• BIST 110.377
  • Altın 155,810
  • Dolar 3,8543
  • Euro 4,5433
  • Trabzon 23 °C

KÜÇÜK KIZILDERİLİ ÇOCUK

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Sunay Akın’dan duymuştum size de aktarmak istiyorum.
“1957 yılında Amerika’nın güneyine üs kuran NASA orada incelemeler yapar. Bir gün Kızılderili bir çocuk onları fark eder. Ve çocuk büyükbabasına haber verir.
-Beyaz adamlar gördüm. Aşağıda vadide bir şeyler yapıyorlar ve çok fazlalar.
Yaşlı adam: ‘Onlarla konuştun mu’ der.
-Hayır beni görmediler. Ben büyük tepenin üzerinden izledim onları.
-O zaman yarın yanlarına git ve ne aradıklarını sor.
Küçük Kızılderili diğer gün yola koyulur. Ve beyaz adamların yanına gider. Beyaz adamların bir kaçı başını okşar. Çocuk onlara neden geldiklerini sorarlar.
-Hani geceleri gökyüzünde parlayan bir şey var ya biz onu gözetliyoruz.
-Ayı mı? Peki! Ama neden?
-İleride, buradan oraya adam götürebilmek için.
Küçük Kızılderili şaşkınlığını gizleyerek ‘anladım’ der. Ve büyükbabasına giderek olayı anlatır. Büyükbaba kendi dilince bir şeyler yazar ve bu notu onlara iletmesini ister. Ve derki:  
-Bu notu büyükbabam gönderdi de. Oraya yani aya gittiğinizde bu notu oradakilere verin dedi dersin.
Çocuk kendisine söyleneni aynen yapar. Ama oradakiler çocuğa çok güler. Yırtık bir deri parçasında neler yazdığını okuyamayan Amerikalılar. Günden güne merak içinde kalır ve tercüman çağırmaya karar verirler. Tercüman kağıt parçasını okur ve ağlar.
Notta şunlar yazmaktadır
“Bu adamlara dikkat edin. Elinizden topraklarınızı almaya geliyorlar.”
***
Şimdi de zurnanın zırt dediği Amerika ilişkilerine bakalım.
İlişkimiz birbirimize takıntılıdır.
İlişkimiz bir siyah, bir beyazdır.
İlişkimiz hep kapalı kapılar ardındadır.
Ne derse yapmamızı isteyendir.
Olur da hayır dersek. Vay aman vay…
Hemen kendimize gelmemiz için ambargo, vize yasağı vs gibi dayatmalar getirendir.
Bizi kendimize getirmek için her türlü zorbalık ve zorluk yapandır.
Zaten ABD ile baştan beri ilişkimiz birbirine uygun değil ki.
O zengin biz fakiriz.
Zaten birbirimize uygun olsaydık, Sürekli hayır der miydi bize.
Ama inatla kovalamacası bir türlü bitmedi gitti.
Bazen bir umut doğar içimize. Gülümser, sırtımızı sıvazlar, görüşme talep eder. Sıcak davranır. Seviniriz hemen çocuklar gibi.
Hep kaçan balık modelini oynar. Kaçan balık büyük olur ya.
Yeni yıla şurada ne kaldı ki? İki buçuk ay. Yeni yıl arifesinde gözden geçirmemiz gereken bir ilişkimiz var.
Hayır! Cevabını ve tepkilerini gözden geçirme zamanı.
Bu kadar yıldır bir küs, bir barış. Savaş naralarına kadar getirilen bizler, biraz düşünmeliyiz artık.
Gurumuza dokunacak ne çok hadise yaşadık ve görmezden geldik.
Şimdi de yığın evrakla evet cevabının gelmesini beklediğimiz vize yasağı ile gündemde ABD…
Özgürlükler ülkesi ABD diye tutturanlara ve de orada mutlu, huzurlu ve de özgür olduğunu söyleyenlere bu da kapak olsun.
Türkün Türk’ten başka dostu yoktur.
Hani ölmeden önce yapılması gereken elli şey gibi başlıklar vardır ya. Zaman zaman yayınlanır. O elli şey arasında bundan sonra ABD diye bir ülkeye gitme “YOK” artık.
Unutmayın mutlu sonlar sadece Amerikan filmlerinde olur.
Filmlerin kurgusunu, senaryosunu yazan da hep onlardır. Tıpkı “yenidünya” düzenini kurguladıkları gibi…
Milli mücadeleyi unutmayın!
Emperyalizme karşı yapılan mücadeleleri unutmayın!
ABD 50’lerden sonra başımıza musallat oldu bunu da hiç unutmayın!

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.