyeti gereğini yapmalı:

                               KALEMİ KIRILMALIDIR!

                              

--------------------

UĞUR'A MEKTUPLAR

 

                                                               FAROZ’DAKİ BARINAKLARI YIKAMAZSINIZ!

                               Faroz, Trabzon’un simgelerinden birisidir. Farozlular için ise balıkçı barınakları simgedir. Bu “balıkçı barınaklarına” bizler “BALIK DAMI” deriz.

                               Faroz’un simgesi olan bu balık damlarını yıkmak kolay iş değildir! Hele hele her “Babayiğit’in” harcı hiç değildir!

                               Yapıları uygun olmadığı için yıkım kararı alınmış! Yahu ne komik durumlara düşüyorsunuz ya! Trabzon’da yapıları uygun olmayan yüzlerce bina var, işletme var… Bunlara neden yıkım kararı alamıyorsunuz? Bu yapıları yıkmaya gücünüz yetmiyor mu?

                               Faroz’daki balık damlarını yıkmak bir tarihe son vermektir. Faroz, hala mahalle özelliğini kaybetmeyen ender mahallelerden birisidir. Kadını-erkeği, küçüğü-büyüğü hepsi bir arada yaşar.

                               Balık ise onların yaşam kaynağıdır. Sabahın ilk ışıklarında teknelerine biner ve denize açılıp kısmetini kovalarlar. Yiyecekleri balığı ayırır, geri kalanı ise hemen damlarda satarlar. Piyasanın da ucuzuna satarlar. İnsanlar, gidip orada balıkçıların denizden dönmesini bekler ve o arada sohbetler ederler… Çaylarını içer, simitlerini yerler.

                               Farozlular, akşamlarını da bu damlarda geçirir, arkadaşlarını ağırlarlar, sofralar kurarlar. Kadehler tokuşturulur, şarkılar söylenir, anılar yad edilir. Kadın-erkek birlikte oturulur.

                               Faroz balıkçı barınaklarını yıkamazsınız! Orası bir kültürü temsil eder…

                               Orası Trabzon’un kalbidir… Kalbimizi kıramazsınız!

 

                 

-------------------------

                                                               ANLAYANA…

“ ÖDEDİĞİNİZ VERGİLERİN HESABINI SORMAK DEMOKRASİNİN TARİFİDİR.”

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.