• BIST 110.115
  • Altın 272,881
  • Dolar 5,7673
  • Euro 6,4129
  • Trabzon 12 °C

Kullanım süresi dolmuş!

Yer KULAK

  AKP’de her ne kadar kazan-kazan politikası yürürlükte olsa da, partide asıl kazananlar milli görüş eksenindeki gruplarmış… Bu ifadeler, partide ilçe ve il yönetimlerinde yer alan bir isme ait. Doğru Yol Partisi’nden AKP saflarına katıldığını söyleyen eski yönetici, “Partide benim gibi merkezden veya sağ hatta sol kulvardan gelen kişiler, parti kurullarında görev alsalar da hiçbir zaman milli görüş ve tarikatlara yakın isimler kadar etkili olamıyoruz. Partimizi yöneten ve yönlendirenler imam hatip çıkışlı isimler” dedi.
İl Başkanı Haydar Revi’nin ‘kullanım süresinin’ bittiğini öne süren eski yönetici, “Muhammet Balta’nın çıkışı, Revi’nin işinin bittiğini işaretidir. Haydar Revi bu saatten sonra ne yaparsa yapsın aday gösterilmesi mümkün değildir.  İl Başkanlığı için zaten isim de belirlendi. Gençlik kolları kurucu başkanı Selahattin Çebi ismi üzerinde mutabakat sağlandı. Yeni dönemde il başkanı Çebi’dir” iddiasında bulundu.
Bu arada il başkanı Haydar Revi’ye yakın bir internet sitesinin haberine göre, Revi, Ankara’da temaslarda bulunmuş ve genel merkezden ‘göreve devam’
oluru almış.
  Haydar Revi, AKP’nin ülke genelindeki en başarılı il başkanlarından biridir. Revi’ye yeni dönemde görev verilmemesi bu gerçeği ortadan kaldırmaz. O nedenle, ‘Haydar Revi’nin kullanım süresinin dolduğu’ şeklindeki söylemleri doğru bulmuyoruz. Haydar Revi, aday olmasa da AKP Trabzon teşkilatının abisidir.
                                           **********************
 
   İbn-i Haldun devletlerin de insanlar gibi olduğunu söyler; doğar büyür gelişir ve çökerler. Osmanlı Devleti tarihsel konjonktürde müsait yer ve zamanda gücü ele geçirdi. Büyüdü, gelişti ve çöktü.
  Geçmişte bu çöküşe giden yolu Osmanlı aydınları ki çoğu Türk asıllı değildir eş zamanlı değerlendirdi. Çöküşün temel nedeni devlet mekanizmasında gelenekten ayrılmak ve dinden uzaklaşmak olarak görüldü. Ladini bir devletten şeriata tabi devlete dönmek benimsendi. Ama bu iktidarın din adamlarınca da değiştirilebilmesini getirdi sadece. Osmanlı Kadızadeli hareketinden Derviş Vahdetiye devleti dinileştirmeye çalışanların, gelişme ve güçlenmenin gerçek mahiyetini bilemeyenlerin sayesinde çöktü. İttihat Terakki içlerinde gayrimüslim, gayritürk unsurlar olsa da modernist ve devleti güçlendirmenin bilimle olacağını öngören bir hareketti. Çökmekte olan Osmanlı’yı ayakta tutabilmek için her sahada savaştılar. Kaybedince kaybın mesulü modernistler ve modernite düşüncesi oldu. Modernite karşıtı unsurlar şeriat ve halife taraftarlığında birleşerek emperyalizm yağcılığı yaptı, dinci olmasına karşın. Modernist tarafın içinden doğan Kuvvayi Milliye Anadolu isyanını başlattı. Halkı arkalarına alabilmek için dini ve hilafeti kullandılar. İktidarı ele geçirince dinin devleti mahvetmekte kullanılması halini yaşadıklarından dine, dini siyasette kullanmaya karşı savaştılar. Müthiş bir çaba ile Türk Devletini kurdu ve yücelttiler. Ama geçmiş hamasetini ve dini değerlerin yüceltilmesini kullanan dinciler adım adım ilerleyerek moderniteye karşı ayaklandılar. İktidarın bir kısmını ele geçirdiler. Şimdi hazırlandıkları kesin hedef İslam Devrimidir. İktidarın tamamı için bu gereklidir. Modernite yanlılarınca yolsuzluk olarak değerlendirilen her türlü iş, “tam iktidar” hedefine ulaşmak için araçtır.
Bu gerçekleştiğinde Türkiye Cumhuriyeti devleti çökecektir.
Osmanlı İslam’a döndükçe ve kurtuluşu dinde aradıkça battı, Türkiye Cumhuriyeti aynı yolda ilerliyor ve korkarım ki çökecek.
Osmanlı 6 asır dayanabildi, T.C. bir asırda bitiyor.
Gelişme ve güçlenmenin dinle alakası yoktur. (Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

