• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Trabzon 13 °C

KÜLTÜR GENİ

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Kimileri düşünceleriyle, kimileri icatları ile kimileri erdemi, kimileri yeteneği ile kimileri ise sanatı ile imza atar dünyaya.

Kimisi de “ne işim var lan benim burada” kitabıyla İstanbul macerasını anlatır.

Son dönemde Türkiye’ye hem çalışmak, hem de kısa yoldan köşeyi dönmek için gelen çok sayıda yabancı var; Almanya’dan gelen, Rusya’dan gelen, Afrika’dan, Arabistan’dan gelen yüzlerce yabancı insan. Bugünlerde ise, kendi ülkelerindeki zulümden kaçıp İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da yurdun her bir tarafında mesken tutmuş Suriyeliler var tabi ki.

İçlerinde sanatçı, gazeteci, yazar, doktorlar, futbolcular vs var; En çok da Suriye’den gelip sokaklarda dilenen var.

Sayılarını bilmiyorum ama burada bizim vatanımızda yaşamaktan çok memnun oldukları kesin. Gelen gitmiyor. Hatta o kadar sahipleniyorlar ki bizleri; Ekranlarımız onlarla coşuyor.

Bizden olanlar da yurt dışına çıkıp hayatını kurtarmaya çalışıyor; İşte böyle bir yaban çelişki!

Çok fazla kaide ve kuralın olmaması bazı yabancılar için Türkiye’yi cennet haline dönüştürüyor.

Kahramanlık destanlarını uzaktan dinlemiş bir nesil olan bizler ülkemizin kadir ve de kıymetini bilmezken elin yabancısı Türkiye cennet diye ülkemize gelip bizlerden daha çok ülkemizi sahiplenir oldu.

Öyle ki Türkiye’de yaşarken evlenen ve genetiğimizi değiştiren yabancılar bile var. Trabzon’a son dönemde gittiğimde artık açık tenli, güzel gözlü ve hatta burunları mükemmel çocuklarla karşılaşıyorum.

Bu olay bir vücutta iki insan gibi; Sanki birbirini tanımayan zıt kimlikler.

Kimlik uyuşmazlığı gibi; Hem değişik hem de enteresan.

İleride belki 20 yıl sonra nasıl bir sonuç doğuracak bekleyip göreceğiz; Tıpkı doğu ve batı sentezi gibi. 

Biz GDO’yu sadece mısırda soyada, sebzede, meyvede var biliyorduk ama iş öyle değilmiş. İnsanda da yeni tür canlılar ortaya çıkabiliyormuş.

Gerçi bizlerin içinde olup her döneme göre tip ve karakter değiştiren çok canlımız var. Ama konumuz yabancılar. İçimizde olan bazıları da bize yabancı ama kimliklerinde maalesef T.C vatandaşı yazıyor.

Yabancılar ülkemize gelip adetlerini ve genetik özelliklerini de beraberinde getiriyor.

Yabancıların bir dediği iki edilmezken bizler etkisiz elemanlar olarak ülkemizde yabancılaştırılıyoruz.

Trabzonspor’un eski oyuncularından Şota geçenlerde katıldığı bir şov programında Karadenizlilerle ilgili espri bile yaptı. Ve seyirciye ne kadar da espritüel bir sporcu olduğunu bir dönem yaşadığı şehrin insanlarının özelliklerini anlatarak gösterdi.

Olumlu olan her şeyi dışımızda aramak, coğrafyamıza yaptığımız en büyük haksızlık olsa gerek. O zaman elin adamı gelir senin topraklarını konuşlanır, dalga geçer ve buna da şaka der.

Tıpkı geçenlerde sessiz sedasız kaybettiğimiz deha Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu’nun dediği gibi “Kültür genleri ırk genlerinden daha önemlidir”

Vatanını milletini kendinden daha az sever bir millet olduk. Vatan ve millet kelimeleri sadece ve sadece prosedürde kaldı.

Türkiye’de Tanzimat’tan bu güne kadar yaşanan gelişmeleri, hep batılılaşma diye nitelendirdik. Batılılaşmak batılının gelip ülkeme konuşlanması mıdır; Tabi ki hayır.

Biz batılılaşmaya hep batı gözlükleri ile bakıp yorumlamaya çalıştık. Oysa batı bizim geleneklerimizden çok uzakta.

Biz daha kentte yaşamayı çözemezken batı uzaya gidiyor. Sorarım size biz nasıl batılılaşırız?

Gelen her yabancıya da gülümseyip buyur der olduk. Yeter ki batılılaşalım.

Gerçi bu günlerde daha çok oryantalizm yani yakın ve uzak doğu kültürlerini kucaklar olduk. Kısmet bir de çekik gözlü ve esmer tenli neslimiz olursa işte o zaman renklerin dili ve bütünleşmesini daha net görür oluruz.

Ülke olarak biz daha kendi içimizde homojen değilken, Kürt, Laz, Alevi diye sınıflara ayrılırken dışarıdan gelip, ülkemizde saltanat kurup ünlü olanlarla nasıl aynı yapıya sahip olabiliriz?

1956 yılında Rockefeller, “Az gelişmiş ülkelere yapılan yardımda özel amaç, o ülke ekonomilerin kilit noktalarını ele geçirmektir”  demişti.

Mustafa Kemal Atatürk ise, “Sakın kapıyı aralık bırakmayın, farkına varmadan ardına kadar açılır” demiş; Bugünleri görerek ve ön görerek.

Bugünlerde bir anket yapsak acaba hangi ülke insanına daha yakın oluruz?

Her şeye dışarıdan bakıp sanki içimizdekiler gibi bizimle anlaşmak isteği, hiç tanımadığı yüzlere bakıp bizdenmiş gibi davranmak, çemberin dışında olup çemberin içindekine gülümsemek ne kadar gerçeğe aykırı hal ve davranışlar.

Aslında her şey normalmiş endişe yok. Sadece biz içimizde bütünleşemezken dışarıdakilerle nasıl her şey normalmiş gibi geçiniriz bunu anlayamıyorum. Belki problem bende kim bilir?

Yıllarca birileri bizlere masum taklidi yaptı ve şeytanla dost olduk ve bugünlere geldik.

 

   

 

 

 

 

 

 

 

  

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.