                                    ***********************

   İnsan öldüğünde beyninde zihni oluşturan bütün kayıtlar silinir. Ben "Sarı Çizmeli Ahmet Ağa" dediği bilinci biter. Yaşarken dışsallaştırdığı izler başkalarının zihninde hatırlandığı sürece zihninin dışsallaştırılmış ürünleri yaşar. "Ben" dediği varlık yaşamaz. Buna inanıyorum.

  Yaş gelmiş 78'e. Yaşamayı seviyorum. İki gerçekten beğendiğim ve saygı duyduğum evladım ve beş torunum var. Onlarla birlikteliğimin uzakta olduklarında bile verdiği sonsuz doyum ve hazzı, köpeklerimi, ağaçlarımı, bahçeyi, kimliğimin sosyal zeminini var kılan arkadaşlarımı, yaşadıklarımın yaşayan tanıklarını düşünerek yaşamayı, rüya görmeyi, rüyalarımı yazan bilinç altımdaki kaçık dahinin bana gösterdiği filmleri, yaptığı yorumları, anlattığı masalları şaşkınlık ve çok kere hayranlıkla izlemeyi seviyorum. Yani Alzheimer olmamak ve yatakta bakım gerektiren duruma düşmemek kaydı ile yaşamaktan ne yalan söyleyeyim memnunum.

Ama, aort ve mitral kapaklarım bozuk. Henüz bir kalp yetmezliği eşiğine gelmedim galiba. Yaş 78. Ve ömrümün keyfini çıkartabileceğim geri kalanının her yaş günümde kısaldığını da biliyorum. Tik tak, 78, belki 79, 80 i görür müyüm? Falan filan.

  Bunu kafaya takmamak için arada bir komikliği vuruyorum günü yaşamayı. Aklıma gelen şarkıları türküleri çok kere bilerek bozarak ... bazen doğru söylemeye çalışarak söylüyorum. Komşular da duyarsa duysun rahatsız olmazlar rahatlığı ile. Tekerlemelerim var. "Ah benim dertli başım, kara bahtım, kör talihim" bunlardan biri. Bir de "annem beni yetiştirdi bu günlere gönderdi, oğlum aman dikkat et dedi, bu dünya manyaktır, başına bir iş getirinsin bak ..."! da bir başkası.

  Komedi olarak görürseniz hayatı, ebediyen sonsuza dek, bir miyar, 10 milyar, 1000 milyar yıl "cennette yaşamak, kadından hoşlanan erkekseniz hurilerle erkekten hoşlanan erkekseniz gılmanlar kevser şarabı içmek gibi bir hevesin saçmalığını göz ardı edecek basireti bulma şansınız oluyor.

  Babam uzunca yaşadı. 86 yaşında öldü. Son iki yılında Alzheimer olmadı. Ama "bunadı" dedikleri durumda bilinci bazen geldi bazen gitti. Bana sevgisini ve güvenini bu son iki yıl içinde gösterebildi. Annemden korkusunu yenmiş olduğu için bu döneminde. Bir gün elimi tuttu. "Yahya bu dünya çok güzel nasıl bırakıp gideceğiz" diye sordu. Bütün çocuksu içtenliği ile. Ben de "gelip de gitmemiş olan varsa dert edersin, sana gitmeyeceksin sözü veren oldu muydu?" dedim. Rahatladı. Doğru söylüyorsun dedi. Annem de babam da uzatmadan, kimseye muhtaç kalmadan, bakılarak, haysiyetli kalarak öldüler.

  Ben yaşamaya devam ediyorum. Şimdilik. Burada ev gerçekten sıra dışı. Büyük emek ve zevk var. Benim bir fantezimdi. Ne şanslıyım ki gerçekleştirebildim. 1991 den beri de evin ve bahçenin keyfini çıkarıyorum. Bir teneke içinde getirip diktiğim iki karış boyunda mazılar, çamlar devasa ağaç oldu. Gidip okşuyorum. Konuşuyorum onlarla. Bazen gövdelerini, yapraklarını öpüyorum.

(Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.